Öğle13:07·İkindi 16:43 İstanbul26°·Parçalı bulutlu Nöbetçi eczane:Adalar 8 Eylül 2026, Salı
Ara
Mithat Paşa
Sadrazamlar · Dağılma dönemi

Mithat Paşa

مدحت پاشا

Ahmed Şefik·Midhat Paşa

Sadaret 1872-1872 · 1876-1877Doğum 1822, İstanbulÖlüm 8 Mayıs 1884, Taif, Hicaz· 11 Recep 1301

Mithat Paşa, Tuna ve Bağdat valisi, 1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasi'yi hazırlayan komisyonun başkanı ve iki kez sadrazam olan Osmanlı devlet adamıdır.

62Yaşında öldü
2Kez sadrazam
4Padişaha hizmet
10Eser
2Çocuk

Mithat Paşa Kimdir?

18 dk okuma

Mithat Paşa, 1822 yılında İstanbul'da doğdu ve 1884 yılının mayıs ayında Hicaz'daki Taif'te öldü. Asıl adı Ahmed Şefik'tir; Mithat adı, memuriyet yıllarında kendisine verilmiştir. Babası, ilmiye sınıfına mensup Hafız Mehmed Eşref Efendi'dir.

Devlet hizmetine kalem kâtibi olarak başladı ve taşra yönetiminde öne çıktı. Niş, Tuna ve Bağdat valiliklerinde yürüttüğü düzenlemeler, Osmanlı taşra idaresinde örnek gösterilen uygulamalar oldu. Tarım kredisi için kurduğu memleket sandıkları, yetim ve kimsesiz çocuklar için açtığı ıslahhaneler, ilk vilayet gazetesi ve geniş yol yapımı bu dönemin ürünleridir.

Merkezde Şura-yı Devlet reisliği yaptı ve 31 Temmuz 1872 tarihinde ilk kez sadrazam oldu. 1876 yılı, kariyerinin ve Osmanlı tarihinin dönüm noktasıdır: saltanat iki kez el değiştirdi ve 23 Aralık 1876 tarihinde ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-i Esasi ilan edildi. Metni hazırlayan komisyonun başkanı Mithat Paşa'ydı; anayasanın ilanından dört gün önce, 19 Aralık 1876 tarihinde ikinci kez sadrazamlığa getirilmişti.

Bu görev 5 Şubat 1877 tarihinde sona erdi ve yurt dışına gönderildi. Sonraki yıllarda Suriye ve Aydın valiliklerinde bulundu. 1881 yılında tutuklandı, Yıldız Sarayı'nda kurulan mahkemede yargılandı, verilen ölüm cezası kalebentliğe çevrildi ve Taif'e gönderildi. Ömrünün son üç yılını orada geçirdi.

1822

İstanbul'da doğdu; asıl adı Ahmed Şefik'tir, babası Hafız Mehmed Eşref Efendi'dir.

Doğumu ve Ailesi

01 / 21 · 1 dk

Mithat Paşa, 1822 yılında İstanbul'da doğdu. Doğduğunda kendisine verilen ad Ahmed Şefik'tir. Mithat adı, memuriyetinin ilk yıllarında verildi ve sonradan asıl adının yerini aldı.

Babası Hafız Mehmed Eşref Efendi, ilmiye sınıfına mensuptu. Aile, Rumeli'ye bağlı bir çevreden gelir; babanın kökeni Rusçuk'a dayanır. Baba, Rumeli'nin çeşitli kazalarında kadılık ve naiblik görevlerinde bulundu.

Bu görevler sebebiyle çocukluğu tek bir yerde geçmedi. Ailesiyle birlikte Vidin ve Lofça'da yaşadı. Rumeli'yi ve buradaki karışık nüfus yapısını çocukluğunda tanıması, sonraki yıllarda Tuna vilayetinde uyguladığı yönetim anlayışının arka planında yer alır.

Küçük yaşta Kur'an'ı ezberledi ve hafız oldu. Ardından Arapça, Farsça, mantık ve fıkıh dersleri gördü. Eğitimi medrese çerçevesinde başladı; ancak ulema mesleğini seçmedi ve kalem hizmetine yöneldi.

1848 yılında Lamia Hanım ile evlendi. Çocukları arasında oğlu Ali Haydar Midhat ve kızı Memduha anılır. Ali Haydar Midhat, sonraki yıllarda babasının hayatı ve dönemi hakkında kitaplar yayımladı; bu çalışmalar, dönemin en çok başvurulan kaynakları arasındadır.

Aile çevresi hakkında kaynaklarda geçen bir başka bilgi, Bektaşi geleneğine yakınlıktır. Bu bilgi, kaynaklarda kısa bir not düzeyinde kalır ve ayrıntılandırılmaz.

Ömrünün son yıllarında geride bıraktığı hatıratı, oğlu tarafından yayıma hazırlandı. Tabsıra-i İbret ve Mir'at-ı Hayret adlı metinler, hem kendi anlatımını hem dönemin olaylarını içerir.

Memuriyete Girişi ve İlk Görevleri

02 / 21 · 1 dk

Devlet hizmetine 1830'lu yılların ortasında, Divan-ı Hümayun kaleminde başladı. On iki yaşında İstanbul'a gelmiş ve kalem hizmetine kaydolmuştu. Aynı yıllarda Fatih Camii'ndeki derslere devam ederek eğitimini sürdürdü.

Kalem kariyeri, dönemin memur yetiştirme yoludur. Yazı, hesap, resmî üslup ve arşiv düzeni burada öğrenilirdi. Mithat, bu kadroda dikkat çekti ve taşra görevlerine gönderilmeye başlandı.

Şam ve Konya'da görev yaptı; taşra idaresinin işleyişini bu görevlerde tanıdı. Vergi tahsilatı, arazi kayıtları ve yerel meclislerin çalışması hakkındaki bilgisi bu yıllarda oluştu.

1854 yılında Rumeli'ye gönderildi. Görevi, bölgedeki eşkıya faaliyetlerini önlemek ve asayişi sağlamaktı. Kırım Savaşı'nın sürdüğü bu dönemde Balkanlar'da düzen bozulmuş, yol güvenliği kalmamıştı.

İki yıl süren bu görevde başarılı sayıldı. Kullandığı yöntem, yalnızca askerî tedbir değil, yerel ileri gelenlerle görüşmek ve şikâyetleri yerinde çözmekti. Bu tarz, sonraki valiliklerinde de sürdürdüğü çalışma biçiminin ilk örneğidir.

Bu görevlerden sonra merkezde meclis üyeliklerinde bulundu ve raporlar hazırladı. Kaynaklar, taşra idaresinin yeniden düzenlenmesi konusundaki görüşlerini bu yıllarda sistemli biçimde yazdığını kaydeder.

1858 yılında altı ay süren bir Avrupa gezisine gönderildi. Viyana, Paris, Brüksel ve Londra'yı gördü; idari yapıları, belediye hizmetlerini ve eğitim kurumlarını inceledi. Dönüşünde hazırladığı raporlar, taşra düzenlemesi çalışmalarına katkı yaptı.

Niş Valiliği

03 / 21 · 1 dk

1861 yılında Niş valiliğine atandı. Vilayet, Sırbistan sınırındaki hassas bölgedeydi; nüfusu karışıktı ve asayiş sorunları sürüyordu.

Göreve gelir gelmez altyapı çalışmalarına başladı. Yol yapımına ağırlık verdi, köprüler kurdurdu, sulama kanalları açtırdı. Yol ağı, hem ticareti hem güvenliği doğrudan etkileyen bir konuydu.

Asayişte izlediği yöntem, yalnızca kuvvet kullanmak değildi. Yerel meclisleri işletti, şikâyetleri kayda geçirdi ve vergi tahsilatındaki keyfîliği önlemeye çalıştı. Kaynaklar, bu yaklaşımın vilayette güven ortamı sağladığını kaydeder.

En çok anılan iki uygulaması bu dönemde başladı. Birincisi, çiftçiyi tefeciye muhtaç bırakmayan bir kredi düzenidir. 1863 yılında Niş'te başlattığı çalışma, ortak bir tarla ekilip elde edilen gelirin köy sandığına aktarılması esasına dayanıyordu. Bu uygulama 1867 yılında memleket sandıkları adıyla kurallara bağlandı ve imparatorluk geneline yayıldı.

İkincisi, yetim ve kimsesiz çocuklar için açılan okullardır. 1863 yılında Niş'e bağlı Pirot'ta açılan ilk kurum, ıslahhane adını aldı. Bu okullarda çocuklara okuma yazma ile birlikte bir zanaat öğretiliyordu. Uygulama Rusçuk ve Sofya'da da sürdürüldü, sonraki yıllarda sanayi mektebi adıyla imparatorluğun başka şehirlerine yayıldı.

