
Veli Mahmud Paşa
ولى محمود پاشاAdnî·Mahmud Paşa Angeloviç·Mahmud Paşa
Veli Mahmud Paşa, Fatih Sultan Mehmed döneminde iki kez vezîriâzamlık yapan, Adnî mahlasıyla şiir yazan ve 1474 yılında idam edilen Osmanlı devlet adamıdır.
Veli Mahmud Paşa Kimdir?
15 dk okumaVeli Mahmud Paşa, Fatih Sultan Mehmed'in saltanatının en uzun süre görevde kalan vezîriâzamıdır. Balkan kökenli bir soylu aileden gelir; kaynakların çoğu 1420 yılı civarında, bugün Kosova sınırları içinde bulunan Novoberda'da doğduğunu kaydeder. Ailesinin kökeni konusunda kaynaklar ayrışır: bir kısmı Sırp, bir kısmı Bizans soylusu Angelos ailesine dayandığını yazar.
1427 yılı civarında çocuk yaşta Osmanlı topraklarına getirildi. Esir olarak mı yoksa devşirme yoluyla mı alındığı kesin değildir. İslam'ı benimsedikten sonra Edirne'de ve sarayda yetiştirildi, Enderun'da eğitim gördü ve şehzade Mehmed'in yakın çevresine girdi.
İstanbul'un fethine katıldı. Rumeli beylerbeyiliği yaptıktan sonra vezîriâzamlığa getirildi; göreve başlama tarihi kaynaklarda 1455, 1456 ve 1458 olarak farklı verilir. Birinci sadareti 1466 yılında sona erdi. Bu dönemde Sırbistan, Mora, Trabzon, Bosna ve Eflak seferlerini yürüttü ya da bu seferlerde belirleyici görevler aldı.
Azlinden sonra kaptanıderyalık yaptı ve 1470 yılında Eğriboz'un alınmasında donanmaya komuta etti. 1472 yılında ikinci kez vezîriâzam oldu, 1473 yılında Otlukbeli Muharebesi'ne katıldı. 1474 yılında görevden alındı, Yedikule'ye hapsedildi ve 17 Ağustos 1474 tarihinde idam edildi.
Adnî mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiirler yazdı. İstanbul'da kurduğu külliye, fetihten sonra bir vezir tarafından yaptırılan ilk büyük yapı topluluğudur. Devrin ilim ve sanat çevrelerini destekledi; ölümü bu çevrelerde geniş yankı uyandırdı.
Sırp Despotluğu topraklarındaki Novoberda'da doğduğu kabul edilir.
Kökeni ve Ailesi
01 / 19 · 1 dkVeli Mahmud Paşa'nın doğum yılı kaynaklarda 1420 civarı olarak verilir. Doğum yeri, Sırp Despotluğu topraklarındaki Novoberda'dır; bugün Kosova sınırları içinde kalan bu yerleşim, on beşinci yüzyılda Balkanların en önemli gümüş madeni merkezlerinden biriydi.
Ailesinin kökeni konusunda kaynaklar ayrışır. Bir kısım kaynak aileyi Sırp soyluları arasında sayar. Bir kısmı ise Bizans'ın Angelos ailesine, özellikle on dördüncü yüzyılda Teselya'da hüküm süren kola bağlar. Annesinin kökeni de tartışmalıdır; Sırp ya da Rum olduğu yolunda farklı görüşler vardır. Kesin olan, ailenin bölgenin yerleşik soylu çevresine mensup olduğudur.
Kardeşi Mihailo Angeloviç, Osmanlı hizmetine girmedi ve Sırp Despotluğu'nda kaldı. Despotluğun son yıllarında naiplik görevinde bulundu, ancak Macaristan yanlısı çevrelerce görevden uzaklaştırıldı. İki kardeşin farklı devletlerin hizmetinde bulunması, on beşinci yüzyıl Balkanlarında soylu ailelerin izlediği yolların ne kadar ayrışabildiğini gösteren örneklerden sayılır.
Osmanlı kaynaklarında adı yalnızca Mahmud Paşa olarak geçer. Sonraki yüzyıllarda hayır eserleri ve dindarlığı sebebiyle Veli lakabıyla anıldığı belirtilir; kabri uzun süre ziyaret edilen yerler arasında yer aldı.
