
Yemişçi Hasan Paşa
يميشجى حسن پاشاHasan Paşa·Yemişçi Hasan Ağa
Yemişçi Hasan Paşa, 1601-1603 yıllarında III. Mehmed'in sadrazamlığını yapan, Macaristan cephesini yöneten ve azlinden sonra idam edilen Osmanlı devlet adamıdır.
Yemişçi Hasan Paşa Kimdir?
15 dk okumaYemişçi Hasan Paşa, on yedinci yüzyılın başında iki yıl üç ay sadrazamlık yapan Osmanlı devlet adamıdır. Arnavut asıllı bir devşirmedir; kaynaklar Kosova yöresinde doğduğunda birleşir, doğum yılını ise kaydetmez.
Saray hizmetine Zülüflü Baltacılar Ocağı'ndan girdi. Çaşnigirbaşılık, kapıcılar kethüdalığı ve kapıcıbaşılık görevlerinden sonra iki defa yeniçeri ağalığına getirildi. 1596 yılında vezirlik rütbesiyle Şirvan beylerbeyiliğine tayin edildi, dönüşünde kubbealtı veziri oldu ve akçenin ayarını düzeltmeye yönelik çalışmalarda görev aldı.
Sadrazam Damat İbrahim Paşa'nın Belgrad ordugâhında ölmesi üzerine 22 Temmuz 1601 tarihinde sadrazamlığa getirildi. Görevinin tamamına yakınını Macaristan cephesinde geçirdi. 1601 yılında İstolni Belgrad'ı geri alamadı, 1602 yılında 34 günlük bir kuşatmanın ardından kaleyi geri aldı; aynı yıl Budin ve Peşte çevresinde harekâtta bulundu. Sadareti sırasında III. Murad'ın kızı Ayşe Sultan ile evlendi.
1603 yılının şubat ayında başkente döndü ve kapıkulu sipahileriyle yeniçeriler arasındaki çatışmanın merkezinde kaldı. Aynı yılın sonbaharında mühür kendisinden geri alındı ve azledildi; kısa süre sonra Sütlüce'deki bahçesinde öldürüldü. Kabri Üsküdar'daki Karacaahmet Mezarlığı'ndadır.
Zülüflü Baltacılar Ocağı'na alındı; ocağa giriş yılı 1577 ile 1578 arasına düşen döneme kaydedilir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 19 · 1 dkYemişçi Hasan Paşa'nın doğum yılı kaynaklarda kayıtlı değildir. Doğum yeri konusunda kaynaklar Kosova yöresinde birleşir; çocukluğunu bugün Kosova sınırları içinde bulunan Rogova'da geçirdiği ve ilk öğrenimini o yörede tamamladığı aktarılır. Bu ayrıntıyı veren kayıtlar kesin bir belgeye dayanmaz, rivayet olarak nakledilir.
Kökeni konusunda kaynaklar birleşir: Arnavut asıllı bir devşirmedir. Devşirme, Osmanlı Devleti'nin Rumeli ve Anadolu'daki hristiyan tebaadan belirli aralıklarla çocuk toplayıp devlet hizmetine yetiştirmesi düzeninin adıdır. Toplanan çocuklar önce dili ve devlet düzenini öğrenmeleri için yerleştirildikleri ailelerin yanına verilir, ardından yeteneklerine göre saraya ya da Acemi Ocağı'na alınırdı.
Anne ve babasının adı kaynaklarda geçmez, kardeşleri ve ailesiyle ilgili herhangi bir kayıt bulunmaz. Devşirme kökenli görevlilerde bu durum kural sayılacak kadar yaygındır; kayıt, kişinin devşirildiği bölge ve saraya alınış tarihiyle başlar.
Bazı kaynaklarda doğum yılı olarak 1535 verilirse de bu bilgi başka kayıtlarla desteklenmez; Türkçe ansiklopedi maddeleri doğum tarihini bilinmeyen olarak kaydeder. Kimi metinlerde geçen 1577 kaydı ise doğum yılı değil, Zülüflü Baltacılar Ocağı'na giriş yılıdır. Bu iki tarihin karıştırılması, hakkındaki en yaygın hatalardan biridir.
On altıncı yüzyılın sonunda Arnavutluk ve Kosova yöresi, Osmanlı merkez teşkilatına en çok görevli veren bölgeler arasındaydı. Aynı yıllarda bu yöreden yetişip sadaret makamına ulaşan başka isimler de vardır.
Saray Hizmetine Girişi
02 / 19 · 1 dkİstanbul'a getirildikten sonra Zülüflü Baltacılar Ocağı'na alındı. Ocağa giriş yılı 985 hicri yılına, yani 1577 ile 1578 arasına düşen döneme kaydedilir. Zülüflü Baltacılar, sarayın hizmet ocaklarından biriydi; ocak mensupları saray içindeki taşıma ve odun işlerinden sorumlu olmakla birlikte, aynı zamanda enderun ile dış dünya arasında görev yapan bir kadro oluştururdu.
Ocaktan sonra çaşnigirbaşılığa getirildi. Çaşnigirler padişahın sofra hizmetinden sorumlu görevlilerdi; çaşnigirbaşı bu bölüğün amiriydi ve divan törenlerinde de görev alırdı.
Ardından kapıcılar kethüdalığına yükseldi. Bu görevdeyken 1580 yılının ağustos ayında sadaret mührünü Koca Sinan Paşa'ya teslim etmek üzere İran sınırındaki karargâha gönderildi. Mühür götürme görevi, merkezin taşradaki bir komutana verdiği en yüksek düzeyli haberleşme işiydi ve genellikle padişahın güvendiği kapı görevlilerine verilirdi.