Niş valiliği, taşra yönetimi konusundaki görüşlerinin uygulanabilirliğini gösterdiği ilk alan oldu. Buradaki sonuçlar, merkezin dikkatini çekti ve yeni bir idari düzenleme çalışmasının başlamasına zemin hazırladı.

1834

İstanbul'a gelerek Divan-ı Hümayun kaleminde devlet hizmetine başladı.

Vilayet Nizamnamesi ve Tuna Vilayeti

04 / 21 · 1 dk

1864 yılında Vilayet Nizamnamesi hazırlandı. Metin, taşra idaresini eyalet düzeninden vilayet düzenine geçiriyor; vilayet, sancak, kaza ve nahiye basamaklarını tanımlıyor ve her basamakta idare meclisleri kuruyordu. Meclislerde Müslüman ve gayrimüslim üyeler birlikte yer alacaktı.

Mithat Paşa, düzenlemenin hazırlanmasında görev aldı ve uygulamanın deneneceği ilk vilayetin valiliğine getirildi. 1864 yılında kurulan Tuna vilayeti, Niş, Vidin ve Silistre bölgelerini birleştiriyordu; merkezi Rusçuk'tu.

Dört yıl süren valilik döneminde geniş bir program yürüttü. Kaynaklar, bu sürede yaklaşık üç bin kilometre yol ve bin dört yüz köprü yapıldığını kaydeder. Rusçuk ile Varna arasındaki demiryolu hattı işletmeye alındı ve nehir taşımacılığı düzenlendi.

1865 yılının mart ayında Tuna adlı gazete çıkarılmaya başlandı. Gazete Türkçe ve Bulgarca yayımlanıyordu ve Osmanlı taşrasında çıkan ilk vilayet gazetesidir. Amaç, resmî duyuruların halka ulaşması ve vilayetteki gelişmelerin kayda geçmesiydi.

Eğitimde ıslahhaneler yaygınlaştırıldı. Vergi düzeni sıkı biçimde denetlendi ve tahsilat arttı. Kaynaklar, vilayet gelirlerinin kısa sürede birkaç katına çıktığını kaydeder.

Tuna vilayeti uygulaması başarılı sayıldı ve nizamname, sonraki yıllarda imparatorluğun tamamına yayıldı. Buna karşılık bölgede Bulgar milliyetçi hareketi de aynı yıllarda güçlendi; vilayette alınan tedbirler, sonraki on yılda yaşanan gelişmeleri önlemeye yetmedi.

Valilik görevi 1868 yılında sona erdi ve merkeze çağrıldı.

Şura-yı Devlet Reisliği

05 / 21 · 1 dk

1868 yılında Osmanlı idari yapısında iki yeni kurum oluşturuldu. Meclis-i Vala ikiye ayrıldı; yargı işleri Divan-ı Ahkâm-ı Adliye'ye, yasama ve idari düzenleme işleri Şura-yı Devlet'e verildi.

Mithat Paşa, 5 Mart 1868 tarihinde Şura-yı Devlet reisliğine atandı. Kırk bir üyeden oluşan kurul, 10 Mayıs 1868 tarihinde fiilen çalışmaya başladı. Kurulda Müslüman ve gayrimüslim üyeler birlikte görev yaptı.

Şura-yı Devlet, kanun ve nizamname taslaklarının hazırlandığı yerdi. Bakanlıklardan gelen düzenlemeler burada görüşülüyor, idari uyuşmazlıklar burada çözülüyordu. Kurum, sonraki dönemde Danıştay'a dönüşen yapının başlangıcıdır.

Reisliği döneminde ele alınan konular arasında ölçü birimlerinin düzenlenmesi, tabiiyet kanunu, sanayi eğitimi ve taşra idaresinin uygulama esasları yer aldı. Metrik sisteme geçiş çalışmaları bu dönemde başlatıldı.

Aynı yıl İstanbul'da Mekteb-i Sultani açıldı. Kurul, eğitim alanındaki düzenlemelerin hazırlanmasında görev aldı.

Reislik görevi uzun sürmedi. Merkezdeki görüş ayrılıkları sebebiyle 1869 yılında görevden alındı ve Bağdat valiliğine gönderildi. Bu atama, kaynaklarda hem bir görevlendirme hem merkezden uzaklaştırma olarak değerlendirilir; Bağdat, imparatorluğun en zor yönetilen vilayetlerinden biriydi.

Mithat Paşa, sonraki yıllarda ikinci kez Şura-yı Devlet reisliğinde bulundu ve 1876 yılında anayasa komisyonunun başına bu görevle bağlantılı biçimde geçti.

Bağdat Valiliği

06 / 21 · 1 dk

1869 yılında Bağdat valiliğine atandı ve aynı zamanda Altıncı Ordu komutanlığını üstlendi. Vilayet, Bağdat, Musul ve Basra çevresini kapsayan geniş bir alandı; merkezî otoritenin en zayıf olduğu bölgelerdendi.

Üç yıl süren görevde geniş bir program uyguladı. Dicle ve Fırat üzerinde vapur işletmeciliği kuruldu; nehir taşımacılığı düzenli hâle getirildi. Basra'nın yerleşimi Şattülarap kıyısına taşındı ve liman düzenlendi.

Eğitimde ıslahhane modeli buraya da taşındı. Sanayi mektebi kuruldu, çocuklara zanaat öğretildi. Askerî okul açıldı. Bağdat'ta Zevra adlı gazete çıkarıldı; gazete Türkçe ve Arapça yayımlandı.

Toprak düzeninde arazi kanununun uygulanmasına çalışıldı. Amaç, aşiret arazilerinin kayda geçirilmesi ve tapu düzeninin kurulmasıydı. Uygulama kısmen sonuç verdi; bölgedeki toprak yapısı ve aşiret düzeni, merkezî kayıt sistemine kolay uyum sağlamadı.

Altyapıda hastane, belediye binası, tramvay hattı ve su tesisleri yapıldı. Kerbela ve Necef gibi şehirlerde düzenlemeler yürütüldü. Kuveyt ve Necid yönünde merkezî otoritenin etkisi genişletildi.

Bağdat valiliği, kaynaklarda bölgede uzun süre örnek gösterilen bir yönetim dönemi olarak anılır. Buna karşılık uygulamaların bir bölümü, valiliğinin sona ermesinden sonra sürdürülemedi.

1872 yılında görevden ayrıldı ve İstanbul'a çağrıldı. Dönüşünden kısa süre sonra sadaret makamına getirildi.

1858

Altı ay süren Avrupa gezisine gönderildi; Viyana, Paris, Brüksel ve Londra'yı gördü.

Birinci Sadareti

07 / 21 · 1 dk

31 Temmuz 1872 tarihinde ilk kez sadrazamlığa getirildi. O sırada elli yaşındaydı ve taşra yönetimindeki başarısıyla tanınıyordu.

Sadaret, devletin mali durumunun hızla bozulduğu bir döneme denk geldi. Dış borç ödemeleri bütçeyi zorluyor, gelirler giderleri karşılamıyordu. Yeni borçlanmalar, eski borçların faizini ödemek için yapılıyordu.

Mithat Paşa, harcamaların kısılmasını ve saray giderlerinin denetim altına alınmasını savundu. Ayrıca yeni dış borçlanmaya karşı çıktı ve gelirlerin artırılmasını, israfın önlenmesini önerdi.

Bu tutum, saray çevresi ve mali işlerde etkili olan kesimlerle sürtüşmeye yol açtı. Sultan Abdülaziz ile arasındaki görüş ayrılığı, kısa sürede görevden alınmasıyla sonuçlandı.

Sadareti 19 Ekim 1872 tarihinde sona erdi; toplam süre seksen gündür. Osmanlı tarihindeki en kısa sadaret dönemlerinden biridir.

Görevden alındıktan sonra çeşitli görevlerde bulundu. Selanik valiliği, adliye nazırlığı ve yeniden Şura-yı Devlet reisliği yaptı. Bu görevler sırasında yönetim düzeninin yeniden yapılandırılması konusundaki görüşlerini savunmayı sürdürdü.

1875 yılında devlet, dış borç ödemelerini yarıya indirdiğini ilan etti; bu, fiilî bir mali iflastı. Aynı yıl Balkanlar'da ayaklanmalar başladı, ertesi yıl Sırbistan ve Karadağ ile savaş çıktı. Bu koşullar, 1876 yılında yaşanan gelişmelerin zeminini oluşturdu.

1876 Yılı ve Saltanat Değişikliği

08 / 21 · 1 dk

1876 yılına devlet ağır bir bunalım içinde girdi. Mali iflas ilan edilmişti, Balkanlar'da ayaklanmalar sürüyordu, Avrupa devletleri ıslahat talep ediyordu ve İstanbul'da medrese öğrencilerinin gösterileri yaşanıyordu.