Eşinin adı Selçuk Hatun olarak kaydedilir; bazı kaynaklar onu vezir Zağanos Mehmed Paşa'nın kızı olarak gösterir. Bir oğlu ve bir kızı olduğu kaydedilir.
Osmanlı Hizmetine Girişi ve Enderun Eğitimi
02 / 19 · 1 dkKaynaklar, Mahmud'un 1427 yılı civarında, annesiyle birlikte Novoberda'dan Semendire'ye giderken Osmanlı akıncıları tarafından yakalandığını kaydeder. Bu ele geçirilişin devşirme usulüyle mi yoksa savaş esiri olarak mı gerçekleştiği kesin biçimde belirlenememiştir.
Çocuk yaşta Osmanlı topraklarına getirildi ve İslam'ı benimsedi. Kendisine Mahmud adı verildi. Önce Edirne'de öğrenim gördü, ardından saraya alınarak Enderun'da yetiştirildi. Enderun, devlet hizmeti için kadro yetiştiren saray okuluydu; burada Arapça, Farsça, hat, matematik, askerlik ve devlet usulü öğretiliyordu.
Bu eğitim düzeni, Osmanlı yönetiminde on beşinci yüzyılın ortasından itibaren belirleyici hale geldi. Saray içinde yetişen görevlinin taşrada bir ailesi, toprağı ya da bağımsız bir gelir kaynağı yoktu; konumu doğrudan padişahın iradesine bağlıydı. Çandarlı ailesinin temsil ettiği köklü ilmiye ve toprak sahibi kadro ile bu kadro arasındaki denge, 1453 yılından sonra ikincisi lehine değişti. Mahmud Paşa bu değişimin ilk büyük örneklerindendir.
Enderun yıllarında şehzade Mehmed'in yakın çevresinde yer aldı. İki isim arasındaki bağ, sonraki yılların en uzun süreli devlet adamı padişah ilişkisini doğurdu. Aynı yıllarda edebiyat ve şiirle ilgilendi; Farsça ve Türkçe şiir yazacak düzeyde bir birikim edindi. Bu birikim, sonraki yıllarda çevresine topladığı ilim ve sanat çevresinin de temelini oluşturdu.
Devlet Hizmetinde Yükselişi
03 / 19 · 1 dkMahmud Paşa'nın 1453 yılından önceki görevleri hakkında kaynaklarda ayrıntılı bilgi bulunmaz. İstanbul kuşatmasına katıldığı kaydedilir.
Fetihten sonra hızla yükseldi. Rumeli beylerbeyiliğine getirildi; bu görev, Osmanlı taşra teşkilatının en büyük idari ve askerî birimini yönetmek anlamına geliyordu. Rumeli beylerbeyi, sefer zamanlarında ordunun en kalabalık kolunun başında bulunuyordu.
1456 yılında Belgrad kuşatmasına katıldı. Kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı ve Osmanlı ordusu geri çekildi; Yanoş Hunyadi komutasındaki kuvvetler kaleyi savundu. Bu seferdeki hizmeti, Mahmud Paşa'nın devlet içindeki konumunu güçlendirdi.
Dönemin Osmanlı yönetiminde vezîriâzamlık makamı sık el değiştiriyordu. Çandarlı Halil Paşa'nın 1453 yılında idam edilmesinin ardından makama Zağanos Mehmed Paşa getirilmiş, onun görevden alınmasından sonra da başka isimler denenmişti. Mahmud Paşa bu dönemde vezirlik görevindeydi.
Yükselişinde askerî başarı kadar idari ve diplomatik yetenek de rol oynadı. Kaynaklar onu, sefer öncesinde ordunun hazırlığını düzenleyen, kuşatma altındaki kalelerle teslim görüşmeleri yürüten ve alınan bölgelerde yeni düzeni kuran bir görevli olarak tarif eder. Bu üç işi bir arada yürütebilmesi, kendisini dönemin diğer komutanlarından ayıran özellik olarak gösterilir. Farsça ve Türkçe yazışma yapabilmesi de diplomatik görevlerde öne çıkmasını sağladı.
Çocuk yaşta Osmanlı topraklarına getirildi; esir mi devşirme mi olduğu kesin değildir.
Vezîriâzamlığa Getirilişi
04 / 19 · 1 dkMahmud Paşa'nın vezîriâzamlığa getirildiği tarih kaynaklarda farklı verilir. Bir kısım kaynak 1455, bir kısmı 1456, bir kısmı 1458 yılını gösterir. Sadrazam listelerinde genellikle 1456 yılı esas alınır. Görev, Belgrad kuşatmasının ardından verilmiştir.