1589 yılında kapıcıbaşılığa getirildi. Kapıcıbaşılar sarayın kapı düzeninden sorumluydu; sayıları sınırlıydı ve padişahın hususi görevlerinde kullanılırdı. Bu makam, taşra beylerbeyiliğine ya da askerî ocak ağalığına geçişin olağan basamağıydı.
1593 yılında Koca Sinan Paşa'nın çıktığı Macaristan seferinde orduda bulundu. Bu, Osmanlı Avusturya savaşının ilk yılıydı ve ilerideki sadaretinin tamamına damgasını vuracak cepheyi ilk kez bu seferde gördü. Saray hizmetinden cephe hizmetine geçişi de bu tarihle başlar.
Yeniçeri Ağalığı ve Vezirlik
03 / 19 · 1 dkKapıcıbaşılıktan sonra kısa aralıklarla iki defa yeniçeri ağalığına getirildi. Bu tayinlerin yılları kaynaklarda farklı verilir: bir kısmı 1594 ve 1595, bir kısmı 1593 ve 1595 yıllarını kaydeder. Her iki tayin de kısa sürdü; ilkinden aynı yıl içinde, ikincisinden 1596 yılında alındı.
Bu tayinlerin bir özelliği ayrıca kaydedilmiştir: dönem kanunnamelerinden birine göre yeniçeri ağalığına padişah yerine vezîriâzam tarafından getirilen ilk ağadır. Yeniçeri ağalığı normalde padişahın doğrudan tayin ettiği makamlardandı; tayinin sadrazam tarafından yapılması, merkezî yönetimde sadaret makamının ağırlığının arttığı bir dönemin işareti sayılır.
Yeniçeri ağası, kapıkulu piyadesinin başındaki komutandı. Sefer zamanı ordunun en kalabalık birliğini sevk eder, başkentte ise asayişin sağlanmasından sorumlu olurdu. Bu makam, ocakla kurulan bağlantı sebebiyle sonraki kariyerlerde belirleyici olurdu; Yemişçi Hasan Paşa'nın 1603 yılında yeniçerilerden destek görmesi de bu geçmişle açıklanır.
1596 yılının yazında vezirlik rütbesiyle Şirvan beylerbeyiliğine tayin edildi. Vezirlik rütbesi, taşrada görev yapan beylerbeyilerin en üst derecesiydi ve sahibine divanda oturma hakkı kazandırırdı. Bu tayinle askerî ocak kariyerinden çıkıp devletin üst yönetim kadrosuna geçti. Şirvan, doğudaki en uzak eyaletlerden biriydi ve buradaki görev, merkezden bağımsız karar vermeyi gerektiriyordu.
Koca Sinan Paşa'nın Macaristan seferinde orduda bulundu; aynı yıl Osmanlı Avusturya savaşı başladı.
Şirvan Beylerbeyiliği ve Hazar Kıyısındaki Harekât
04 / 19 · 1 dkŞirvan, 1578 yılında başlayan Osmanlı Safevî savaşı sırasında ele geçirilmiş ve eyalet haline getirilmişti. Bölge Hazar denizinin batı kıyısında yer alıyordu ve hem Safevî Devleti'ne hem de kuzeydeki Rus ilerlemesine bakan bir sınır bölgesiydi.
Beylerbeyilik görevi sırasında, 1598 yılının ortalarında Hazar denizi kıyılarında tahkimat yapan Rus kuvvetlerine karşı harekâta girişti. Kaynaklar bu harekâtta karşı tarafa büyük kayıplar verdirdiğini ve ele geçirilen ileri gelenlerin İstanbul'a gönderildiğini kaydeder.
Rusya'nın Hazar kıyısındaki ilerleyişi on altıncı yüzyılın ikinci yarısında başlamıştı. Kazan ve Astrahan hanlıklarının ortadan kalkmasından sonra Rus kuvvetleri Volga havzasından güneye doğru inmiş, Terek nehri yöresinde kaleler kurmuştu. Osmanlı Devleti'nin bu bölgedeki temel meselesi, Kırım ve Kafkasya üzerinden geçen bağlantı hattının açık tutulmasıydı.
Şirvan'daki görev süresi uzun olmadı. Dönüşünde dördüncü vezir olarak kubbealtı vezirleri arasına katıldı. Kubbealtı vezirleri, Divan-ı Hümayun toplantılarına katılan ve sadrazamdan sonra gelen üst düzey vezirlerdi; sayıları dörtle yedi arasında değişirdi ve her biri kendine verilen işlerden sorumluydu.
Bu görevle birlikte merkezî yönetimin mali işlerine girdi. Sonraki iki yıl boyunca üzerinde durduğu konu, akçenin ayarının düzeltilmesi meselesi oldu.
Sikke Tashihi ve Narh Düzenlemesi
05 / 19 · 1 dkOn altıncı yüzyılın sonunda Osmanlı para düzeni ağır bir sorunla karşı karşıyaydı. Devletin resmî parası olan gümüş akçenin gümüş oranı düşürülmüş, piyasada birbirinden farklı ayarda paralar dolaşır hale gelmişti. Buna Amerika kıtasından gelen gümüşün Avrupa üzerinden yayılması eklendi ve fiyatlar hızla yükseldi.
Kubbealtı veziri olarak bu meselede görevlendirildi. Yürüttüğü çalışmanın sonucunda 14 Eylül 1600 tarihinde piyasaya yeni akçeler sürüldü. Yeni düzenlemeye göre 100 dirhem gümüşten 950 adet akçe kesiliyordu; bu, tedavüldeki paranın ayarını sabitlemeye yönelik bir müdahaleydi.