30 Mayıs 1876 tarihinde Sultan Abdülaziz tahttan indirildi. Kararı, aralarında Mithat Paşa'nın da bulunduğu devlet ricalinden bir grup aldı; şeyhülislam fetvası alındı ve yerine yeğeni V. Murad tahta çıkarıldı.

Dört gün sonra, 4 Haziran 1876 tarihinde Sultan Abdülaziz, bulunduğu Feriye Sarayı'nda ölü bulundu. Bilekleri kesilmişti. Dönemin resmî raporlarında ölüm intihar olarak kaydedildi. Olayın nasıl gerçekleştiği kaynaklarda tartışmalıdır ve farklı değerlendirmeler yapılmıştır.

V. Murad'ın saltanatı üç ay sürdü. Sağlık durumu sebebiyle görevini yürütemeyeceği anlaşıldı ve 31 Ağustos 1876 tarihinde tahttan indirildi. Yerine kardeşi II. Abdülhamid tahta çıktı.

Mithat Paşa, yeni padişahın tahta çıkışından önce kendisiyle görüştü. Görüşmenin konusu, bir anayasa ilan edilmesiydi. Kaynaklar, II. Abdülhamid'in bu konuda taahhütte bulunduğunu kaydeder.

Bu üç aylık dönemde iki padişah değişti, savaş sürdü ve devletin yönetim biçimi tartışmaya açıldı. 1876 yılı, Osmanlı tarihinde bir yıl içinde üç padişahın tahtta bulunduğu ender yıllardan biridir.

Aynı dönemde Avrupa devletleri, Balkan vilayetleri için ıslahat programı hazırlıyordu. Bu program, yılın sonunda İstanbul'da toplanacak konferansın konusu oldu.

Kanun-i Esasi'nin Hazırlanışı

09 / 21 · 1 dk

II. Abdülhamid'in tahta çıkmasından sonra anayasa hazırlıkları başladı. Metni hazırlamak üzere bir komisyon kuruldu; komisyonun başkanı Mithat Paşa'ydı. Üyeler arasında devlet ricali, ulema ve gayrimüslim cemaat temsilcileri yer aldı.

Çalışma sırasında farklı taslaklar tartışıldı. Kaynaklar, Mithat Paşa'nın hazırladığı ilk metnin daha geniş yetkiler taşıyan bir meclis öngördüğünü, komisyon ve saray görüşmeleri sonucunda metnin değiştirildiğini kaydeder.

Kanun-i Esasi 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edildi. Metin yüz yirmi maddeden oluşuyordu ve Osmanlı tarihinin ilk anayasasıdır.

Başlıca hükümleri şunlardı: Osmanlı tebaasının din farkı gözetmeksizin eşit sayılması; kişi hürriyeti, mülkiyet, basın ve eğitim konularında temel hakların tanınması; Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan adlı iki meclisin kurulması; bakanların görev ve sorumluluklarının tanımlanması; mahkemelerin bağımsızlığı ve olağanüstü mahkeme kurulamaması.

Metin, padişaha da geniş yetkiler bırakıyordu. Meclisi toplama ve dağıtma, bakanları atama ve azletme yetkisi padişahtaydı. En çok tartışılan madde, yüz on üçüncü maddedir; bu madde, devlet güvenliğini bozduğu polis soruşturmasıyla anlaşılan kişilerin ülke dışına çıkarılabilmesini düzenliyordu.

Anayasanın ilanı, aynı günlerde İstanbul'da toplanan Tersane Konferansı ile aynı zamana denk geldi. İlan, devletin ıslahat taleplerine kendi düzenlemesiyle karşılık verdiğini göstermek amacı taşıyordu.

Meclis-i Mebusan, anayasanın öngördüğü biçimde 19 Mart 1877 tarihinde açıldı. Mithat Paşa bu tarihte artık ülkede değildi.

1861

Niş valiliğine atandı.

İkinci Sadareti ve Tersane Konferansı

10 / 21 · 1 dk

19 Aralık 1876 tarihinde ikinci kez sadrazamlığa getirildi. Anayasanın ilanından dört gün önceydi; makam ile anayasa arasındaki bu yakınlık, göreve gelişinin gerekçesini de gösterir.

Aynı günlerde İstanbul'da Tersane Konferansı toplandı. Avrupa devletlerinin temsilcileri, Balkan vilayetleri için özerklik ve ıslahat talep ediyordu. Talepler arasında Bulgaristan'da iki özerk bölge kurulması ve uygulamanın uluslararası bir komisyonca denetlenmesi vardı.

Osmanlı yönetimi, anayasanın ilanını konferansa verilen cevap olarak sundu. Görüş şuydu: ülke genelinde ilan edilen bir anayasa, tek bir bölge için hazırlanan ıslahat programından daha kapsamlıydı ve ayrı bir düzenlemeye gerek bırakmıyordu.

Avrupa devletleri bu görüşü kabul etmedi ve tekliflerinde ısrar etti. Mithat Paşa'nın sadaretinde teklifler reddedildi ve konferans 20 Ocak 1877 tarihinde sonuçsuz dağıldı.

Bu karar, sonraki gelişmelerin tartışıldığı noktalardan biridir. Kaynakların bir kısmına göre teklifler kabul edilseydi savaş önlenebilirdi; bir kısmına göre teklifler devletin toprak bütünlüğünü fiilen sona erdirecek nitelikteydi ve reddedilmesi kaçınılmazdı. Üç ay sonra Rusya savaş ilan etti.

Sadaret ile saray arasındaki ilişki kısa sürede bozuldu. Anayasanın uygulanma biçimi, bakanların sorumluluğu ve sadrazamın yetkileri konusunda görüş ayrılığı doğdu.

Görev 5 Şubat 1877 tarihinde sona erdi. İkinci sadaret dönemi kırk dokuz gün sürdü.

Sürgün ve Avrupa Yılları

11 / 21 · 1 dk

5 Şubat 1877 tarihinde sadaretten alındı. Aynı gün ülke dışına çıkarılmasına karar verildi. Karar, anayasanın yüz on üçüncü maddesine dayandırıldı; metni hazırlayan komisyonun başkanı, kendi hazırladığı anayasanın bu maddesiyle ülke dışına gönderilen ilk kişi oldu.

Bir vapurla İstanbul'dan çıkarıldı ve İtalya'nın Brindisi limanına götürüldü. Yanına aile üyelerinden birkaç kişi verildi.

Sonraki bir buçuk yılı Avrupa'da geçirdi. Fransa, İspanya, Avusturya ve İngiltere'de bulundu. Bu ülkelerde siyasi çevrelerle görüştü ve basında yazılar yayımladı. Yazılarında Osmanlı Devleti'ndeki durumu ve anayasanın uygulanmasına ilişkin görüşlerini anlattı.

Aynı dönemde Osmanlı Devleti, Rusya ile savaşa girdi. Savaş 24 Nisan 1877 tarihinde başladı ve ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. Meclis-i Mebusan iki dönem toplandıktan sonra 13 Şubat 1878 tarihinde süresiz tatil edildi.

Bu gelişmeler, Mithat Paşa'nın yurt dışında bulunduğu döneme denk geldi. Hazırladığı anayasanın öngördüğü meclis, ilanından on dört ay sonra çalışmayı durdurdu.

Girit'te bir süre kaldıktan sonra, 1878 yılının sonunda affedilerek yeniden devlet hizmetine alındı. Bu karar, savaş sonrası dönemde deneyimli valilere duyulan ihtiyaçla açıklanır.

Atandığı görev Suriye valiliğiydi. Yurt dışındaki iki yıl, siyasi konumunu değiştirmedi; merkezdeki güven ilişkisi eski hâline dönmedi ve sonraki üç yıl bu gerginlik içinde geçti.

Suriye ve Aydın Valilikleri

12 / 21 · 1 dk

1878 yılının aralık ayında Suriye valiliğine atandı. Vilayet, Şam merkezli geniş bir alanı kapsıyordu ve mezhep dengeleri hassastı.

İki yıla yakın süren görevde, önceki valiliklerinde uyguladığı programı sürdürdü. Okullar açıldı, yol yapımına ağırlık verildi, belediye hizmetleri düzenlendi. Basın alanında görece serbest bir ortam oluştu ve Şam'da yayın faaliyeti canlandı.

Vergi tahsilatı ve asayiş konusunda düzenlemeler yapıldı. Aşiretlerle ilişkilerde, Bağdat'ta uyguladığı yöntem izlendi: yerel ileri gelenlerle doğrudan görüşmek ve şikâyetleri yerinde çözmek.