Göreve geldiğinde Fatih Sultan Mehmed yirmi dört yaşındaydı ve İstanbul'un alınmasından sonra kurulacak yeni düzenin çerçevesini çiziyordu. Devletin merkezi İstanbul'a taşınmış, şehrin yeniden iskânı başlamış, hukuk ve maliye alanında düzenlemelere girişilmişti.
Mahmud Paşa'nın birinci sadareti on yıla yakın sürdü ve Fatih dönemi fetihlerinin en yoğun bölümüne denk geldi. Sırp Despotluğu ortadan kaldırıldı, Mora ele geçirildi, Karadeniz kıyısındaki Ceneviz ve yerli beylik toprakları alındı, Trabzon Rum İmparatorluğu'na son verildi, Bosna Krallığı yıkıldı. Bu seferlerin çoğunda ordunun bir kanadına ya da tamamına komuta etti.
Vezîriâzam olarak divana başkanlık etti, atamaları düzenledi ve dış yazışmaları yürüttü. Aynı dönemde İstanbul'un yeniden iskânı, yeni vakıfların kurulması ve şehirdeki ticaret düzeninin kurulması işleri de yürütüldü.
Bu yıllarda Osmanlı yönetiminde vezîriâzamın yetkisi genişledi. Padişah seferde bulunmadığında devlet işleri doğrudan vezîriâzam tarafından yürütülüyordu. Mahmud Paşa'nın uzun süre görevde kalması, bu makamın kurumsal ağırlığını artırdı.
Sırbistan ve Mora Seferleri
05 / 19 · 1 dkMahmud Paşa'nın vezîriâzamlığındaki ilk büyük harekât Sırbistan üzerine yapıldı. Sırp Despotluğu, Edirne Segedin Antlaşması ile yeniden kurulmuş, ancak Macaristan ile Osmanlı arasında sürekli bir denge alanı olarak kalmıştı. Despot Corc Brankoviç'in 1456 yılında ölümünden sonra ülkede taht mücadelesi başladı.
1458 yılında Osmanlı kuvvetleri Sırbistan'a girdi. Mahmud Paşa'nın kardeşi Mihailo Angeloviç bu dönemde despotluğun naipleri arasındaydı ve görevden uzaklaştırıldı. Osmanlı ilerleyişi 1459 yılında Semendire'nin alınmasıyla tamamlandı. Sırp Despotluğu ortadan kalktı ve topraklar Osmanlı sancak düzenine bağlandı.
Aynı yıllarda Mora yarımadasında da harekât yürütüldü. Mora Despotluğu, Bizans hanedanından iki kardeşin yönetimindeydi ve aralarındaki anlaşmazlık bölgeyi zayıf düşürmüştü. Osmanlı seferleri 1458 yılında başladı, 1460 yılında yarımadanın büyük bölümü ele geçirildi. Venedik'in elindeki birkaç liman dışında Mora Osmanlı yönetimine girdi.
Mahmud Paşa bu seferlerde ordunun bir kanadına komuta etti ve kalelerle yapılan teslim görüşmelerini yürüttü. Kaynaklar, teslim şartlarının belirlenmesinde ve halkın yerinde bırakılmasına ilişkin düzenlemelerde onun rolüne dikkat çeker.
İki despotluğun ortadan kaldırılması, Balkanlarda Osmanlı düzeninin kesinleşmesi anlamına geldi. Tuna'nın güneyinde bağımsız bir Hristiyan devleti kalmadı; yalnızca Bosna Krallığı ve Arnavutluk'taki direniş sürüyordu.
Karadeniz Seferi: Amasra, Sinop ve Trabzon
06 / 19 · 1 dk1460'lı yılların başında Osmanlı siyaseti Karadeniz'e yöneldi. Amaç, denizin güney kıyısındaki bağımsız ve yarı bağımsız yönetimleri ortadan kaldırmak ve ticaret yollarını denetim altına almaktı.
İlk hedef, Cenevizlilerin elindeki Amasra oldu. Mahmud Paşa donanmayla limanı kapattı, kara kuvvetleri kaleyi kuşattı ve şehir teslim alındı. Bu harekât, Osmanlı donanmasının Karadeniz'de düzenli bir güç olarak kullanıldığı ilk büyük örneklerdendir.