Para düzenlemesinin yanında fiyat tarafında da tedbir alındı. Daha önce yükselmiş olan fiyatların geri çekilmesi için ayrıntılı bir narh cetveli hazırlandı ve çarşı ile pazarlarda uygulanmak üzere ilan edildi. Narh, Osmanlı düzeninde belirli malların azami satış fiyatının resmî olarak belirlenmesi usulüydü.
İkinci bir düzeltmede altının fiyatı 220 akçeden 120 akçeye, kuruşun fiyatı ise 80 akçeye indirildi. Bu oranlar, yeni akçenin ayarına göre yeniden hesaplanmış değerlerdi.
Bu tür sikke tashihleri on yedinci yüzyıl boyunca birkaç kez tekrarlandı. Uygulamanın kalıcı olabilmesi, hazine gelirlerinin giderleri karşılamasına bağlıydı; savaş harcamalarının sürekliliği bu şartın sağlanmasını güçleştirdi. Yemişçi Hasan Paşa'nın bu alandaki çalışması, ilerideki sadaretinin gerekçelerinden biri olarak kaydedilir.
Sadaret Kaymakamlığı ve Sadrazamlığa Getirilişi
06 / 19 · 1 dk1601 yılının başlarında sadaret kaymakamlığına tayin edildi. Kaymakam, sadrazamın sefere çıktığı dönemlerde başkentte onun yerine bakan görevliydi. Divanın olağan işleri, hazine ödemeleri ve tayin yazışmaları bu makam üzerinden yürütülürdü.
Sadrazam Damat İbrahim Paşa, Macaristan harekâtı sırasında Belgrad ordugâhında bulunuyordu. 1601 yılının temmuz ayında burada öldü. Ölüm haberi başkente ulaştığında makam boşalmış oldu.
Yemişçi Hasan Paşa, Safiye Valide Sultan'ın da desteğiyle 22 Temmuz 1601 tarihinde sadrazamlığa getirildi. Bazı kaynaklarda görev başlangıcı olarak 10 Temmuz 1601 tarihi verilir; bu tarih selefinin ölüm günüdür, tayin tarihi değildir.
Göreve gelir gelmez sefer meselesi gündeme geldi. Sefer mevsiminin geçmek üzere olduğunu öne sürerek asıl harekâtın ertesi yıla bırakılmasını istedi. III. Mehmed, Şeyhülislam Sunullah Efendi'nin telkiniyle hemen Macaristan'a hareket etmesini emretti. Bu ilk anlaşmazlık, ikisi arasındaki gerginliğin başlangıcı sayılır.
Sefere çıkmadan önce Edirne kadılığına kadar uzanan yüksek dereceli ilmiye kadrolarında değişiklikler yaptı; bu değişiklikler arasında Sunullah Efendi'nin şeyhülislamlıktan alınması da vardı. 9 Ağustos 1601 tarihinde ordusuyla sefere çıktı.
Sadareti iki yıl üç ay sürdü. Bu sürenin büyük bölümü cephede ve yolda geçti; başkentte bulunduğu zaman kısadır.
Yeniçeri ağalığından alındı; aynı yılın yazında vezirlik rütbesiyle Şirvan beylerbeyiliğine tayin edildi.
Devraldığı Cephe: Osmanlı Avusturya Savaşı
07 / 19 · 1 dk1593 yılında başlayan Osmanlı Avusturya savaşı, Yemişçi Hasan Paşa sadarete geldiğinde dokuzuncu yılındaydı. Cephe Macaristan'daydı ve savaş, kale kuşatmaları ile karşı kuşatmalar biçiminde yürütülüyordu.
Savaşın seyri iki taraf için de kesin sonuç vermiyordu. Osmanlı Devleti 1596 yılında Eğri kalesini almış ve aynı yıl Haçova Meydan Muharebesi'ni kazanmıştı. 1600 yılında Kanije kalesi ele geçirilmişti. Buna karşılık Habsburg kuvvetleri de bazı kaleleri geri almıştı.
Sadarete geldiği sırada iki kötü haber aynı anda geldi. Habsburg kuvvetleri, Macaristan'ın ortasındaki stratejik kalelerden biri olan İstolni Belgrad'ı ele geçirmişti. Aynı sırada Arşidük Ferdinand komutasındaki bir ordu Kanije kalesini kuşatmıştı.
Savaşın masrafı devletin en ağır yüküydü. Her yıl yenilenen sefer düzeni hazineyi zorluyor, Anadolu'dan sefere çağrılan kuvvetlerin bir bölümü dağılıyor ve bu dağılma iç huzursuzluğu büyütüyordu. Aynı yıllarda Anadolu'da Celâlî adıyla anılan hareketler genişledi.
Cephede ordunun yanında Kırım hanlığı kuvvetleri de bulunurdu. Erdel, Eflak ve Boğdan voyvodalıkları ise iki taraf arasında sürekli el değiştiren bir alan oluşturuyordu.
Savaş, Yemişçi Hasan Paşa'nın ölümünden üç yıl sonra, 11 Kasım 1606 tarihinde imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile sona erdi.
1601 Seferi: Zemun, İstolni Belgrad ve Kanije
08 / 19 · 1 dk9 Ağustos 1601 tarihinde başkentten hareket etti. Hızlı bir yürüyüşle eylül ayının başlarında ordunun bulunduğu Belgrad karşısındaki Zemun ovasına ulaştı.
Burada yapılan görüşmelerde iki hedef arasında seçim yapılması gerekti. Habsburg kuvvetleri bir yandan İstolni Belgrad'ı almış, bir yandan da Kanije'yi kuşatmıştı. İki ateş arasında kalmamak için önce İstolni Belgrad'a, sonra Kanije'ye gidilmesine karar verildi.