Merkezle ilişkileri bu dönemde gerginleşti. Vilayetin idaresine dair yetki tartışmaları ve Suriye'de yürütülen düzenlemelerin merkez tarafından nasıl değerlendirildiği, sürtüşmenin başlıca konularıydı. Görevden istifa etmek istediği, ancak isteğinin kabul edilmediği kaydedilir.

1880 yılında Aydın valiliğine atandı. Vilayetin merkezi İzmir'di; imparatorluğun en canlı ticaret ve liman şehirlerinden biriydi.

İzmir'deki görev yaklaşık dokuz ay sürdü. Bu dönemde de belediye hizmetleri, eğitim ve altyapı konularında düzenlemeler yürütüldü.

Görev, 1881 yılının mayıs ayında tutuklanmasıyla sona erdi. Kaynaklar tutuklama gününü farklı verir; bir kısmı ayın beşini, bir kısmı on yedisini kaydeder. Konağının askerî bir birlikle çevrilmesi üzerine Fransız konsolosluğuna sığındığı, ardından teslim olduğu belirtilir. İstanbul'a getirildi ve yargılanmak üzere tutuklu bulunduruldu.

1863

Niş'e bağlı Pirot'ta ilk ıslahhane açıldı; tarım kredisi çalışması aynı yıl başladı.

Yıldız Mahkemesi

13 / 21 · 1 dk

Mithat Paşa, Sultan Abdülaziz'in ölümüyle ilgili açılan davada sanık olarak yargılandı. Davada onunla birlikte on kişi daha sanık sandalyesindeydi; aralarında dönemin devlet ricalinden ve saray görevlilerinden isimler bulunuyordu.

Yargılama, Yıldız Sarayı bahçesinde kurulan bir çadırda yapıldı. Duruşmalar 27 Haziran 1881 tarihinde başladı ve üç gün sürdü. Mahkemeye Ali Sürurî Efendi başkanlık etti.

Duruşmalarda tanıklar dinlendi ve sanıkların savunmaları alındı. Mithat Paşa savunmasında suçlamaları kabul etmedi. Yargılamanın usulü, tanık ifadelerinin alınma biçimi ve delillerin niteliği kaynaklarda tartışılan konulardır; kaynakların bir kısmı yargılamanın hukuki güvencelerden yoksun yürütüldüğünü kaydeder.

Karar 29 Haziran 1881 tarihinde açıklandı. Mahkeme, Mithat Paşa ve diğer sekiz sanık hakkında ölüm cezası hükmü verdi.

Kararın açıklanmasının ardından yurt içinden ve yurt dışından itirazlar geldi. İngiltere hükümetinin girişimde bulunduğu kaydedilir. Bu itirazların ardından II. Abdülhamid, ölüm cezalarını ömür boyu kalebentliğe çevirdi.

Ceza, Hicaz'daki Taif Kalesi'nde çektirilecekti. Hükümlüler 1881 yılının temmuz ayında gemiyle Arabistan'a gönderildi.

Dava, Osmanlı hukuk tarihinde olağanüstü bir mahkeme örneği olarak anılır. Kanun-i Esasi'nin olağanüstü mahkeme kurulmasını yasaklayan hükmü ile bu yargılamanın ilişkisi, sonraki dönemde tartışılan konulardan biri olmuştur.

Taif Yılları ve Ölümü

14 / 21 · 1 dk

Mithat Paşa, 1881 yılının temmuz ayında Taif'e gönderildi. Taif, Hicaz'da, Mekke'nin doğusunda yüksek bir yaylada bulunan kasabadır. Hükümlüler buradaki kalede tutuldu.

Tutukluluk şartları ağırdı. Dışarıyla iletişim sıkı biçimde sınırlandı; mektuplaşma denetime tabiydi. Kaynaklar, tutulduğu odanın küçük olduğunu ve sağlık şartlarının kötü olduğunu kaydeder.

Bu yıllarda yazmayı sürdürdü. Hatıratının Taif dönemine ait bölümü burada kaleme alındı. Metinler sonradan İstanbul'a ulaştırıldı ve oğlu tarafından yayımlandı.

Üç yıla yakın süren tutukluluğun ardından 1884 yılının mayıs ayında Taif'te öldü. Kaynaklar, ölümün 7-8 Mayıs 1884 gecesi gerçekleştiğini kaydeder. Bazı kaynaklarda farklı bir yıl verildiği görülür.

Ölümün nasıl gerçekleştiği kaynaklarda tek biçimde anlatılmaz. Kaynakların büyük bölümü ölümün boğulma sonucu olduğunu kaydeder. Konu, dönemin resmî yazışmaları ve sonraki araştırmalarda ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Naaşı Taif'te defnedildi. Aynı davada hükümlü bulunan diğer kişilerin bir bölümü de burada öldü.

Ölümü, İstanbul'a gecikmeli olarak duyuruldu. Ailesi, sonraki yıllarda naaşın Türkiye'ye getirilmesi için girişimlerde bulundu; bu istek uzun süre sonuçlanmadı.

Taif yılları, hakkındaki değerlendirmelerin en çok yoğunlaştığı dönemdir. Bu dönem, hem kendi hatıratı hem sonraki araştırmalar üzerinden ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Aynı davada hükümlü bulunan kişilerin durumu, dönemin resmî yazışmalarında da yer alır.

Naaşının Nakli ve Anıt Mezarı

15 / 21 · 1 dk

Mithat Paşa'nın adı, 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra yeniden gündeme geldi. Kanun-i Esasi'nin yürürlüğe konması, otuz yıl önce ilan edilen anayasanın hazırlayıcısının hatırlanmasını beraberinde getirdi.

Bu dönemde Yıldız Mahkemesi kararı yeniden ele alındı ve hakkındaki hüküm kaldırıldı. Oğlu Ali Haydar Midhat, babasının hayatını ve dönemini anlatan kitaplar yayımladı; bu çalışmalar 1909 yılından itibaren basıldı.

Naaşın Türkiye'ye getirilmesi çalışmaları uzun yıllar sürdü. Girişimler sonuç verdi ve 1951 yılında naaş Taif'ten alınarak İstanbul'a getirildi.

26 Haziran 1951 tarihinde, Şişli'deki Abide-i Hürriyet Tepesi'nde düzenlenen törenle defnedildi. Törene dönemin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar katıldı.

Abide-i Hürriyet, 1908 yılındaki hareketle ve 1909 yılındaki olaylarla ilişkili bir anıt alanıdır. Mithat Paşa'nın buraya defnedilmesi, anayasa ve meşrutiyet fikriyle kurulan bağın simgesel olarak kayda geçirilmesidir. Aynı alanda dönemin başka isimleri de defnedilmiştir.

Adı bugün Türkiye'de ve Bulgaristan'da caddelere, okullara ve kurumlara verilmiştir. Rusçuk'ta valiliği döneminden kalan yapılar hâlâ ayaktadır.

Hatıratı, Osmanlı son dönem tarihinin başvuru kaynakları arasında yer alır. Metinler, kendi bakış açısını yansıtan birinci elden anlatımlar olarak değerlendirilir.

1864

Vilayet Nizamnamesi kabul edildi; Tuna vilayeti kuruldu ve valiliğine getirildi.

Düşüncesi ve Yönetim Anlayışı

16 / 21 · 1 dk

Mithat Paşa'nın siyasi düşüncesi kaynaklarda üç başlık altında toplanır: Osmanlıcılık, meşrutiyet ve idari yerinden yönetim.

Osmanlıcılık, imparatorluk tebaasının din ve etnik köken farkı gözetmeksizin eşit yurttaşlar sayılması fikridir. Mithat Paşa bu ilkeyi, ayrılıkçı hareketlere karşı en etkili çare olarak gördü. Tuna vilayetindeki uygulamalarında, meclislerde ve okullarda bu ilkeyi gözetti.

Meşrutiyet, yönetimin yazılı bir anayasaya ve seçilmiş bir meclise dayanması anlamına gelir. Bu görüşe göre devletin işleyişi kişilerin tercihine değil kurallara bağlanmalı, hükümet meclise karşı sorumlu olmalıdır. Kanun-i Esasi çalışmalarındaki tutumu bu görüşün ürünüdür.

Üçüncü ilke, taşranın yetkilendirilmesidir. Merkezden yönetilen bir imparatorlukta uzak vilayetlerin ihtiyaçlarının yerinde çözülmesi gerektiğini savundu. Vilayet meclisleri, yerel gelirlerin yerel işlerde kullanılması ve valiye geniş yetki verilmesi bu görüşün uygulamalarıdır.

