
İshak Paşa
اسحاق پاشاİshak Paşa bin İbrahim·Vezîrü'l-kebîr İshak Paşa
İshak Paşa, Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid dönemlerinde iki kez vezîriâzamlık yapan, İnegöl'deki külliyenin banisi Osmanlı devlet adamıdır.
İshak Paşa Kimdir?
15 dk okumaİshak Paşa, on beşinci yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti'nin en üst idarî makamında iki kez bulunan devlet adamıdır. Birinci sadareti Fatih Sultan Mehmed döneminde, 1469 ile 1472 yılları arasında; ikinci sadareti II. Bayezid döneminde, 1481 ile 1482 yılları arasında geçti.
Doğum yeri ve doğum yılı kaynaklarda kesin olarak kayıtlı değildir. Kökeni hakkında kaynaklar ayrışır. Vakfiyesindeki bilgilere dayanan kayıtlar onu İnegöllü ve eski bir Türk ailesine mensup gösterir; başka kaynaklar Rum, Arnavut ya da Hırvat kökenli olduğunu ileri sürer. Aynı dönemde yaşayan ve adları birbirine karışan birden çok İshak Paşa bulunması, bu belirsizliğin başlıca sebebidir.
Birinci sadareti sırasında Karaman bölgesindeki harekâtı yürüttü. Yeni fethedilen İstanbul'un nüfusunu artırmak için Aksaray'dan getirilen ahalinin şehre yerleştirilmesi bu döneme rastlar; yerleştirildikleri semt bugün de Aksaray adını taşır.
Asıl siyasî ağırlığı 1481 yılında ortaya çıktı. Fatih Sultan Mehmed öldüğünde İstanbul muhafızıydı. Şehzade Bayezid'e haberciler ve mektuplar göndererek başkente gelmesini sağladı, yeniçerileri yatıştırdı ve Bayezid'in oğlu Korkut'u babası adına nâib olarak tahta oturttu. Bu hizmetlerin ardından vezîriâzamlığa getirildi.
İkinci sadareti Divan içindeki rekabetlerle geçti ve damadı Gedik Ahmed Paşa'nın idamıyla nüfuzu sona erdi. Görevden ayrıldıktan sonra Selanik sancağına gönderildi ve burada cami ile imaret yaptırdı. 1487 yılında öldü; vasiyeti üzerine İnegöl'de kendi yaptırdığı türbeye defnedildi.
Kaynakların bir kısmı bu tarih dolayında Anadolu beylerbeyiliğine getirildiğini yazar; bir kısmı bu kaydı aynı adlı başka bir paşaya bağlar.
Kökeni ve Adaşları Meselesi
01 / 19 · 1 dkİshak Paşa'nın kökeni, Osmanlı tarih yazımının tartışmalı konularından biridir. Sebebi basittir: aynı yıllarda devlet kadrolarında İshak Paşa adını taşıyan birden çok kişi bulunuyordu ve kaynaklar bunların hayat hikâyelerini birbirine karıştırmıştır.
Karıştırılan isimlerin başında ikisi gelir. Biri, babasının adı Abdullah olarak kaydedilen ve devşirme olarak yetiştirilip hazinedarlıktan vezirliğe yükselen İshak Paşa'dır. Diğeri, babasının adı İbrahim olarak kaydedilen ve eski bir Türk ailesinden geldiği belirtilen İshak Paşa'dır. Bazı kayıtlarda Sarı lakabıyla anılan üçüncü bir isimden de söz edilir.
Araştırmalar, sadaret görevini üstlenen ve döneminde vezîrü'l-kebîr olarak anılan kişinin İshak Paşa bin İbrahim olduğunda birleşir. Vakfiyesindeki bilgilere göre İnegöllüdür ve Çandarlılar gibi köklü bir Türk ailesine mensuptur.
Buna karşılık kaynaklarda başka görüşler de yer alır. Kimi araştırmacılar onu Ortodoks kökenli bir dönme, kimi Arnavut, kimi Hırvat asıllı sayar. Bir başka kayıt, Saruhanlı Paşayiğit'in yanında yetiştiğini yazar.
Hayatının ilk yılları ve devlet hizmetine nasıl girdiği bilinmemektedir. Bu belirsizlik, dönemin belge düzeninden de kaynaklanır: devlet adamlarının kariyerleri çoğu zaman vakıf senetlerinden ve vakayiname kayıtlarından takip edilir, ayrı bir sicil düzeni bulunmaz.
Devlet Hizmetine Girişi ve İlk Görevleri
02 / 19 · 1 dkKaynaklarda ilk görevleri konusunda iki ayrı anlatım bulunur ve ikisi de aynı adı taşıyan kişilerin karışmasıyla ilgilidir.
Birinci anlatıma göre 1451 yılı dolayında Anadolu beylerbeyiliğine getirildi ve 1453 yılındaki İstanbul kuşatması sırasında bu görevdeydi. Aynı kayıtlar, 1454 ve 1456 yıllarındaki Sırbistan seferlerine katıldığını, Belgrad kuşatmasında top çektirmekle görevlendirildiğini, 1461 yılındaki Trabzon seferine gitmeyip taht muhafızı olarak Edirne'de kaldığını ve ardından Eflak seferine katıldığını yazar.