1601 sonbaharının başında Belgrad'dan hareket etti ve ekim ayı ortalarında İstolni Belgrad önüne geldi. Kalenin önünde mevzilenmiş Habsburg kuvvetlerine hücum etti, ancak sonuç alamadı. Kış soğukları başlayınca o yıl için kalenin alınmasından vazgeçildi.
Kanije müdafii Tiryaki Hasan Paşa gönderdiği mektuplarda acil yardım istiyordu. Yemişçi Hasan Paşa, maiyetindekilerin itirazına rağmen Kanije'ye gitmeye karar verdi ve Sigetvar'a kadar ilerledi. Askerin şiddetle karşı koyması üzerine geri dönmek zorunda kaldı.
Şikloş'ta iken Tiryaki Hasan Paşa'nın kuşatmayı kaldırttığı haberini aldı ve bunu hemen başkente bildirdi. Kanije savunması 1601 yılının kasım ayında sona erdi; kuşatan ordu ağır malzeme bırakarak çekildi.
Kanije savunmasını yöneten Tiryaki Hasan Paşa'dır. Yemişçi Hasan Paşa serdar olarak yardıma gitmeye çalışmış, kaleye ulaşamamıştır. Bu iki isim ve iki rol kaynaklarda zaman zaman karıştırılır. Kışı geçirmek üzere Belgrad'a döndü.
Ayşe Sultan ile Evliliği
09 / 19 · 1 dkBelgrad'da kışlarken başkentte kendi adına bir nikâh merasimi düzenlenmesini istedi. Yeniçeri ağası Ali Ağa'yı vekil tayin ederek İstanbul'a gönderdi.
5 Nisan günü, selefi Damat İbrahim Paşa'dan dul kalan Ayşe Sultan ile evlendi. Ayşe Sultan, III. Murad'ın kızı ve III. Mehmed'in kız kardeşidir. Evlilik yılı olarak kaynaklar 1602 yılını verir.
Bu evlilikle hanedan ailesine damat olarak katıldı. Osmanlı düzeninde hanedan kadınlarıyla evlenen devlet adamları Damat unvanını taşırdı; bu unvan makam değil, akrabalık bildiren bir sıfattı. Evlilik aynı zamanda selefinin konağına ve mal varlığına da varis olmasını sağladı.
Hanedan kadınlarının vezirlerle evlendirilmesi, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda düzenli olarak uygulanan bir yöntemdi. Bu evlilikler, üst düzey görevlileri hanedana bağlayan ve saray ile Bâbıâli arasında doğrudan bir bağlantı kuran ilişkiler ağı oluşturuyordu. Aynı hanedan kadınının birden çok vezirle evlenmesi de olağandı.
Ayşe Sultan'ın Yemişçi Hasan Paşa'dan çocuğu olduğuna dair bir kayıt bulunmaz. Sadrazamın idamından sonra Atmeydanı'ndaki saray Ayşe Sultan Sarayı adıyla anılmaya devam etti.
Evliliğin siyasi sonucu tartışmalıdır. Damatlık bağı, 1603 yılındaki gerginlikte sadrazamı korumaya yetmedi.
Yürüttüğü sikke tashihi sonucunda 100 dirhem gümüşten 950 adet kesilen yeni akçeler piyasaya sürüldü.
1602 Seferi ve İstolni Belgrad'ın Geri Alınması
10 / 19 · 1 dk21 Temmuz 1602 tarihinde Belgrad'dan İstolni Belgrad üzerine hareket etti. Kale, bir yıl önce Habsburg kuvvetlerinin eline geçmişti ve geri alınması sadaretinin başlıca hedefiydi.
Kuşatma 34 gün sürdü. Budin muhafızı Lala Mehmed Paşa'nın kuvvetleriyle birlikte yürütülen harekât sonunda kale geri alındı. Bu, savaşın son yıllarında Osmanlı tarafının elde ettiği önemli sonuçlardan biridir.
İstolni Belgrad, Macar krallarının taç giyme şehriydi ve Budin ile Balaton gölü arasındaki hattın kilit noktasıydı. Kalenin el değiştirmesi, Macaristan'daki savunma hattının bütünlüğünü doğrudan etkiliyordu.
Kalenin geri alınmasından sonra Erdel meselesi gündeme geldi. Erdel Prensi Mózes Székely, bölgeyi Habsburg kuvvetlerinden kurtarmak için yardım istedi. Yemişçi Hasan Paşa bu isteği kabul ederek Budin'e gitti ve bir süre Gürz İlyas tepesinin eteğinde kaldı.
22 Eylül günü Peşte ovasına geçti. Buradan Erdel'e gitmek istediğinde, aralarında Budin Beylerbeyi Kadızade Ali Paşa'nın da bulunduğu birçok kişi Budin'den ayrılmasının karşı tarafa fırsat vereceğini söyledi. Bu itirazlar kabul edilmedi.
Ordu Tisa nehrini Szolnok mevkiinde kurulan köprüden geçti. Öncü kuvvetler Göle kalesine vardığı sırada Budin'den gelen haberciler kalenin kuşatıldığını bildirdi. Bunun üzerine harekât durduruldu ve geri dönüldü.
Budin ve Peşte Harekâtı
11 / 19 · 1 dkBudin'in kuşatıldığı haberi üzerine Rumeli askerleri Budin kalesine, kuvvetlerin bir bölümü de Peşte'ye yardıma gönderildi. Yemişçi Hasan Paşa kendisi de geldiği yoldan geri döndü.
Dönüş sırasında Tisa suyu geçilirken ordunun ağırlıklarının büyük bir bölümü sulara gömüldü. Bu kayıp, harekâtın kalan bölümünü doğrudan etkiledi.