Yönetim tarzında öne çıkan özellik, iş yaptırma hızıdır. Valiliklerinde yol, köprü, okul ve hastane sayısındaki artış, kısa sürede elde edilen sonuçlar olarak kaydedilir. Kaynaklar, bu hızın zaman zaman zorlayıcı yöntemlerle sağlandığını da belirtir.

Mali konularda tutumu, harcamaların denetimi ve dış borçtan kaçınmak yönündeydi. Bu tutum, birinci sadaretinin kısa sürmesinin sebeplerindendir.

Eleştirilen yönü, uygulamalarının kurumsallaşmadan çok kendi varlığına bağlı kalmasıdır. Görevden ayrıldığı vilayetlerin bir bölümünde başlattığı işler sürdürülemedi.

Yönetim Uygulamalarının Kurumsal Mirası

17 / 21 · 1 dk

Mithat Paşa'nın taşra uygulamalarının bir bölümü, kendisinden sonra kurumlaşarak devam etti. En bilineni tarım kredisi düzenidir.

1863 yılında Niş'te başlayan ve 1867 yılında memleket sandıkları adıyla kurallara bağlanan uygulama, çiftçiye devlet güvencesinde kredi sağlıyordu. Sandıkların kaynağı, ortak ekilen tarlalardan elde edilen gelirdi. Sistem, imparatorluk geneline yayıldı.

Bu yapı, 1888 yılında Ziraat Bankası'nın kurulmasıyla yeni bir biçim aldı. Banka, memleket sandıklarının yerine geçti ve aynı işlevi ülke çapında bir kurum olarak sürdürdü. Tarım kredisinin kurumsal tarihinde bu zincir, Niş'teki uygulamaya kadar geri gider.

Islahhaneler, ikinci mirastır. Yetim ve kimsesiz çocuklara okuma yazma ile birlikte zanaat öğreten bu okullar, sonraki yıllarda sanayi mektebi adıyla yeniden düzenlendi ve imparatorluğun birçok şehrinde açıldı. Meslekî eğitimin kurumsal başlangıcı bu okullara dayandırılır.

Vilayet düzeni üçüncü mirastır. 1864 tarihli nizamname ile başlayan ve Tuna vilayetinde denenen yapı, imparatorluğun tamamına yayıldı ve idari taksimatın esası oldu. Vilayet, sancak, kaza ve nahiye basamakları ile idare meclisleri, sonraki dönemin taşra yönetiminin çerçevesini kurdu.

Şura-yı Devlet dördüncü mirastır. 1868 yılında kurulan ve ilk reisliğini yaptığı kurum, idari yargı ve düzenleme işlerini yürüten yapının başlangıcıdır.

Vilayet gazeteciliği beşinci mirastır. 1865 yılında Rusçuk'ta çıkarılan Tuna gazetesi, taşrada yayımlanan ilk vilayet gazetesidir; uygulama sonraki yıllarda bütün vilayetlere yayıldı.

Kanun-i Esasi'nin Sonraki Tarihi

18 / 21 · 1 dk

23 Aralık 1876 tarihinde ilan edilen Kanun-i Esasi'nin uygulanma süresi kısa oldu. Meclis-i Mebusan 19 Mart 1877 tarihinde açıldı ve iki dönem toplandı.

Meclis, savaş koşullarını, iaşe sorunlarını ve görevlilerin sorumluluğunu sert biçimde tartıştı. 13 Şubat 1878 tarihinde padişah tarafından süresiz tatil edildi. Bu tarihten sonra meclis otuz yıl toplanmadı.

Anayasa resmen yürürlükten kaldırılmadı. Devlet salnamelerinde yayımlanmaya devam etti, ancak hükümleri uygulanmadı. Bu durum, metnin varlığını sürdürmesini sağladı.

23 Temmuz 1908 tarihinde Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe kondu ve İkinci Meşrutiyet ilan edildi. Meclis, 17 Aralık 1908 tarihinde yeniden açıldı.

1909 yılında anayasada kapsamlı değişiklikler yapıldı. Padişahın meclisi dağıtma yetkisi sınırlandı, hükümetin meclise karşı sorumluluğu açık biçimde düzenlendi ve ülke dışına çıkarma yetkisini veren yüz on üçüncü madde kaldırıldı. Bu madde, otuz iki yıl önce metnin hazırlayıcısı hakkında uygulanmıştı.

Kanun-i Esasi, 1921 ve 1924 anayasalarına kadar yürürlükte kaldı. Osmanlı Devleti'nin tek anayasasıdır ve Türkiye'deki anayasa geleneğinin başlangıcı sayılır.

Metnin hazırlanmasında görev alan komisyon üyelerinin bir bölümü, sonraki yıllarda devlet görevlerinde bulunmaya devam etti. Anayasa fikri ise 1908 yılına kadar muhalefet hareketlerinin ortak talebi olarak varlığını sürdürdü.

Mart 1865

Rusçuk'ta Türkçe ve Bulgarca yayımlanan Tuna gazetesi çıkarıldı; ilk vilayet gazetesidir.

Kişiliği

19 / 21 · 1 dk

Kaynaklar Mithat Paşa'yı çalışkan, hızlı karar alan ve sonuç almaya odaklanan bir yönetici olarak tarif eder. Valiliklerinde vilayeti dolaştığı, şikâyetleri yerinde dinlediği ve işleri bizzat takip ettiği kaydedilir.

Görevlerine gittiği bölgelerin dilini ve toplumsal yapısını öğrenmeye çalıştığı belirtilir. Tuna vilayetinde gazeteyi iki dilde çıkarması, Bağdat'ta Arapça yayına önem vermesi bu tutumun örnekleridir.

İkna yönteminde yerel ileri gelenlerle doğrudan görüşmeyi tercih etti. Aşiret reisleri, cemaat temsilcileri ve esnaf ileri gelenleriyle kurduğu ilişki, uygulamalarının kabul görmesini kolaylaştırdı.

Merkezle ilişkilerinde uzlaşmacı değildi. Görüşlerini açık biçimde savundu ve geri adım atmakta zorlandı. Sadaret dönemlerinin kısa sürmesi, valiliklerinin sık değişmesi ve saray çevresiyle yaşadığı sürtüşmeler bu tutumla ilişkilendirilir.

Mali konularda titiz olduğu ve harcama denetimine önem verdiği kaydedilir. Kendi mal varlığı hakkında dönemin kaynaklarında ağır bir eleştiri bulunmaz.

Yazılı anlatımı açık ve düzenlidir. Hatıratı, olayları tarih sırasıyla ve belge aktararak anlatan bir metindir; kendi bakış açısını yansıtmakla birlikte dönemin ayrıntıları için başvurulan kaynaklar arasındadır.

Çağdaşlarının değerlendirmesinde iki yön öne çıkar: taşra yönetimindeki başarısı hemen herkesçe kabul edilir; siyasi tercihleri ve 1876 yılındaki rolü ise kendi zamanında da tartışma konusu olmuştur.

Mirası ve Tarihteki Yeri

20 / 21 · 1 dk

Mithat Paşa'nın tarihteki yeri iki ayrı alanda ele alınır. Birincisi taşra yönetimi, ikincisi anayasa tarihidir.

Taşra yönetimi alanında, Osmanlı vilayet düzeninin kurucu isimlerinden sayılır. 1864 tarihli nizamnamenin hazırlanmasında görev aldı ve uygulamanın denendiği ilk vilayetin valiliğini yaptı. Yol, köprü, okul, hastane ve gazete alanındaki uygulamaları, dönemin taşra idaresinde ölçüt olarak kullanıldı.

Anayasa tarihinde, ilk Osmanlı anayasasını hazırlayan komisyonun başkanı olarak anılır. Kanun-i Esasi, otuz yıl uygulanmadan varlığını sürdürdü, 1908 yılında yeniden yürürlüğe kondu ve Türkiye'deki anayasa geleneğinin başlangıcı sayıldı.

Hakkındaki tartışmalar 1876 yılındaki olaylar etrafında toplanır. Saltanat değişikliklerindeki rolü ve sonrasında yaşananlar, kendi döneminden başlayarak farklı biçimlerde değerlendirilmiştir. Bu tartışma, yargılandığı davanın konusuyla da doğrudan ilişkilidir.

1908 yılından sonra adı meşrutiyet fikriyle birlikte anıldı ve hakkındaki hüküm kaldırıldı. 1951 yılında naaşı Türkiye'ye getirilerek Abide-i Hürriyet Tepesi'ne defnedildi.

Kurumsal mirası bugün de izlenebilir. Tarım kredisi düzeni Ziraat Bankası çatısı altında sürdü, meslekî eğitim sanayi mektepleri üzerinden kurumlaştı, vilayet düzeni idari taksimatın esası oldu ve Şura-yı Devlet, idari yargının başlangıcı olarak varlığını korudu.