İkinci anlatıma göre bu kayıtlar, babasının adı Abdullah olarak geçen diğer İshak Paşa'ya aittir. Bu değerlendirmeye göre sadrazam olan İshak Paşa'nın resmî kayıtlarda geçen ilk memuriyeti, 1463 ile 1464 yıllarına tarihlenen Anadolu beylerbeyiliğidir.
Her iki anlatımın ortak noktası, kariyerinin Anadolu beylerbeyiliği üzerinden yükseldiğidir. Anadolu beylerbeyiliği, Rumeli beylerbeyiliğinden sonra gelen ikinci büyük eyalet valiliğiydi ve bu görevi yürütenler doğrudan Divan'a aday sayılıyordu.
Bir başka kayıt, 1467 ile 1468 yıllarında vezir sıfatıyla, Anadolu beylerbeyi Gedik Ahmed Paşa ile birlikte Ereğli ve Aksaray'ın alınmasında bulunduğunu belirtir. Aynı Gedik Ahmed Paşa, sonraki yıllarda damadı olacaktı.
Vezirliğe Yükselişi
03 / 19 · 1 dkFatih Sultan Mehmed döneminde Divan'ın yapısı değişti. Vezir sayısı arttı, kubbealtı vezirleri adıyla anılan bir kurul oluştu ve vezîriâzam bu kurulun başında yer aldı.
İshak Paşa bu yapı içinde yükseldi. Kaynakların bir kısmı 1466 ile 1467 yıllarında üçüncü vezir olduğunu, 1469 ile 1470 yıllarında ise vezîriâzamlığa geldiğini kaydeder. Aynı yıllara ait bir başka kayıt, 1467 ile 1468 yıllarında vezir sıfatıyla Karaman bölgesindeki harekâtta bulunduğunu belirtir.
Dönemin Divan'ı, farklı kökenlerden gelen devlet adamlarının bir arada bulunduğu bir kuruldu. Çandarlı Halil Paşa'nın 1453 yılında idam edilmesinden sonra sadaret makamı uzun süre devşirme kökenli isimlere verilmişti; Veli Mahmud Paşa, Rum Mehmed Paşa ve Gedik Ahmed Paşa bu çizginin isimleridir. İshak Paşa'nın kökeni konusundaki tartışma, tam olarak bu ayrım sebebiyle önem kazanır.
Karaman meselesi, yükselişinin zeminini oluşturdu. Karamanoğulları Beyliği, Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki en eski rakibiydi ve beyliğin ortadan kaldırılması Fatih Sultan Mehmed'in öncelikleri arasındaydı.
Rum Mehmed Paşa'nın Karaman bölgesindeki uygulamaları sert bulundu ve azledildi. Boşalan makam İshak Paşa'ya verildi. Yeni vezîriâzamın ilk görevi de aynı bölgeye sefer düzenlemek oldu.
İstanbul fethedildi; bazı kayıtlar kuşatma sırasında Anadolu beylerbeyi olduğunu belirtir.
Birinci Sadareti
04 / 19 · 1 dkBirinci sadareti 1469 yılında başladı. Selefi Rum Mehmed Paşa'dır. Görev süresi kaynakların büyük bölümünde 1472 yılına kadar gösterilir; azil tarihini 1471 olarak veren kayıtlar da vardır.
Fatih Sultan Mehmed'in kendisine verdiği ilk görev, Karaman'a sefere gitmekti. Bölgede Osmanlı yönetimine karşı direniş sürüyor, Karamanoğulları yeniden toparlanmaya çalışıyordu. Sefer sırasında ciddi bir direnişle karşılaşılmadığı kaydedilir.
Seferin asıl sonucu askerî değil demografik oldu. Bölgedeki huzursuzluğun sürmesini engellemek ve aynı zamanda yeni fethedilen İstanbul'un nüfusunu artırmak için, Karaman bölgesinden büyük bir nüfus başkente nakledildi.
Sadaretin geri kalan yılları, Anadolu'daki idarî düzenin kurulmasıyla geçti. Karaman toprakları eyalet haline getirildi, tahrir defterleri çıkarıldı ve tımar dağıtımı yapıldı. Aynı yıllarda doğuda Akkoyunlu Devleti ile gerginlik tırmanıyordu; 1473 yılındaki Otlukbeli Muharebesi ise onun görevden ayrılmasından sonraya rastlar.
Görevden alınmasının sebebi kaynaklarda açıkça yazılmaz. Makam, ondan sonra ikinci kez Veli Mahmud Paşa'ya verildi.
Azlin ardından siyasî konumu da zayıfladı. Şarabdâr Zağanos'tan mülk olarak satın aldığı topraklara padişah tarafından el konuldu ve bu topraklar timar haline getirildi. Aynı mülke ancak II. Bayezid döneminde yeniden kavuşabildi.
Karaman Seferi ve Aksaray'ın İstanbul'a Nakli
05 / 19 · 1 dkİstanbul, 1453 yılındaki fetihten sonra nüfus bakımından boşalmış bir şehirdi. Kuşatma öncesinde de nüfusu azalmış olan şehir, fetihten sonra yeniden iskân edilmek zorundaydı. Osmanlı yönetimi bunun için sürgün adı verilen bir yöntem uyguladı: farklı bölgelerden aileler getirilip başkente yerleştirildi.
Karaman seferi bu politikayla birleşti. 1470 yılında Karaman bölgesinden bir nüfus grubu İstanbul'a nakledildi. Gelenler Aksaray şehrindendi ve başkentte yerleştikleri semte memleketlerinin adı verildi.