Peşte ovasına ulaşan ordu, Peşte ve Kızlaradası yönündeki köprüleri ateş altına aldı. Ancak yiyecek darlığı sebebiyle kuvvetler arasında kıtlık baş gösterdi. Uzun süren yürüyüşler ve kaybedilen ağırlıklar iaşe düzenini bozmuştu.
Budin Beylerbeyi Ali Paşa'nın teklifi üzerine bölgede yalnızca Rumeli Beylerbeyi Lala Mehmed Paşa bırakıldı. Yemişçi Hasan Paşa kışı Belgrad'da geçirmek üzere 1602 sonbaharında önce Varadin'e, kısa süre sonra Zemun sahrasına ulaştı.
Burada Kırım Hanı Gazi Giray'ın ordusuyla buluştu ve onunla birlikte Belgrad'a döndü. Kırım kuvvetleri, Macaristan cephesinde Osmanlı ordusunun düzenli olarak birlikte hareket ettiği en büyük yardımcı güçtü.
Belgrad'da askerin ulûfelerini ödedi ve kalelerin erzakını teslim etti. Ulûfe, kapıkulu askerine üç ayda bir ödenen maaştı; ödemenin aksaması ocaklarda huzursuzluğun en sık görülen sebebiydi.
Bu sırada başkentten gelen haberler durumun karıştığını bildiriyordu. 1603 yılının başlarında İstanbul'a doğru yola çıktı.
Başkente Dönüş ve Şubat 1603 Olayları
12 / 19 · 1 dkBaşkente dönüş yolculuğu güç şartlarda geçti. Silivri'ye vardığında kendisini karşılayan kapı kethüdası, hiç konaklamadan şehre girmesini, padişahın o gece Silivrikapı'nın açık bırakılmasını emrettiğini bildirdi.
7 Şubat gecesi surdan içeri girdi ve doğruca Atmeydanı'ndaki İbrahim Paşa Sarayı'na gitti. Bu sırada başkentte kapıkulu sipahileri ile yeniçeriler arasında açık bir çatışma vardı.
Sadaret kaymakamı Güzelce Mahmud Paşa, bir yandan sadrazamı ziyaret ederken bir yandan da onun katli için fetva alındığını padişaha bildirmişti. Yemişçi Hasan Paşa buna karşılık padişaha gönderdiği bir tezkirede kaymakamın hareketi teşvik ettiğini ve yeniçerilerin kendisini desteklediğini yazdı. III. Mehmed sadrazamın arzını kabul etti.
Bunun üzerine Atmeydanı'nda toplananlara karşı sadrazam konağından çıkıp Ağakapısı'na gitti. Buradan padişahtan, katline fetva veren Şeyhülislam Sunullah Efendi'nin görevden alınmasını ve yerine Ebülmeyâmin Mustafa Efendi'nin getirilmesini istedi.
7 Şubat 1603 sabahı yeniçeriler ve ulema Süleymaniye Camii avlusunda, sipahiler ise Atmeydanı'nda Arslanhane önünde toplandı. Padişahın şeyhülislamı görevden alması sadrazamın konumunu güçlendirdi.
Bunun ardından yeniçeri ağası Ferhad Ağa aracılığıyla Kurşunlu Han'daki sipahiler üzerine gidildi. Hareketin önde gelen isimlerinden Poyraz Osman ve Öküz Mahmud yakalandı. Olaylar bu şekilde sona erdi; ancak yeniçerilerle sipahiler arasındaki karşıtlık ortadan kalkmadı.
III. Mehmed tarafından sadrazamlığa getirildi; bazı kaynaklar tayin tarihi olarak 10 Temmuz 1601 gününü verir.
Sadaretin Son Yılı: Maliye ve Tayinler
13 / 19 · 1 dkŞubat 1603 olaylarından sonra başkentte kaldı ve iç yönetim işleriyle uğraştı. Bu dönemde yaptığı tayin ve azillerin genişliği, kendisine karşı oluşan tepkinin başlıca sebebi olarak kaydedilir.
Devletin mali durumunu düzeltmek ve vergi gelirlerini artırmak için yeni düzenlemelere gitti. Ticaret üzerinden alınan ve Tüccar Akçesi adı verilen yeni bir vergi konuldu. Uzun süren savaşın masrafı hazineyi zorluyordu ve yeni gelir kaynağı arayışı bu ihtiyaçtan doğdu. Yeni vergiler halk arasında şikâyete yol açtı.
Aynı dönemde yakınındaki kişileri de gözeten bir tutum izlemediği, muhalefet gördüğü kişileri görevden aldırdığı kaydedilir. Bu uygulamalar, ocaklarda ve divanda kendisine karşı bir grup oluşmasına sebep oldu.
Anadolu'daki Celâlî hareketleri de gündemindeydi. Karayazıcı üzerine gönderilen kuvvetler sonuç almış, ancak yerine geçen Deli Hasan'ın kuvvetleri hareketi sürdürmüştü. Yemişçi Hasan Paşa bu meselede uzlaşma yolunu denedi: Anadolu'da öne çıkan adlardan Kara Hasan'ın kethüdasını başkentte kabul etti, Kara Hasan'ı affedip ona Bosna beylerbeyiliği verdi.
Hareket önderlerine görev verilerek merkeze bağlanması, o yıllarda birkaç kez denenen bir yöntemdi. Uygulama kısa vadede çatışmayı durdururken, merkezde tepkiyle karşılandı.
1603 yılının haziran ayında III. Mehmed'in büyük oğlu Şehzade Mahmud idam edildi. Saraydaki gerginlik bu olayla daha da arttı.