Adı Türkiye'de ve Bulgaristan'da caddelere, okullara ve kurumlara verilmiştir; Rusçuk'ta valiliği döneminden kalan yapılar ayaktadır.

Aynı Yıllarda Dünya

21 / 21 · 1 dk

1861: Rusya'da serflik kaldırıldı; Amerika Birleşik Devletleri'nde iç savaş başladı.

1869: Süveyş Kanalı açıldı; Doğu Akdeniz'in ticaret ve stratejik önemi arttı.

1871: Almanya ve İtalya'nın siyasi birlikleri tamamlandı; Avrupa'da güç dengesi değişti.

1873: Viyana borsasında başlayan çöküşle uzun süren bir dünya mali bunalımı başladı.

1876: Balkanlar'daki ayaklanmalar Avrupa kamuoyunda geniş yer buldu; İstanbul'da Tersane Konferansı toplandı.

1878: Berlin Antlaşması imzalandı; Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlığını kazandı.

1881: Rusya'da II. Aleksandr öldürüldü; Fransa Tunus'u himayesine aldı.

1882: İngiltere Mısır'ı fiilen işgal etti.

1867

Memleket sandıkları kurallara bağlandı ve imparatorluk geneline yayıldı.

Kronoloji

37 olay
  • 19. yüzyıl
  • İstanbul'da doğdu; asıl adı Ahmed Şefik'tir, babası Hafız Mehmed Eşref Efendi'dir.

  • İstanbul'a gelerek Divan-ı Hümayun kaleminde devlet hizmetine başladı.

  • Lamia Hanım ile evlendi.

  • Rumeli'ye gönderildi; iki yıl süren asayiş görevini yürüttü.

  • Altı ay süren Avrupa gezisine gönderildi; Viyana, Paris, Brüksel ve Londra'yı gördü.

  • Niş valiliğine atandı.

  • Niş'e bağlı Pirot'ta ilk ıslahhane açıldı; tarım kredisi çalışması aynı yıl başladı.

  • Vilayet Nizamnamesi kabul edildi; Tuna vilayeti kuruldu ve valiliğine getirildi.

  • Rusçuk'ta Türkçe ve Bulgarca yayımlanan Tuna gazetesi çıkarıldı; ilk vilayet gazetesidir.

  • Memleket sandıkları kurallara bağlandı ve imparatorluk geneline yayıldı.

  • Şura-yı Devlet reisliğine atandı; kurul 10 Mayıs 1868 tarihinde çalışmaya başladı.

  • Bağdat valiliğine atandı; aynı zamanda Altıncı Ordu komutanlığını üstlendi.

  • Bağdat'ta Türkçe ve Arapça yayımlanan Zevra gazetesi çıkarıldı.

  • İlk kez sadrazamlığa getirildi.

  • Seksen gün süren birinci sadareti sona erdi.

  • Devlet dış borç ödemelerini yarıya indirdiğini ilan etti; fiilî mali iflas yaşandı.

  • Sultan Abdülaziz tahttan indirildi; yerine V. Murad tahta çıktı.

  • Sultan Abdülaziz Feriye Sarayı'nda ölü bulundu; resmî raporlarda ölüm intihar olarak kaydedildi.

  • V. Murad tahttan indirildi, yerine II. Abdülhamid tahta çıktı.

  • İkinci kez sadrazamlığa getirildi.

  • Kanun-i Esasi ilan edildi; metni hazırlayan komisyonun başkanıydı.

  • İstanbul'da Tersane Konferansı toplandı.

  • Tersane Konferansı'nın teklifleri reddedildi ve konferans sonuçsuz dağıldı.

  • Sadaretten alındı ve Kanun-i Esasi'nin 113. maddesine dayanılarak ülke dışına gönderildi.

  • Meclis-i Mebusan açıldı; kendisi bu tarihte yurt dışındaydı.

  • Rusya savaş ilan etti; 93 Harbi başladı.

  • Meclis-i Mebusan süresiz tatil edildi; anayasa uygulanmaz hâle geldi.

  • Affedilerek Suriye valiliğine atandı.

  • Aydın valiliğine atandı; merkezi İzmir olan vilayette yaklaşık dokuz ay görev yaptı.

  • İzmir'de tutuklandı ve yargılanmak üzere İstanbul'a getirildi.

  • Yıldız Sarayı bahçesinde kurulan mahkemede duruşmalar başladı.

  • Mahkeme, Mithat Paşa ve sekiz sanık hakkında ölüm cezası hükmü verdi.

  • Ölüm cezası ömür boyu kalebentliğe çevrildi ve Taif'e gönderildi.

  • Taif'te öldü; naaşı burada defnedildi.

  • 20. yüzyıl
  • Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe kondu; İkinci Meşrutiyet ilan edildi.

  • Anayasada yapılan değişikliklerle 113. madde kaldırıldı.

  • Naaşı Taif'ten getirilerek Abide-i Hürriyet Tepesi'ne defnedildi.

Sadareti

2 dönem · yaklaşık 2 yıl
31 Temmuz 1872 - 19 Ekim 1872Padişah: Sultan Abdülaziz · Mali konulardaki görüş ayrılığı sebebiyle sona erdi
80 gün
19 Aralık 1876 - 5 Şubat 1877Padişah: II. Abdülhamid · Kanun-i Esasi bu dönemde, 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edildi; görev sonunda ülke dışına gönderildi
49 gün

Hizmet Ettiği Padişahlar

4 padişah

Eserleri

10 eser
kredi kurumuMemleket sandıkları1863-1867 · Niş, ardından imparatorluk geneli · Çiftçiye devlet güvencesinde kredi sağladı; 1888 yılında kurulan Ziraat Bankası bu yapının yerine geçti.
okulIslahhaneler1863 · Pirot, Niş, Rusçuk, Sofya · Yetim ve kimsesiz çocuklara okuma yazma ile birlikte zanaat öğretti; sonradan sanayi mektebi adıyla yaygınlaştı.
gazeteTuna gazetesi1865 · Rusçuk · Türkçe ve Bulgarca yayımlandı; Osmanlı taşrasında çıkan ilk vilayet gazetesidir.
idari düzenlemeVilayet Nizamnamesi1864 · İstanbul · Hazırlanmasında görev aldı; Tuna vilayetinde uygulandı, sonra imparatorluğun tamamına yayıldı.
altyapıTuna vilayeti yol ve köprü programı1864-1868 · Tuna vilayeti · Kaynaklar yaklaşık üç bin kilometre yol ve bin dört yüz köprü yapıldığını kaydeder.
gazeteZevra gazetesi1869 · Bağdat · Türkçe ve Arapça yayımlandı.
kurumŞura-yı Devlet1868 · İstanbul · İlk reisi oldu; idari düzenleme ve idari yargı işlerini yürüten yapının başlangıcıdır.
anayasaKanun-i Esasi1876 · İstanbul · Hazırlayan komisyonun başkanıydı; 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edildi ve Osmanlı Devleti'nin tek anayasası olarak kaldı.
hatıratTabsıra-i İbretKendi kaleme aldığı hatırat; oğlu tarafından yayıma hazırlandı.
hatıratMir'at-ı HayretYıldız Mahkemesi ve Taif dönemini anlatan metin.

Mühr-i Hümayun

Sadrazamlık alameti
Mithat Paşa

Sadrazamlık makamının alameti mühr-i hümayundur ve göreve gelen sadrazama padişah tarafından teslim edilir. Mithat Paşa mührü iki kez aldı: ilki 31 Temmuz 1872 tarihinde Sultan Abdülaziz'den, ikincisi 19 Aralık 1876 tarihinde II. Abdülhamid'den. İkinci mühür, 5 Şubat 1877 tarihinde geri alındı.