Semt bugün de Aksaray adını taşır. İstanbul'un tarihî yarımadasındaki bu bölge, adını doğrudan bu iskân hareketinden alır ve şehrin fetih sonrası yeniden kuruluşunun görünür izlerinden biridir.
Uygulamanın iki amacı vardı. Birincisi başkentin nüfusunu ve üretim gücünü artırmaktı. İkincisi, Karaman bölgesinde direnişin toplandığı merkezleri zayıflatmaktı. Aynı yöntem, Osmanlı Devleti'nin fethettiği başka bölgelerde de uygulandı.
Nakledilen ailelerin bir bölümü esnaf ve zanaatkârdı. İstanbul'un çarşı düzeninin kurulmasında bu grupların payı olduğu belirtilir.
Uygulama, döneminin şartları içinde değerlendirilir. Nakil, zorunlu bir yer değiştirmeydi ve ailelerin geri dönmesi yasaklanmıştı. Buna karşılık gelenlere vergi kolaylıkları tanındığı ve mülk verildiği kaydedilir.
Fatih Sultan Mehmed'in Ölümü ve İstanbul Muhafızlığı
06 / 19 · 1 dkFatih Sultan Mehmed 1481 yılında öldü. Ölüm haberi, devleti hazırlıksız yakaladı: iki şehzade, Bayezid Amasya'da ve Cem Konya'da bulunuyordu ve ikisi de başkentten uzaktı.
İshak Paşa o sırada İstanbul muhafızıydı. Bu görev, padişahın başkentten ayrıldığı dönemlerde şehrin ve hazinenin idaresini üstlenmek anlamına geliyordu ve olağanüstü şartlarda merkezî yönetimin tek dayanağı haline gelebiliyordu.
Durum tehlikeliydi. Sadaret makamında bulunan Karamanî Mehmed Paşa, taht için Cem'i destekliyordu. Askerler arasında huzursuzluk baş göstermiş, başkentte karışıklık çıkmıştı. Karamanî Mehmed Paşa bu karışıklık sırasında öldürüldü.
İshak Paşa, Bayezid'e bir davet mektubu göndererek bir an önce İstanbul'a gelmesini bildirdi. Mektupta, padişahın ölümünden sonra yirmi otuz haberci yolladığını, hiçbirinden haber alamadığını, her tarafta ayaklanmalar baş gösterdiğini ve İstanbul'daki askerleri oyalamakta artık zorlandığını yazdı.
Ayrıca bir başka mektupla, bütün kapı halkının Bayezid'in yanında yer alması gerektiğini ve yolların kontrol altına alınmasını bildirdi.
Bu mektuplar, saltanat boşluğu sırasında alınan tedbirlerin kimin elinden çıktığını gösterir. Kaynaklar, Bayezid'in tahta çıkışını mümkün kılan asıl hazırlığın onun tarafından yapıldığında birleşir.
Resmî kayıtlarda geçen ilk memuriyeti olarak Anadolu beylerbeyiliği gösterilir.
Şehzade Korkut'un Nâipliği
07 / 19 · 1 dkBayezid'in Amasya'dan İstanbul'a ulaşması zaman alacaktı. Bu süre içinde Cem'in Konya'dan hareket ederek başkente ilk varması ihtimali vardı.
İshak Paşa bu tehlikeye karşı bir çözüm buldu. Bayezid'in oğlu Korkut, bir süredir onun himayesindeydi. Şehzadeyi yanına çağırdı ve babasını temsilen nâib-i saltanat sıfatıyla tahta oturttu.
Düzenlemenin sonucu hukukîydi. Taht boş bırakılmamış, Bayezid'in padişahlığı resmî bir biçime kavuşturulmuş oldu. Sonradan gelecek bir iddia, boş bir tahta değil, mevcut bir saltanat naibine karşı ileri sürülmek zorunda kalacaktı.
İshak Paşa bu dönemde iki sıfat taşıdı: hem İstanbul muhafızı hem de saltanat naibinin atabegi. Bu iki sıfatla devlet işlerini fiilen yürüttü.
Yeniçerilerin tutumu belirleyiciydi. Ocak, padişah değişikliklerinde her zaman ağırlığını hissettiren bir güçtü. İshak Paşa, damadı Gedik Ahmed Paşa'nın asker arasındaki itibarından da yararlanarak yeniçerileri çeşitli vaatlerle yatıştırdı.
Korkut'un nâipliği kısa sürdü. Bayezid başkente ulaştığında taht kendisine devredildi. Şehzade sonraki yıllarda sancak beyliklerinde bulundu ve dönemin ilim çevrelerinde tanınan bir isim oldu.
Bu düzenleme, Osmanlı hukukunda saltanat naipliğinin ender uygulamalarındandır. Padişahın bulunmadığı bir tahtın bir şehzade tarafından babası adına temsil edilmesi, sonraki yüzyıllarda da yalnızca birkaç kez görüldü.
İkinci Sadareti ve Göreve Getirilişi
08 / 19 · 1 dkII. Bayezid 1481 yılının mayıs ayında Üsküdar'dan İstanbul'a geçti. Yanında, sadaret için öne çıkan isim olan Hamza Bey oğlu Mustafa Paşa bulunuyordu.