Mührün Geri Alınması, Azli ve İdamı
14 / 19 · 1 dk1603 yılının sonbaharında sadrazama karşı oluşan grup genişledi. Şeyhülislam Ebülmeyâmin Mustafa Efendi, yeniçeri ağası Kasım Ağa ve Darüssaade ağası Abdürrezzak Ağa, sadrazamın yeniçerilerle anlaştığını ve geri istense bile mührü vermeyeceğini padişaha bildirdi.
Bunun üzerine III. Mehmed mührü geri istedi. Yemişçi Hasan Paşa mührü verdi, ancak yeniçerilerin ağalarını hapsederek kendi lehine gösteride bulunmasını sağladı. Bu girişim, hakkındaki iddiayı doğrular biçimde değerlendirildi. Yeniçeriler daha sonra ısrarlarından vazgeçti.
Azil ve idam tarihleri kaynaklarda farklı verilir. Bir kısım kaynak azli 4 Ekim 1603, idamı 16 Ekim 1603 olarak kaydeder. Bir kısım kaynak ise azli 23 Eylül 1603, idamı 4 Ekim 1603 olarak verir. Bu farklılık, hicri tarihlerin miladi takvime çevrilmesindeki yöntem farkından kaynaklanır.
Azledildikten sonra bostancılar tarafından Atmeydanı'ndaki Ayşe Sultan Sarayı'nda gözaltına alındığı kaydedilir. Kısa süre sonra Sütlüce'deki bahçesine götürüldü ve orada boğularak öldürüldü. Öldürülme yeri konusunda kaynaklar birleşir.
Kabri Üsküdar'daki Karacaahmet Mezarlığı'ndadır. Bazı kayıtlarda mezarının Miskinler mevkiinde olduğu belirtilir; bu mevki de aynı mezarlığın içindedir.
Yerine, Mısır beylerbeyi olan Yavuz Ali Paşa sadrazamlığa getirildi ve Mısır'dan acele olarak başkente gelmesi için ulak gönderildi. III. Mehmed aynı yılın aralık ayında öldü.
Telhisleri ve Bıraktığı Belgeler
15 / 19 · 1 dkYemişçi Hasan Paşa'dan bugüne ulaşan en önemli malzeme, III. Mehmed'e sunduğu telhislerdir. Telhis, sadrazamın padişaha yazdığı özet arz yazısıdır; bir meselenin durumu kısaca anlatılır ve padişahın kararı istenirdi. Padişah kendi el yazısıyla yazdığı hattı telhisin üzerine ya da arkasına yazardı.
Bu telhislerin önemli bir bölümü Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde kayıtlı bir mecmuanın içinde bulunmaktadır. Belgeler yirminci yüzyılda yayımlanmış ve dönem çalışmalarında kullanılan kaynaklar arasına girmiştir.
Telhislerin değeri, sadrazam ile padişah arasındaki haberleşmenin gündelik düzeyini göstermesindedir. Sefer halindeki bir sadrazamın hangi konuları merkeze ilettiği, hangi kararlar için izin istediği ve padişahın hangi konularda doğrudan karar verdiği bu belgelerden izlenebilir.
Belgelerde cephe durumu, ulûfe ödemeleri, tayinler, iaşe meseleleri ve taşradaki asayiş konuları yer alır. Bu yönüyle telhisler, on yedinci yüzyıl başındaki Osmanlı yönetim düzeninin işleyişine dair birinci elden kaynaklardır.
Bunun dışında yazılı bir eseri bulunmaz. Vakıf ve hayrat kayıtlarına dair de ayrıntılı bilgi kaynaklarda yer almaz. Sütlüce ve Beylerbeyi semtlerinde tanınmış bahçeleri olduğu kaydedilir; Sütlüce'deki bahçe, öldürüldüğü yer olarak anılır.
Adının verildiği kalıcı bir külliye ya da cami kaydı kaynaklarda bulunmaz. Bu yönüyle dönemin diğer sadrazamlarından ayrılır.
Ordusuyla Macaristan seferine çıktı.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
16 / 19 · 1 dkDönem kaynakları Yemişçi Hasan Paşa'yı kararında ısrarlı, maiyetinin itirazına rağmen aldığı kararı uygulayan bir sadrazam olarak tarif eder. Kanije'ye yardıma gitme kararında ve Erdel'e yönelme kararında maiyetindekilerin karşı çıkmasına rağmen ilerlemesi, bu tarifin dayanağı olarak gösterilir.
Yönetim tarzının merkezinde askerî yöntem vardı. Sadaretinin büyük bölümü cephede geçti; iki sefer mevsimini Macaristan'da, iki kışı Belgrad'da geçirdi. Başkentte bulunduğu süre, sadaretinin son sekiz ayıyla sınırlıdır.
Ocaklarla kurduğu ilişki kariyerinin belirleyici unsurudur. Yeniçeri ağalığından gelmesi, 1603 yılındaki gerginlikte yeniçerilerden destek görmesini sağladı. Aynı bağ, sonunda hakkındaki iddianın da temeli oldu: ocakla fazla yakın olduğu gerekçesiyle mührü geri istendi.
Mali konularda düzenlemeci bir tutum izledi. Sadaretinden önce yürüttüğü sikke tashihi ve narh çalışması, sadaretinde ise yeni vergi düzenlemesi bu tutumun örnekleridir. Bu düzenlemeler kısa vadede gelir sağlarken, uygulandıkları kesimlerde tepki doğurdu.