Aile Ağacı

5 kişi
Aile ağacı
BabasıHMHafız Mehmed Eşref Efendi
Annesi
EşiLHLamia Hanım
Mithat PaşaMithat Paşa
OğluAHAli Haydar Midhat
KızıMMemduha
Baba ve çocuk bağıAnne ve eş bağıTahta çıkan

Çağdaşları

10 kişi
SA
Sultan AbdülazizOsmanlı padişahı · 1861-1876Valilikleri ve birinci sadareti bu padişah dönemindedir; 30 Mayıs 1876 tarihinde tahttan indirildi
A
II. AbdülhamidOsmanlı padişahı · 1876-1909Kanun-i Esasi onun döneminde ilan edildi; Mithat Paşa'nın ikinci sadareti bu döneme denk gelir
M
V. MuradOsmanlı padişahı · 1876Üç ay süren saltanatının ardından tahttan indirildi
MR
Mütercim Rüşdü PaşaSadrazam · 18761876 yılındaki gelişmelerde birlikte hareket ettiği devlet adamlarındandır
HA
Hüseyin Avni PaşaSerasker · 187630 Mayıs 1876 tarihindeki saltanat değişikliğinde rol aldı; aynı yıl öldürüldü
NK
Namık KemalYazar ve şair · 1840-1888Yeni Osmanlılar hareketinin öne çıkan ismi; Kanun-i Esasi komisyonunda görev aldı
ZP
Ziya PaşaYazar ve devlet adamı · 1825-1880Yeni Osmanlılar hareketinin isimlerinden; meşrutiyet fikrinin savunucularındandır
AC
Ahmed Cevdet PaşaHukukçu ve tarihçi · 1822-1895Aynı dönemin devlet adamı; Mecelle'nin hazırlanmasını yönetti
KV
Kraliçe Victoriaİngiltere hükümdarı · 1837-1901Dönemin İngiltere hükümdarı; 1881 yılındaki hüküm sonrası İngiltere'nin girişimde bulunduğu kaydedilir
A
II. AleksandrRusya çarı · 1855-18811877 yılında Osmanlı Devleti'ne savaş ilan eden hükümdar

İlkler ve Enler

6 başlık
İlk Osmanlı anayasasını hazırlayan komisyonun başkanıKanun-i Esasi, 23 Aralık 1876
Osmanlı taşrasında çıkan ilk vilayet gazetesiTuna gazetesi, Rusçuk, 1865
Vilayet Nizamnamesi'nin uygulandığı ilk vilayetin valisiTuna vilayeti, 1864
İlk ıslahhanePirot, 1863; meslekî eğitimin kurumsal başlangıcı sayılır
Şura-yı Devlet'in ilk reisi5 Mart 1868
Tarım kredisinin kurumsal başlangıcıMemleket sandıkları, 1863-1867; Ziraat Bankası bu yapının yerine geçti

Osmanlı Sadrazamları

72 madde · sadaret sırasıyla
Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa
1364Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa1364-1387
Çandarlı Ali Paşa
1387Çandarlı Ali Paşa1387-1406
Çandarlı İbrahim Paşa
1421Çandarlı İbrahim Paşa1421-1429
Çandarlı Halil Paşa
1439Çandarlı Halil Paşa1439-1453
Zağanos Paşa
1453Zağanos Paşa1453-1456
Veli Mahmud Paşa
1456Veli Mahmud Paşa1456-1474
Rum Mehmed Paşa
1466Rum Mehmed Paşa1466-1469
İshak Paşa
1469İshak Paşa1469-1482
Gedik Ahmed Paşa
1474Gedik Ahmed Paşa1474-1477
Karamani Mehmet Paşa
1477Karamani Mehmet Paşa1477-1481
Hersekzade Ahmed Paşa
1497Hersekzade Ahmed Paşa1497-1516
Hadım Ali Paşa
1501Hadım Ali Paşa1501-1511
Koca Mustafa Paşa
1511Koca Mustafa Paşa1511-1512
Hadım Sinan Paşa
1515Hadım Sinan Paşa1515-1517
Piri Mehmed Paşa
1518Piri Mehmed Paşa1518-1523
Pargalı İbrahim Paşa
1523Pargalı İbrahim Paşa1523-1536
Ayas Mehmed Paşa
1536Ayas Mehmed Paşa1536-1539
Lütfi Paşa
1539Lütfi Paşa1539-1541
Damat Rüstem Paşa
1544Damat Rüstem Paşa1544-1561
Kara Ahmed Paşa
1553Kara Ahmed Paşa1553-1555
Semiz Ali Paşa
1561Semiz Ali Paşa1561-1565
Sokollu Mehmed Paşa
1565Sokollu Mehmed Paşa1565-1579
Koca Sinan Paşa
1580Koca Sinan Paşa1580-1596
Lala Mustafa Paşa
1580Lala Mustafa Paşa1580-1580
Özdemiroğlu Osman Paşa
1584Özdemiroğlu Osman Paşa1584-1585
Serdar Ferhad Paşa
1591Serdar Ferhad Paşa1591-1595
Yemişçi Hasan Paşa
1601Yemişçi Hasan Paşa1601-1603
Kuyucu Murad Paşa
1606Kuyucu Murad Paşa1606-1611
Nasuh Paşa
1611Nasuh Paşa1611-1614
Öküz Mehmed Paşa
1614Öküz Mehmed Paşa1614-1619
Kemankeş Kara Mustafa Paşa
1638Kemankeş Kara Mustafa Paşa1638-1644
Hezarpare Ahmed Paşa
1647Hezarpare Ahmed Paşa1647-1648
Melek Ahmed Paşa
1650Melek Ahmed Paşa1650-1651
Gürcü Mehmed Paşa
1651Gürcü Mehmed Paşa1651-1652
Tarhuncu Ahmed Paşa
1652Tarhuncu Ahmed Paşa1652-1653
İpşir Mustafa Paşa
1654İpşir Mustafa Paşa1654-1655
Köprülü Mehmed Paşa
1656Köprülü Mehmed Paşa1656-1661
Köprülü Fazıl Ahmed Paşa
1661Köprülü Fazıl Ahmed Paşa1661-1676
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
1676Merzifonlu Kara Mustafa Paşa1676-1683
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
1689Köprülü Fazıl Mustafa Paşa1689-1691
Amcazade Hüseyin Paşa
1697Amcazade Hüseyin Paşa1697-1702
Baltacı Mehmet Paşa
1704Baltacı Mehmet Paşa1704-1711
Çorlulu Ali Paşa
1706Çorlulu Ali Paşa1706-1710
Silahdar Damat Ali Paşa
1713Silahdar Damat Ali Paşa1713-1716
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
1718Nevşehirli Damat İbrahim Paşa1718-1730
Topal Osman Paşa
1731Topal Osman Paşa1731-1732
Hekimoğlu Ali Paşa
1732Hekimoğlu Ali Paşa1732-1755
Koca Ragıp Paşa
1757Koca Ragıp Paşa1757-1763
Muhsinzade Mehmed Paşa
1765Muhsinzade Mehmed Paşa1765-1774
Halil Hamid Paşa
1782Halil Hamid Paşa1782-1785
Koca Yusuf Paşa
1786Koca Yusuf Paşa1786-1792
Cezayirli Gazi Hasan Paşa
1789Cezayirli Gazi Hasan Paşa1789-1790
Alemdar Mustafa Paşa
1808Alemdar Mustafa Paşa1808-1808
Mehmed Emin Rauf Paşa
1815Mehmed Emin Rauf Paşa1815-1852
Benderli Ali Paşa
1821Benderli Ali Paşa1821-1821
Topal İzzet Mehmed Paşa
1828Topal İzzet Mehmed Paşa1828-1842
Reşid Mehmed Paşa
1829Reşid Mehmed Paşa1829-1833
Koca Hüsrev Paşa
1839Koca Hüsrev Paşa1839-1840
Mustafa Reşid Paşa
1846Mustafa Reşid Paşa1846-1858
Mehmed Emin Ali Paşa
1852Mehmed Emin Ali Paşa1852-1871
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa
1854Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa1854-1861
Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa
1859Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa1859-1878
Mehmed Fuad Paşa
1861Mehmed Fuad Paşa1861-1866
Yusuf Kamil Paşa
1863Yusuf Kamil Paşa1863-1863
Mahmud Nedim Paşa
1871Mahmud Nedim Paşa1871-1876
Mithat Paşa
1872Mithat Paşa1872-1877
Hüseyin Avni Paşa
1874Hüseyin Avni Paşa1874-1875
Ahmed Vefik Paşa
1878Ahmed Vefik Paşa1878-1882
Küçük Mehmed Said Paşa
1879Küçük Mehmed Said Paşa1879-1912
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa
1885Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa1885-1913
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa
1903Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa1903-1908
Hüseyin Hilmi Paşa
1909Hüseyin Hilmi Paşa1909-1909