İshak Paşa, yaptığı hizmetlerin karşılığında makamın kendisine verilmesini bekliyordu. Kaynaklar, bu beklentinin karşılanmaması üzerine damadına bağlı yeniçerileri kullanarak padişaha baskı yaptığını kaydeder. Geçiş günü olarak kaynaklarda mayıs ayının 19'u ve 21'i verilir.
Baskı sonuç verdi. II. Bayezid, İshak Paşa'yı sadaret makamına getirmek zorunda kaldı. Mustafa Paşa'ya ise ikinci vezirlik verildi.
Böylece saltanatın ilk aylarında sarayda açık bir rekabet başladı. İki vezir birbirinin konumunu zayıflatmaya çalıştı ve bu mücadele, padişahın kendi otoritesini kurmasını da geciktirdi.
Göreve geliş biçimi, sonraki gelişmelerin de habercisidir. Bir vezîriâzamın makama askerî baskıyla gelmesi, padişah ile aralarındaki ilişkiyi baştan gergin kıldı. Kaynaklar, II. Bayezid'in ona karşı temkinli davrandığını, ancak yeniçerilere dayandığı için doğrudan hareket etmediğini belirtir.
İkinci sadaret, kaynakların büyük bölümünde 1482 yılına kadar gösterilir. Bir kayıt ise görevden ayrılışı 1483 yılının yazına koyar ve gerekçe olarak yaşlılık ile hastalığı gösterir.
Divandaki Rekabet
09 / 19 · 1 dkİkinci sadaretin tamamı Divan içindeki güç mücadelesiyle geçti. Mücadelenin tarafları, vezîriâzam İshak Paşa ile ikinci vezir Mustafa Paşa'ydı.
Mustafa Paşa ilk hamleyi yaptı ve doğrudan İshak Paşa'ya değil, damadı Gedik Ahmed Paşa'ya yöneldi. Gedik Ahmed Paşa görevden alınarak tutuklandı. İshak Paşa nüfuzunu kullanarak damadını kurtardı ve karşılığında Mustafa Paşa'yı azlettirdi.
Padişah, boşalan vezirliğe kendi yakın adamı Kasım Paşa'yı tayin etti. İshak Paşa bu tayinden hoşnut kalmadı ve bir süre sonra Kasım Paşa'yı da azlettirmeyi başardı. Yerine Mesih Paşa getirildi.
Bu tablo, dönemin Divan'ında vezîriâzamın ne ölçüde belirleyici olabildiğini gösterir. Vezir tayinleri padişahın yetkisindeydi, ancak asker desteğine dayanan bir vezîriâzam bu tayinleri fiilen etkileyebiliyordu.
Aynı tablo, II. Bayezid'in saltanatının ilk yıllarındaki zayıflığını da ortaya koyar. Padişah, Cem Sultan meselesi çözülmeden ve yeniçeriler üzerinde denetim kurulmadan Divan'ı kendi istediği gibi düzenleyemedi.
Dengenin değişmesi zaman aldı. Cem Sultan'ın Anadolu'dan çekilmesi ve ardından Gedik Ahmed Paşa'nın ortadan kaldırılması, padişahın elini serbest bıraktı.
Mücadelenin bir başka boyutu, vezirlerin sahip olduğu maiyet kuvvetleriydi. Kapı halkı adı verilen bu kuvvetler, bir vezirin siyasî ağırlığını doğrudan belirliyor ve Divan içindeki dengeleri de bu güç oranları şekillendiriyordu.
Vezir sıfatıyla, Anadolu beylerbeyi Gedik Ahmed Paşa ile birlikte Ereğli ve Aksaray'ın alınmasında bulundu.
Cem Sultan Mücadelesi ve Gözden Düşüş
10 / 19 · 1 dkII. Bayezid'in tahta çıkışı, kardeşi Cem Sultan'ın iddiasını sona erdirmedi. Cem, Bursa'yı ele geçirip kendi adına hutbe okuttu ve ülkenin ikiye bölünmesini teklif etti. Teklif kabul edilmedi.
Padişah kardeşi üzerine sefere çıktı. Kaynaklar, bu seferde İshak Paşa'nın geri plana itildiğini ve kendisine artçılık görevi verildiğini kaydeder. Şehzade Abdullah'ın maiyetinde yer aldı.
Görevlendirme, konumundaki değişimin açık işaretiydi. Vezîriâzamın seferde öncü ya da merkez kumandası yerine artçılıkla görevlendirilmesi, güven kaybının kurumsal biçimde gösterilmesi anlamına geliyordu.
Asıl dönüm noktası, damadı Gedik Ahmed Paşa'nın ansızın idam edilmesi oldu. Gedik Ahmed Paşa, Otranto seferini yürütmüş, asker arasında büyük itibar kazanmış bir kumandandı ve İshak Paşa'nın yeniçeriler üzerindeki etkisinin dayanağıydı.
Bu dayanağın ortadan kalkmasıyla İshak Paşa'nın gücü sona erdi. Kaynaklar, bu olaydan sonra Divan'daki ağırlığını koruyamadığını belirtir.
Cem Sultan mücadelesi 1482 yılında Anadolu'dan çekilmesiyle yeni bir aşamaya geçti. Şehzade önce Rodos şövalyelerine, ardından Fransa ve İtalya'daki merkezlere geçti ve uzun yıllar Osmanlı dış siyasetinin başlıca meselesi olarak kaldı.