Kaynaklardaki değerlendirmeler ayrışır. Dönemin bazı yabancı temsilcileri ve sonraki dönem tarihçileri hakkında olumsuz hükümler kaydeder. Buna karşılık aynı kaynakların bir kısmı, tarihte hak ettiğinden daha olumsuz bir yer edindiğini belirtir. Değerlendirmelerin bu kadar ayrışması, sadaretinin son yılındaki siyasi çekişmenin kayıtlara yansımasıyla açıklanır.
III. Mehmed ile İlişkisi
17 / 19 · 1 dkIII. Mehmed 1595 yılında tahta çıktı. Saltanatı boyunca Osmanlı Avusturya savaşı sürdü; 1596 yılında Eğri seferine bizzat katıldı ve Haçova Meydan Muharebesi'nde ordunun başında bulundu. Sefere çıkan son Osmanlı padişahlarından biridir.
Yemişçi Hasan Paşa'yı sadrazamlığa getiren padişah odur. İlişkileri daha ilk günlerde sefer meselesinde ayrıştı: sadrazam harekâtın ertesi yıla bırakılmasını isterken padişah hemen hareket emri verdi.
Sefer boyunca ilişki, telhis düzeniyle yürüdü. Sadrazam cephedeki durumu ve isteklerini yazılı olarak bildirdi, padişah kararını hatt olarak yazdı. Bu düzen, sefer halindeki sadrazamların merkezle bağlantısının olağan yoluydu.
1603 yılının şubat ayındaki olaylarda padişah sadrazamın tarafını tuttu. Şeyhülislamın görevden alınması ve kaymakamın arzının reddedilmesi, sadrazamın konumunu güçlendiren kararlardı.
Aynı yıl sonbaharda tutum değişti. Saray çevresinden gelen bilgiler üzerine mühür geri istendi ve azil kararı verildi. Kararın gerekçesi olarak sadrazamın ocakla kurduğu ilişki gösterildi.
III. Mehmed, sadrazamının idamından kısa süre sonra, 1603 yılının aralık ayında öldü. Yerine on üç yaşındaki oğlu I. Ahmed geçti. Yeni padişahın saltanatının başında hem batıda hem doğuda savaş, Anadolu'da ise genişleyen bir iç mesele vardı.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkYemişçi Hasan Paşa'nın sadareti, Osmanlı Avusturya savaşının en uzun ve en yorucu safhasına denk gelir. Bu dönemde elde edilen en somut sonuç, 1602 yılında İstolni Belgrad'ın geri alınmasıdır.
Sadaretinin ikinci kayda değer yönü, savaşın merkezî yönetim üzerindeki etkisini göstermesidir. Sefer masraflarının sürekliliği, ulûfe ödemelerindeki gecikmeler ve para düzenindeki bozulma, ocaklardaki huzursuzluğu doğrudan besledi. 1603 yılının şubat ayındaki olaylar, bu birikimin başkentteki ilk büyük patlamasıdır.
Yeniçeri ile sipahi ocakları arasındaki karşıtlık, bu olaylarla birlikte on yedinci yüzyıl siyasetinin kalıcı unsurlarından biri haline geldi. Sonraki elli yıl boyunca sadrazamların görevde kalma süresi büyük ölçüde bu iki ocakla kurdukları ilişkiye bağlı kaldı.
Sadaretinden önce yürüttüğü sikke tashihi, on yedinci yüzyıl boyunca tekrarlanacak para düzenlemelerinin ilk örneklerindendir. Sabit ayarlı para ve narh cetveli birlikte uygulanması, sonraki dönemlerde Kemankeş Kara Mustafa Paşa gibi sadrazamların da başvurduğu yöntemdir.
Bugüne ulaşan telhisleri, dönemin yönetim düzenine dair birinci elden kaynak olarak kullanılır. Adını taşıyan kalıcı bir yapı bırakmadığı için, hakkındaki bilgi büyük ölçüde bu belgelere ve dönem vakayinamelerine dayanır.
Kabri Karacaahmet Mezarlığı'ndadır. Sütlüce'deki bahçesi, öldürüldüğü yer olarak kaynaklarda anılır.
Kanije savunması sona erdi; kuşatan ordu ağır malzeme bırakarak çekildi. Savunmayı Tiryaki Hasan Paşa yönetti.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1595: III. Mehmed tahta çıktı; Osmanlı Avusturya savaşı üçüncü yılına girdi.
1598: Fransa'da Nantes Fermanı yayımlandı ve din savaşları sona erdi; İspanya Kralı II. Felipe öldü.
1600: İngiliz Doğu Hindistan Şirketi kuruldu; Japonya'da Sekigahara Muharebesi yapıldı.
1601: Danimarkalı gökbilimci Tycho Brahe öldü; gözlem kayıtları Johannes Kepler'e kaldı.
1602: Hollanda Doğu Hindistan Şirketi kuruldu.
1603: İngiltere'de I. Elizabeth öldü ve İskoçya kralı İngiltere tahtına geçti; Safevî Devleti doğuda karşı harekâta başladı.
1604: Rusya'da karışıklık dönemi başladı.
1605: İspanya'da Cervantes'in Don Kişot adlı romanının ilk cildi yayımlandı.
1606: Zitvatorok Antlaşması ile on üç yıl süren Osmanlı Avusturya savaşı sona erdi.
Kronoloji
32 olay- 16. yüzyıl
Zülüflü Baltacılar Ocağı'na alındı; ocağa giriş yılı 1577 ile 1578 arasına düşen döneme kaydedilir.
Kapıcılar kethüdası sıfatıyla sadaret mührünü Koca Sinan Paşa'ya teslim etmek üzere İran sınırındaki karargâha gönderildi.
Kapıcıbaşılığa getirildi.
Koca Sinan Paşa'nın Macaristan seferinde orduda bulundu; aynı yıl Osmanlı Avusturya savaşı başladı.