Yanlış Bilinenler

6 başlık
YanlışKanun-i Esasi'yi tek başına Mithat Paşa yazdı.
DoğruMetin, başkanlığını yaptığı bir komisyon tarafından hazırlandı. Komisyonda devlet ricali, ulema ve gayrimüslim cemaat temsilcileri yer aldı. Kaynaklar, hazırladığı ilk taslağın komisyon ve saray görüşmeleri sonucunda değiştirildiğini kaydeder.
YanlışKanun-i Esasi 1878 yılında yürürlükten kaldırıldı.
DoğruAnayasa resmen kaldırılmadı. 13 Şubat 1878 tarihinde süresiz tatil edilen şey Meclis-i Mebusan'dır. Metin devlet salnamelerinde yayımlanmaya devam etti, ancak hükümleri uygulanmadı ve 23 Temmuz 1908 tarihinde yeniden yürürlüğe kondu.
YanlışMithat Paşa'nın asıl adı Mithat'tır.
DoğruDoğduğunda kendisine verilen ad Ahmed Şefik'tir. Mithat adı, memuriyetinin ilk yıllarında verildi ve sonradan asıl adının yerini aldı.
YanlışZiraat Bankası'nı Mithat Paşa kurdu.
DoğruZiraat Bankası 1888 yılında, ölümünden dört yıl sonra kuruldu. Mithat Paşa'nın kurduğu yapı, 1863 yılında Niş'te başlayan ve 1867 yılında kurallara bağlanan memleket sandıklarıdır; banka bu sandıkların yerine geçmiştir.
YanlışMithat Paşa uzun süre sadrazamlık yaptı.
Doğruİki sadaret döneminin toplamı yüz yirmi dokuz gündür. Birincisi seksen gün, ikincisi kırk dokuz gün sürdü. Asıl bilinen görevleri Tuna ve Bağdat valilikleridir.
Yanlış113. madde sonradan başkaları tarafından anayasaya eklendi.
DoğruMadde, 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edilen metnin içinde yer alıyordu. Metni hazırlayan komisyonun başkanı, kırk beş gün sonra bu maddeye dayanılarak ülke dışına gönderilen ilk kişi oldu. Madde 1909 yılında kaldırıldı.

Künye

Doğum1822, İstanbul
Ölüm8 Mayıs 1884, Taif, HicazHicri 11 Recep 1301
Görevİki kez sadrazam: 31 Temmuz 1872 - 19 Ekim 1872 ve 19 Aralık 1876 - 5 Şubat 1877
SıraSadrazam
PadişahSultan Abdülaziz, V. Murad, II. Abdülhamid
BabasıHafız Mehmed Eşref Efendi
Memleketİstanbul
DefinAbide-i Hürriyet Tepesi, Şişli, İstanbul (26 Haziran 1951); ilk defin yeri Taif
UnvanSadrazam, Vali, Şura-yı Devlet Reisi

Sıkça Sorulan Sorular

15 soru
Mithat Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
İki kez sadrazamlık yaptı. İlki 31 Temmuz 1872 ile 19 Ekim 1872 tarihleri arasında seksen gün sürdü. İkincisi 19 Aralık 1876 ile 5 Şubat 1877 tarihleri arasında kırk dokuz gün sürdü ve Kanun-i Esasi bu dönemde ilan edildi.
Mithat Paşa Kanun-i Esasi'nin neresinde yer aldı?
Anayasa metnini hazırlayan komisyonun başkanıydı. Komisyonda devlet ricali, ulema ve gayrimüslim cemaat temsilcileri yer aldı. Metin 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edildi ve Osmanlı tarihinin ilk anayasasıdır.
Kanun-i Esasi'nin 113. maddesi nedir?
Devlet güvenliğini bozduğu polis soruşturmasıyla anlaşılan kişilerin ülke dışına çıkarılabilmesini düzenleyen maddedir. Mithat Paşa, 5 Şubat 1877 tarihinde bu maddeye dayanılarak ülke dışına gönderildi. Madde, 1909 yılında yapılan anayasa değişiklikleriyle kaldırıldı.
Mithat Paşa hangi vilayetlerde valilik yaptı?
Niş, Tuna, Bağdat, Suriye ve Aydın vilayetlerinde valilik yaptı. Ayrıca Selanik valiliğinde bulundu. En çok anılan görevleri Tuna ve Bağdat valilikleridir.
Memleket sandıkları nedir?
Çiftçiyi tefeciye muhtaç bırakmadan kredi sağlamak için kurulan sandıklardır. Uygulama 1863 yılında Niş'te başladı ve 1867 yılında kurallara bağlanarak imparatorluk geneline yayıldı. Kaynağı, ortak ekilen tarlalardan elde edilen gelirdi; 1888 yılında kurulan Ziraat Bankası bu yapının yerine geçti.
Islahhane nedir?
Yetim ve kimsesiz çocuklara okuma yazma ile birlikte bir zanaat öğreten okullardır. İlki 1863 yılında Niş'e bağlı Pirot'ta açıldı. Uygulama Rusçuk ve Sofya'da sürdürüldü, sonraki yıllarda sanayi mektebi adıyla imparatorluğun başka şehirlerine yayıldı.
Tuna vilayeti neden önemlidir?
1864 tarihli Vilayet Nizamnamesi'nin uygulandığı ilk vilayettir ve valiliğini Mithat Paşa yaptı. Bu dört yılda geniş bir yol ve köprü programı yürütüldü, ilk vilayet gazetesi çıkarıldı ve vilayet gelirleri arttı. Uygulama başarılı sayıldı ve nizamname imparatorluğun tamamına yayıldı.
Mithat Paşa Bağdat'ta neler yaptı?
1869-1872 yılları arasındaki valiliğinde Dicle ve Fırat üzerinde vapur işletmeciliği kuruldu, Basra'nın yerleşimi Şattülarap kıyısına taşındı ve liman düzenlendi. Sanayi mektebi ve askerî okul açıldı, Türkçe ve Arapça yayımlanan Zevra gazetesi çıkarıldı. Arazi kanununun uygulanması ve tapu düzeninin kurulması yönünde çalışıldı.
1876 yılında neler oldu?
Sultan Abdülaziz 30 Mayıs 1876 tarihinde tahttan indirildi ve yerine V. Murad tahta çıktı. Abdülaziz 4 Haziran 1876 tarihinde Feriye Sarayı'nda ölü bulundu; dönemin resmî raporlarında ölüm intihar olarak kaydedildi. V. Murad 31 Ağustos 1876 tarihinde tahttan indirildi ve II. Abdülhamid tahta çıktı; 23 Aralık 1876 tarihinde Kanun-i Esasi ilan edildi.
Tersane Konferansı nedir?
Avrupa devletlerinin Balkan vilayetleri için ıslahat ve özerklik taleplerini görüştüğü konferanstır; 23 Aralık 1876 tarihinde İstanbul'da toplandı. Osmanlı yönetimi, aynı gün ilan edilen anayasayı konferansa verilen cevap olarak sundu. Teklifler kabul edilmedi ve konferans 20 Ocak 1877 tarihinde sonuçsuz dağıldı.
Mithat Paşa neden sürgüne gönderildi?
5 Şubat 1877 tarihinde sadaretten alındı ve aynı gün ülke dışına çıkarılmasına karar verildi. Karar, Kanun-i Esasi'nin 113. maddesine dayandırıldı. Bir vapurla İtalya'nın Brindisi limanına götürüldü ve sonraki bir buçuk yılı Avrupa'da geçirdi.
Yıldız Mahkemesi nedir ve hangi karar verildi?
Sultan Abdülaziz'in ölümüyle ilgili açılan davanın görüldüğü mahkemedir; Yıldız Sarayı bahçesinde kurulan bir çadırda toplandı. Duruşmalar 27 Haziran 1881 tarihinde başladı ve üç gün sürdü. Mahkeme 29 Haziran 1881 tarihinde Mithat Paşa ve sekiz sanık hakkında ölüm cezası hükmü verdi; ceza sonradan ömür boyu kalebentliğe çevrildi.
Mithat Paşa nerede öldü?
Cezası ömür boyu kalebentliğe çevrildikten sonra 1881 yılının temmuz ayında Hicaz'daki Taif Kalesi'ne gönderildi. Üç yıla yakın süren tutukluluğun ardından 1884 yılının mayıs ayında burada öldü. Kaynaklar ölümün 7-8 Mayıs 1884 gecesi gerçekleştiğini kaydeder; ölümün nasıl gerçekleştiği kaynaklarda tek biçimde anlatılmaz.
Mithat Paşa'nın mezarı nerededir?
İlk defin yeri Taif'tir. Naaşı 1951 yılında Türkiye'ye getirildi ve 26 Haziran 1951 tarihinde Şişli'deki Abide-i Hürriyet Tepesi'nde düzenlenen törenle defnedildi. Törene dönemin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar katıldı.
Mithat Paşa'nın siyasi görüşleri nelerdi?
Görüşleri kaynaklarda üç başlıkta toplanır: Osmanlıcılık, yani tebaanın din ve etnik köken farkı gözetmeksizin eşit sayılması; meşrutiyet, yani yönetimin yazılı bir anayasaya ve seçilmiş meclise dayanması; idari yerinden yönetim, yani taşra ihtiyaçlarının vilayet meclisleri eliyle yerinde çözülmesi. Bu üç ilkeyi ayrılıkçı hareketlere ve dış müdahaleye karşı çare olarak gördü.

Son güncelleme: 6 Eylül 2026