Sadaretten Ayrılışı ve Selanik Sancakbeyliği
11 / 19 · 1 dkSadaretten ayrılışının tarihi ve biçimi konusunda kaynaklar ayrışır. Kaynakların bir kısmı 1482 yılında azledildiğini yazar. Bir başka kayıt, 1483 yılının yazında yaşlılık ve hastalığını ileri sürerek görevden kendisinin çekildiğini belirtir.
Ayrılış, bir cezalandırma biçiminde olmadı. II. Bayezid, geçmişteki hizmetlerini göz önüne alarak onu Selanik sancağına gönderdi. Sancak beyliği, eski vezirler için düzenli bir emeklilik biçimiydi: gelir sağlıyor, itibarı koruyor, buna karşılık merkezden uzaklaştırıyordu.
Selanik, Osmanlı Devleti'nin Ege'deki en önemli limanıydı ve 1430 yılında alınmıştı. Şehir, Osmanlı döneminde yeniden imar edildi ve nüfusu artırıldı.
İshak Paşa buradaki görevi sırasında şehrin en tanınmış Osmanlı yapılarından birini inşa ettirdi. 1484 yılında yaptırdığı cami ve imaret, kaynaklarda Alaca İmaret adıyla anılır.
Son yıllarını Selanik'te geçirdi. İki vakfiye düzenletti: birincisi 1486 yılının şubat ayına, ikincisi ise onun zeyli niteliğindeki 1487 yılının mayıs ayına tarihlenir. Bu belgeler, sahip olduğu mülkler ve kurduğu hayır eserleri hakkındaki en güvenilir kaynaktır.
Vakfiyeler aynı zamanda ölümünün tarihlendirilmesini de mümkün kılar.
Eski vezirlerin sancak beyliğine gönderilmesi, merkezî yönetim açısından da işlevliydi. Tecrübeli bir devlet adamı önemli bir bölgeye yerleştiriliyor, buna karşılık başkentteki denge oyunlarının dışına çıkarılmış oluyordu.
Ölümü ve Defni
12 / 19 · 1 dkİshak Paşa 1487 yılında öldü. Kaynakların bir kısmı ölüm gününü ocak ayının 30'u olarak verir. Vakfiyesine dayanan bir başka kayıt, ölümünü 1487 yılının mayıs ayından kısa bir süre öncesine yerleştirir.
Ölüm yeri Selanik'tir. Şehir, sadaretten ayrıldıktan sonra sancak beyi olarak gönderildiği ve son yıllarını geçirdiği yerdi.
Cenazesi Selanik'te bırakılmadı. Vasiyeti üzerine İnegöl'e getirildi ve burada kendisi için yaptırdığı türbeye defnedildi. Türbe, aynı yerde kurduğu külliyenin parçasıdır.
İnegöl'ün seçilmesi, vakfiyesindeki kayıtla uyumludur. Belgeler onu İnegöllü gösterir; en büyük hayır eserini de aynı kasabada yaptırmıştır. Defin yeri, kökeni hakkındaki tartışmada da bir dayanak sayılır.
Öldüğünde sadaret makamında Koca Davud Paşa bulunuyordu. Davud Paşa, 1482 yılından 1497 yılına kadar on beş yıl boyunca görevde kaldı ve II. Bayezid dönemine damgasını vurdu.
Geride geniş bir vakıf düzeni bıraktı. İnegöl, İstanbul, Selanik, Edirne ve Kütahya'da kurduğu vakıflar, iki ayrı vakfiye ile kayda geçirilmiştir. Bu vakıfların gelir kaynakları ve yönetim esasları, dönemin vakıf uygulaması hakkında ayrıntılı bilgi verir.
Rum Mehmed Paşa'nın azlinin ardından vezîriâzamlığa getirildi.
İnegöl Külliyesi
13 / 19 · 1 dkEn büyük eseri, İnegöl'de kendi adıyla anılan külliyedir. Yapı topluluğu bir cami, bir medrese ve bir türbeden oluşur.
Medresenin dershane kapısı üzerinde üç satırlık Arapça bir kitabe bulunur. Kitabeden yapının 1482 yılında tamamlandığı anlaşılır. İnşaat, ikinci sadaretinin sona erdiği yıllara denk gelir.
Vakfiyesinden, külliyede bu üç yapıdan başka bir imaret, bir zaviye, bir han ve bir ahır bulunduğu öğrenilir. Bu ölçek, külliyeyi bir ibadet yapısı olmaktan çıkarıp kasabanın merkezinde bir sosyal hizmet ve konaklama odağı haline getiriyordu.
Cami, erken Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşır ve İnegöl çarşısının içinde yer alır. Yapı topluluğu bugün de ayaktadır ve kasabanın en tanınmış tarihî yapısıdır.
Türbe, vasiyeti üzerine kendisinin defnedildiği yapıdır. Külliyenin diğer bölümleriyle birlikte, kasabanın Osmanlı dönemindeki gelişiminin merkezini oluşturur.
Külliyenin karşısında bugün İnegöl Kent Müzesi bulunur. Yapı topluluğu, kasabanın tarihî dokusunun çekirdeğini oluşturmayı sürdürmektedir.
Bu ölçekte bir külliye kurmak, sahibinin mali gücü hakkında da fikir verir. Vakfa bağlanan gelir kaynakları, yapıların bakımını yüzyıllar boyunca sürdürebilecek büyüklükteydi.