Birinci defa yeniçeri ağalığına getirildi; tayin yılı kaynaklarda 1593 ve 1594 olarak farklı verilir.
İkinci defa yeniçeri ağalığına getirildi; III. Mehmed tahta çıktı.
Yeniçeri ağalığından alındı; aynı yılın yazında vezirlik rütbesiyle Şirvan beylerbeyiliğine tayin edildi.
Hazar denizi kıyılarında tahkimat yapan Rus kuvvetlerine karşı harekâta girişti.
Şirvan'dan döndükten sonra dördüncü vezir olarak kubbealtı vezirleri arasına katıldı.
- 17. yüzyıl
Fiyatların geri çekilmesi için ayrıntılı bir narh cetveli hazırlandı ve ilan edildi.
Yürüttüğü sikke tashihi sonucunda 100 dirhem gümüşten 950 adet kesilen yeni akçeler piyasaya sürüldü.
Yılın başlarında sadaret kaymakamlığına tayin edildi.
Sadrazam Damat İbrahim Paşa Belgrad ordugâhında öldü.
III. Mehmed tarafından sadrazamlığa getirildi; bazı kaynaklar tayin tarihi olarak 10 Temmuz 1601 gününü verir.
Ordusuyla Macaristan seferine çıktı.
Belgrad karşısındaki Zemun ovasına ulaştı; İstolni Belgrad'ın elden çıktığını ve Kanije'nin kuşatıldığını öğrendi.
İstolni Belgrad önündeki Habsburg kuvvetlerine hücum etti, sonuç alamadı ve kuşatmadan vazgeçildi.
Kanije savunması sona erdi; kuşatan ordu ağır malzeme bırakarak çekildi. Savunmayı Tiryaki Hasan Paşa yönetti.
Vekil aracılığıyla, III. Murad'ın kızı ve selefinin dul eşi Ayşe Sultan ile evlendi.
Belgrad'dan İstolni Belgrad üzerine hareket etti.
34 günlük kuşatmanın ardından Lala Mehmed Paşa'nın yardımıyla İstolni Belgrad geri alındı.
Erdel Prensi Mózes Székely'in isteği üzerine Budin'e gitti ve Peşte ovasına geçti.
Budin'in kuşatıldığı haberi üzerine geri döndü; Tisa suyu geçilirken ordunun ağırlıklarının büyük bölümü sulara gömüldü.
Kırım Hanı Gazi Giray'ın ordusuyla buluştu ve kışı geçirmek üzere Belgrad'a döndü.
Ticaret üzerinden alınan Tüccar Akçesi adlı yeni vergi konuldu; Anadolu'da Kara Hasan affedilerek Bosna beylerbeyiliğine getirildi.
Başkente döndü; aynı sabah yeniçeriler Süleymaniye Camii avlusunda, sipahiler Atmeydanı'nda toplandı ve Şeyhülislam Sunullah Efendi görevden alındı.
Kurşunlu Han'daki sipahiler üzerine gidildi; hareketin önde gelen isimlerinden Poyraz Osman ve Öküz Mahmud yakalandı.
III. Mehmed'in büyük oğlu Şehzade Mahmud idam edildi.
Mühür geri alınarak sadrazamlıktan azledildi; bazı kaynaklar azil tarihi olarak 23 Eylül 1603 gününü verir.
Sütlüce'deki bahçesinde öldürüldü; bazı kaynaklar idam tarihi olarak 4 Ekim 1603 gününü verir. Kabri Karacaahmet Mezarlığı'ndadır.
III. Mehmed öldü, yerine oğlu I. Ahmed geçti.
Zitvatorok Antlaşması ile on üç yıl süren Osmanlı Avusturya savaşı sona erdi.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 2 yılHizmet Ettiği Padişahlar
2 padişahSavaşlar ve Seferler
6 kayıtEserleri
5 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Yemişçi Hasan Paşa mührü 22 Temmuz 1601 tarihinde III. Mehmed'den aldı. Kariyerinin başında, kapıcılar kethüdası olarak 1580 yılının ağustos ayında sadaret mührünü Koca Sinan Paşa'ya götürme görevini de üstlenmişti. Sadaretinin sonunda mühür, saray çevresinden gelen bilgiler üzerine padişah tarafından geri istendi; mührü teslim etmesinin ardından azil kararı verildi. Sefer halinde geçen dönemlerde mühür ordunun yanında bulundu, başkentteki işler sadaret kaymakamı tarafından yürütüldü.
Aile Ağacı
3 kişi
Yemişçi Hasan PaşaÇağdaşları
12 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
8 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruYemişçi Hasan Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Yemişçi Hasan Paşa nereli ve hangi kökendendir?
Yemişçi Hasan Paşa'nın doğum yılı biliniyor mu?
Yemişçi Hasan Paşa sadrazam olmadan önce hangi görevlerde bulundu?
Kanije savunmasını Yemişçi Hasan Paşa mı yaptı?
İstolni Belgrad ne zaman geri alındı?
Yemişçi Hasan Paşa kiminle evlendi?
1603 yılının şubat ayında İstanbul'da ne oldu?
Yemişçi Hasan Paşa neden azledildi?
Yemişçi Hasan Paşa ne zaman ve nerede öldürüldü?
Sikke tashihi nedir ve Yemişçi Hasan Paşa'nın bununla ilgisi nedir?
Yemişçi Hasan Paşa hangi eserleri bıraktı?
Telhis nedir?
Yemişçi Hasan Paşa Zitvatorok Antlaşması'nı imzaladı mı?
Yemişçi Hasan Paşa hangi padişahlara hizmet etti?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1584312 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026