1461 yılında Candaroğulları Beyliği'nin merkezi Sinop üzerine yüründü. Kale kuşatıldı ve İsfendiyaroğlu İsmail Bey teslim oldu; beylik topraklarına karşılık kendisine başka yerde gelir verildi. Böylece Karadeniz'in orta kesimi Osmanlı yönetimine girdi.
Seferin son hedefi Trabzon Rum İmparatorluğu'ydu. Bu devlet, 1204 yılından beri Karadeniz'in doğu kıyısında varlığını sürdürüyor ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile akrabalık bağı kurmuş bulunuyordu. Osmanlı ordusu karadan, donanma denizden ilerledi.
Mahmud Paşa donanmayla 14 Ağustos 1461 tarihinde şehrin önüne geldi. Fatih Sultan Mehmed ertesi gün ordunun başında ulaştı ve şehir 15 Ağustos 1461 tarihinde teslim alındı. Teslim görüşmelerini Mahmud Paşa yürüttü; Trabzon tarafında görüşmeleri âlim ve devlet adamı Georgios Amirutzes sürdürdü.
Uzun Hasan'ın gönderdiği heyet de önce Mahmud Paşa ile görüştü ve arabuluculuk istedi. Trabzon'un alınmasıyla Anadolu'da Osmanlı dışında bir Hristiyan devlet kalmadı.
İstanbul kuşatmasına katıldı.
Eflak Seferi ve Bosna'nın Fethi
07 / 19 · 1 dk1462 yılında Eflak üzerine sefer düzenlendi. Eflak voyvodası III. Vlad, Osmanlı'ya ödediği vergiyi kesmiş ve Tuna'nın güneyindeki yerleşimlere baskın düzenlemişti. Osmanlı ordusu Tuna'yı geçerek Eflak'a girdi.
Sefer, açık muharebeden çok yıpratma taktiklerine dayandı. Eflak kuvvetleri geri çekilirken toprakları boşalttı ve gece baskınları düzenledi. Osmanlı ordusu başkent Târgovişte'ye ulaştı. Sefer sonunda Vlad'ın kardeşi Radu, Osmanlı'ya bağlı voyvoda olarak görevlendirildi.
Ertesi yıl Bosna Krallığı üzerine yürünüldü. Bosna, Balkanlarda ayakta kalan son bağımsız krallıktı ve Osmanlı'ya vergi ödemeyi kesmişti. Sefer 1463 yılının baharında başladı. Osmanlı ordusu hızla ilerledi; kralın sığındığı Bobovac kalesi kısa sürede düştü.
Mahmud Paşa öncü kuvvetlerin başında ilerledi ve Kral Stefan Tomaşeviç'in bulunduğu Kliyuç kalesini kuşattı. Kral teslim oldu ve sefer sonunda idam edildi. Bosna Krallığı ortadan kalktı; bölgede Bosna sancağı kuruldu.
Bosna'nın alınması Macaristan ve Venedik ile ilişkileri doğrudan etkiledi. Macar kralı aynı yıl kuzeyden karşı harekâta girişti ve Yayçe'yi geri aldı; bölgedeki mücadele yıllarca sürdü. Venedik ile 1463 yılında başlayan savaş ise on altı yıl devam etti ve Osmanlı donanmasının Ege'deki üstünlüğüyle sonuçlandı.
Venedik Savaşı ve Denizdeki Görevleri
08 / 19 · 1 dkOsmanlı Venedik savaşı 1463 yılında başladı. Savaşın sebebi, Mora ve Bosna'nın alınmasıyla Venedik'in Adriyatik ve Ege'deki üsleri arasındaki bağın tehdit altına girmesiydi. Venedik, Papalık ve Macaristan ile ittifak kurdu; Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile de temas sağladı.
Savaş uzun yıllar süren bir yıpratma mücadelesine dönüştü. Venedik donanması Ege adalarına ve Osmanlı kıyılarına baskın düzenledi, Osmanlı kuvvetleri karadan Venedik üslerini kuşattı. 1464 yılında Bozcaada ve Midilli çevresinde deniz çatışmaları yaşandı.