İstanbul, Selanik ve Diğer Eserleri
14 / 19 · 1 dkİstanbul'da bir cami ve bir hamam yaptırdı. Cami, tarihî yarımadanın Ahırkapı yönündeki bölgesinde, bugün Cankurtaran adıyla anılan mahallededir. Yapının inşa kitabesi bulunmadığı için kesin tarihi bilinmez.
Cami tamamen moloz taştan inşa edilmiştir. Bünyesinde bir hazire, bir su terazisi, bir su kuyusu ve bir şadırvan yer alır. Yapı 1951 yılında harabe halden kurtarılarak onarılmış ve yeniden ibadete açılmıştır. Karşısındaki İshak Paşa Hamamı ise bugün harabe durumdadır. Çevredeki mahalle de onun adını taşır.
Selanik'teki cami ve imaret, sancak beyliği sırasında 1484 yılında yaptırıldı. Yapı, minaresinin renkli görünümü sebebiyle Alaca İmaret adıyla anılır. Ters T planlı caminin beş kubbeli bir son cemaat yeri vardır.
Alaca İmaret Camii, Osmanlı döneminin sonuna kadar kullanıldı. Minaresi 1912 yılından sonra temeline kadar yıktırıldı. Yapı 1978 yılındaki depremde hasar gördü, sonra onarıldı ve 1986 yılından itibaren kültür etkinliklerine ayrıldı.
Diğer eserleri arasında Kütahya'da bir zaviye ile Edirne'de bir hamam ve bir çeşme sayılır. Köstendil yakınlarında Struma üzerindeki köprü de ona mal edilir.
Bazı şehir ve kasabalardaki vakıfların hangi İshak Paşa'ya ait olduğu kesin olarak belirlenememektedir; ad benzerliğinden doğan karışıklık eserlerin tespitinde de kendini gösterir.
Ailesi ve Çocukları
15 / 19 · 1 dkEşi konusunda kaynaklar ayrışır. Vakfiyesine dayanan kayıt, İsfendiyaroğulları sülalesinden Tâcünnisâ Sultan Hatun ile evlendiğini belirtir. Bir başka kayıt ise 1451 yılında, Fatih Sultan Mehmed'in isteğiyle II. Murad'ın dul eşlerinden Hatice Hatun ile evlendirildiğini yazar.
Çocuklarının sayısı konusunda da kayıtlar farklıdır. Kaynakların birleştiği isimler Pîrî, Şâdî ve İbrahim adlı oğullar ile Hafsa ve Şehzade adlı kızlardır. Bazı kayıtlar Halil ve Mustafa adlı iki oğul ile Fahrünnisa adlı bir kız daha ekler ve toplam sekiz çocuktan söz eder.
Oğullarının kariyeri, ailenin devlet içindeki konumunu gösterir. Pîrî Bey, Amasya'da bulunduğu yıllarda Şehzade Bayezid'in defterdarlığında görev yaptı. Şâdî Bey ise 1504 yılından itibaren II. Bayezid'in oğlu Şehinşah'ın defterdarı oldu.
Ailenin en tanınmış bağı damadı üzerinden kuruldu. Kızlarından biri, Otranto seferini yürüten ve dönemin en itibarlı kumandanı sayılan Gedik Ahmed Paşa ile evlendi. Bu bağ, İshak Paşa'nın 1481 yılındaki saltanat geçişinde yeniçeriler üzerinde etkili olmasını sağladı.
Aynı bağ, sonunda konumunu da belirledi. Gedik Ahmed Paşa'nın idam edilmesi, İshak Paşa'nın Divan'daki gücünün sona ermesiyle birlikte anılır.
Oğullarının defterdarlık görevlerinde bulunması, ailenin ilmiye değil kalemiye yolunda devam ettiğini gösterir.
Fatih Sultan Mehmed'in verdiği ilk görevle Karaman'a sefere gitti; ciddi bir direnişle karşılaşılmadı.
Sadareti: İç Yönetim ve Devlet Düzeni
16 / 19 · 1 dkGörev süreleri kısa olduğu için idarî düzenlemeleri sınırlı kaldı. Buna karşılık her iki sadaret de Osmanlı Devleti'nin yapısal dönüşüm yıllarına denk gelir.
Birinci sadaretin ağırlığı Anadolu'daydı. Karaman topraklarının eyalet düzenine bağlanması, tahrir defterlerinin çıkarılması ve tımar dağıtımı bu dönemin işleriydi. Fetihten sonra kurulan idarî düzenin yerleşmesi, yıllar süren bir kayıt işiydi.
Aynı yıllarda İstanbul'un yeniden iskânı sürüyordu. Şehre nüfus getirilmesi, mahallelerin kurulması, vakıfların tesis edilmesi ve çarşı düzeninin oluşturulması, merkezî yönetimin en büyük projesiydi. Aksaray'dan getirilen ahalinin yerleştirilmesi bu projenin parçasıdır.
İkinci sadaret ise bir geçiş dönemine rastlar. Fatih Sultan Mehmed'in son yıllarında uygulanan sert mülk ve vakıf politikası, II. Bayezid döneminde gevşetildi. El konulan vakıf ve mülklerin bir bölümü eski sahiplerine iade edildi; İshak Paşa da kendi mülküne bu dönemde yeniden kavuştu.
Görev süresi boyunca dış cephede büyük bir sefer düzenlenmedi. Devletin gündemi Cem Sultan meselesiydi ve bu mesele hem askerî hem diplomatik bir sorun olarak yıllarca sürdü.
İdarî mirasının en görünür yanı, kurduğu vakıflardır. İnegöl'den Selanik'e uzanan bu ağ, dönemin devlet adamlarının şehir hayatına katkı biçimini gösteren örneklerden biridir.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
17 / 19 · 1 dkKaynaklar onu, döneminin siyasî hayatında etkili rol oynayan ve çok sayıda hayır eseri yaptıran bir devlet adamı olarak anar. Zamanında vezîrü'l-kebîr sıfatıyla anıldığı da kaydedilir.
Siyasî yöntemi, mektup ve ittifak üzerine kuruluydu. 1481 yılındaki saltanat geçişinde aldığı tedbirler bunun en açık örneğidir: haberciler gönderdi, mektuplar yazdı, yeniçerileri vaatlerle yatıştırdı ve hukukî bir çözüm üreterek tahtı boş bırakmadı.
Aynı yöntem Divan içinde de kullanıldı. Rakiplerini doğrudan karşı karşıya gelerek değil, tayin ve azil dengeleri üzerinden geriletti. Mustafa Paşa ile Kasım Paşa'nın azli bu şekilde gerçekleşti.
Güç kaynağı, asker desteğine dayanıyordu ve bu dayanak damadı Gedik Ahmed Paşa üzerinden kurulmuştu. Dayanağın kaybedilmesiyle birlikte konumu da hızla zayıfladı.
Hayratının çokluğu, kişiliğinin bir başka yönünü gösterir. İnegöl'deki külliye, İstanbul ve Selanik'teki camiler, Edirne ve Kütahya'daki yapılar, geniş bir coğrafyaya yayılmış bir vakıf ağı oluşturur.
Kaynaklar hakkında ağır bir eleştiri kaydetmez. Görevden ayrılışının bir azil mi yoksa kendi isteğiyle çekilme mi olduğu tartışmalıdır; her iki durumda da sonrasında sancak beyliğine gönderilmesi, itibarının korunduğunu gösterir.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkİshak Paşa'nın Osmanlı tarihindeki yeri, iki ayrı başlıkla anılır. Birincisi 1481 yılındaki saltanat geçişindeki rolü, ikincisi bıraktığı eserlerdir.
Saltanat geçişi, Osmanlı tarihinin en kritik anlarından biridir. Padişah öldüğünde iki şehzade de başkentten uzaktı, sadaret makamındaki isim diğer şehzadeyi destekliyordu ve başkentte karışıklık çıkmıştı. Bu şartlarda alınan tedbirler, II. Bayezid'in otuz bir yıl sürecek saltanatının önünü açtı.
Aynı olay, yeniçerilerin padişah seçimindeki ağırlığının ilk açık örneklerinden biridir. Ocağın bu konumu, sonraki yüzyıllarda Osmanlı siyasetinin kalıcı bir unsuru haline geldi.
Eserleri bakımından mirası daha kalıcıdır. İnegöl'deki külliye bugün de ayaktadır ve kasabanın tarihî çekirdeğini oluşturur. Selanik'teki Alaca İmaret Camii, şehirdeki Osmanlı yapılarının en tanınmışlarındandır. İstanbul'daki cami ve mahalle de onun adını taşır.
Aksaray semtinin adı, sadareti döneminde yürütülen iskân politikasının bugüne kalan izidir. İstanbul'un fetih sonrası yeniden kuruluşunun görünür örneklerinden biridir.
Kökeni ve ilk görevleri hakkındaki belirsizlik ise araştırmaların sürdüğü bir konudur. Aynı yıllarda aynı adı taşıyan birden çok devlet adamının bulunması, kayıtların ayrıştırılmasını güçleştirir ve bu belirsizlik onun biyografisinin ayrılmaz parçası olmuştur.
Karaman bölgesindeki Aksaray'dan getirilen ahali İstanbul'a yerleştirildi; semt bugün de Aksaray adını taşır.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1455: Mainz'da Gutenberg'in matbaasında ilk büyük basılı kitap tamamlandı.
1455: İngiltere'de Güller Savaşı başladı.
1469: Aragonlu Ferdinand ile Kastilyalı Isabella evlendi; İspanya'nın birleşmesinin yolu açıldı.
1469: Lorenzo de' Medici Floransa'nın yönetimine geçti.
1478: İspanya'da engizisyon mahkemeleri kuruldu.
1480: Moskova Knezliği Altın Orda'ya vergi ödemeyi bıraktı.
1485: Bosworth Muharebesi ile İngiltere'de Tudor hanedanı başladı.
1487: Bartolomeu Dias, Afrika'nın güney ucuna ulaşan seferine çıktı.
Kronoloji
31 olay- 15. yüzyıl
Kaynakların bir kısmı bu tarih dolayında Anadolu beylerbeyiliğine getirildiğini yazar; bir kısmı bu kaydı aynı adlı başka bir paşaya bağlar.
İstanbul fethedildi; bazı kayıtlar kuşatma sırasında Anadolu beylerbeyi olduğunu belirtir.
Resmî kayıtlarda geçen ilk memuriyeti olarak Anadolu beylerbeyiliği gösterilir.
Vezir sıfatıyla, Anadolu beylerbeyi Gedik Ahmed Paşa ile birlikte Ereğli ve Aksaray'ın alınmasında bulundu.
Rum Mehmed Paşa'nın azlinin ardından vezîriâzamlığa getirildi.
Fatih Sultan Mehmed'in verdiği ilk görevle Karaman'a sefere gitti; ciddi bir direnişle karşılaşılmadı.
Karaman bölgesindeki Aksaray'dan getirilen ahali İstanbul'a yerleştirildi; semt bugün de Aksaray adını taşır.
Kaynakların bir kısmı azlini bu yıla yerleştirir.
Vezîriâzamlıktan alındı; makam ikinci kez Veli Mahmud Paşa'ya verildi.
Şarabdâr Zağanos'tan satın aldığı topraklara el konuldu ve bu topraklar timar haline getirildi.
Otlukbeli Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusu yenilgiye uğratıldı; sadaretten ayrılışından sonrasına rastlar.
Fatih Sultan Mehmed öldü; o sırada İstanbul muhafızıydı.
Şehzade Bayezid'e davet mektubu göndererek başkente gelmesini bildirdi ve yolların kontrol altına alınmasını sağladı.
Sadaret makamındaki Karamânî Mehmed Paşa, başkentteki karışıklık sırasında öldürüldü.
Bayezid'in oğlu Korkut'u babası adına nâib-i saltanat olarak tahta oturttu; kendisi hem İstanbul muhafızı hem atabeg oldu.
Mustafa Paşa'nın azlettirdiği Gedik Ahmed Paşa'yı kurtardı ve karşılığında Mustafa Paşa'yı azlettirdi.
II. Bayezid Üsküdar'dan İstanbul'a geçti; yeniçerilere dayanan baskı sonucu İshak Paşa sadarete getirildi, Mustafa Paşa ikinci vezir oldu.
Kasım Paşa'yı azlettirerek yerine Mesih Paşa'nın vezir olmasını sağladı.
Cem Sultan üzerine yapılan seferde geri plana itilerek artçılıkla görevlendirildi; Şehzade Abdullah'ın maiyetinde yer aldı.
Damadı Gedik Ahmed Paşa idam edildi; bu olay Divan'daki gücünün sonu sayılır.
Kaynakların büyük bölümü sadaretten ayrılışını bu yıla yerleştirir; makam Koca Davud Paşa'ya verildi.
İnegöl'deki külliyenin medrese kitabesine göre yapı tamamlandı.
Bir kayıt, yaşlılık ve hastalığını ileri sürerek bu yılın yazında görevden çekildiğini belirtir.
II. Bayezid, geçmiş hizmetlerini göz önüne alarak onu Selanik sancağına gönderdi.
Selanik sancak beyi iken cami ve imaretini yaptırdı; yapı Alaca İmaret adıyla anılır.
Vakıflarını kayda geçiren ilk vakfiyesi düzenlendi.
Selanik'te öldü; vasiyeti üzerine cenazesi İnegöl'e getirilerek kendi yaptırdığı türbeye defnedildi.
Kaynakların bir kısmı ölüm gününü bu tarih olarak verir.
İkinci vakfiyesi düzenlendi; vakfiyeye dayanan kayıt ölümünü bu tarihten kısa süre öncesine yerleştirir.
Halefi Koca Davud Paşa, on beş yıl süren sadaretinin sonunda görevden ayrıldı.
- 16. yüzyıl
Oğlu Şâdî Bey, II. Bayezid'in oğlu Şehinşah'ın defterdarlığına getirildi.
Sadareti
2 dönem · yaklaşık 4 yılHizmet Ettiği Padişahlar
2 padişahSavaşlar ve Seferler
3 kayıtEserleri
9 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiOn beşinci yüzyılın ikinci yarısında vezîriâzam, padişahın mutlak vekili sayılıyor ve Divan'a başkanlık ediyordu. İshak Paşa'nın döneminde makamın en görünür alameti, padişahın başkentten ayrıldığı zamanlarda şehrin ve hazinenin idaresini üstlenen muhafızlık göreviydi; 1481 yılındaki saltanat geçişinde bu sıfatla hareket etti ve saltanat naibinin atabegi olarak devlet işlerini yürüttü. Kendisine sadaret mührünün ne zaman teslim edildiğine dair ayrı bir kayıt kaynaklarda yer almaz.
Aile Ağacı
10 kişi
İshak PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
72 madde · sadaret sırasıyla







































































Yanlış Bilinenler
7 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruİshak Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
İshak Paşa'nın kökeni nedir?
Neden birden çok İshak Paşa'dan söz edilir?
İstanbul'daki Aksaray semtinin adı nereden gelir?
İshak Paşa'nın 1481 yılındaki rolü nedir?
İshak Paşa ikinci kez nasıl sadrazam oldu?
Gedik Ahmed Paşa'nın İshak Paşa ile ilişkisi nedir?
İshak Paşa neden görevden ayrıldı?
İshak Paşa ne zaman ve nerede öldü?
İshak Paşa nereye defnedildi?
İshak Paşa hangi eserleri yaptırdı?
İnegöl İshak Paşa Külliyesi ne zaman yapıldı?
Selanik'teki Alaca İmaret Camii'ni kim yaptırdı?
İshak Paşa'nın çocukları kimlerdir?
Ağrı'daki İshak Paşa Sarayı bu İshak Paşa'nın mıdır?
Son güncelleme: 6 Eylül 2026