Mahmud Paşa bu dönemde hem karada hem denizde görev aldı. Donanmanın hazırlanması, tersanenin işletilmesi ve gemi sayısının artırılması onun sorumluluğundaki işler arasındaydı. Osmanlı donanması bu yıllarda nicelik olarak Venedik ile boy ölçüşebilecek düzeye ulaştı.
Savaşın Anadolu boyutu da vardı. Karamanoğulları, Venedik ve Akkoyunlu ile temas kurarak Osmanlı'ya karşı harekete geçti. 1460'lı yılların ikinci yarısında Karaman üzerine seferler düzenlendi, Konya ve Larende Osmanlı yönetimine bağlandı.
Karaman'ın alınmasından sonra bölgeden İstanbul'a nüfus nakli yapıldı. Şehrin yeniden iskânı için uygulanan bu düzenleme, dönemin en tartışmalı uygulamalarındandır. Mahmud Paşa'nın bu naklin yürütülmesindeki tutumu, hakkındaki suçlamaların konularından biri oldu.
Birinci Sadaretin Sonu ve Azli
09 / 19 · 1 dkMahmud Paşa'nın birinci sadareti 1466 yılında sona erdi. Sadrazam listelerinin çoğu bu tarihi verir. Azlin gerekçesi konusunda kaynaklar ayrışır.
Bir anlatıya göre azil, 1466 yılındaki Arnavutluk seferinin ardından divandaki güç dengesinin değişmesiyle ilgilidir. Aynı yıl vezirliğe getirilen Rum Mehmed Paşa, saray içinde etkili bir konum kazandı ve vezîriâzamlığa yükseldi.
Bir başka anlatıya göre azlin sebebi, Karaman bölgesinden İstanbul'a yapılan nüfus naklinde Mahmud Paşa'nın yeterince sert davranmadığı yolundaki suçlamalardır. Konya ve Larende'den birkaç yüz hanenin şehre nakledilmesi işinde gevşek davrandığı öne sürüldü. Bu anlatıyı aktaran kaynaklar olayı 1468 yılına tarihlendirir; bu da azil tarihiyle uyuşmaz. Kaynaklar arasındaki bu ayrışma bugün de giderilmiş değildir.
Üçüncü bir değerlendirme, uzun süre görevde kalan ve büyük bir servet ile geniş bir çevre edinen bir vezîriâzamın konumunun kendiliğinden tartışma konusu haline geldiğine dikkat çeker. Fatih Sultan Mehmed'in saltanatı boyunca vezîriâzamlık makamı sık el değiştirdi; hiçbir görevlinin kalıcı bir güç merkezi kurmasına izin verilmedi.
Azilden sonra tamamen tasfiye edilmedi. Gelibolu sancak beyliği ve kaptanıderyalık görevleri verildi. Bu, Osmanlı düzeninde azledilen bir vezîriâzamın alt bir görevle hizmette tutulmasının örneklerindendir. Mahmud Paşa'nın denizdeki başarıları, bu dönemde ortaya çıktı.
Belgrad kuşatmasında görev aldı; kuşatma sonuçsuz kaldı.
Kaptanıderyalık ve Eğriboz'un Fethi
10 / 19 · 1 dkAzlinden sonra donanmanın başına getirilen Mahmud Paşa'nın en büyük harekâtı Eğriboz seferidir. Eğriboz, bugünkü adıyla Evia adası, Venedik'in Ege'deki en büyük üssüydü ve adayı anakaraya bağlayan boğazdaki kale bölgenin denetimini elinde tutuyordu.
Osmanlı donanması 1470 yılının haziran ayında Çanakkale Boğazı'ndan Ege'ye açıldı. Kaynaklar donanmanın yüz kadırga ile iki yüz kadar küçük savaş ve nakliye gemisinden oluştuğunu kaydeder. Filo 14 Haziran'da ada önlerine ulaştı.
Kuşatma 18 Haziran 1470 tarihinde başladı. Padişah karadan gelen kuvvetlerle harekâta katıldı; boğaz üzerine gemilerden köprü kuruldu ve ordu adaya geçirildi. Kale surları toplarla dövüldü, birkaç genel hücum düzenlendi.
Venedik garnizonu, komutan Niccolo da Canale komutasındaki Venedik donanmasından yardım bekledi. Donanma bölgeye geldi, ancak boğaza girip müdahale etmedi. Kale 12 Temmuz 1470 tarihinde alındı.
Eğriboz'un alınması, Venedik'in Ege'deki en büyük üssünün kaybı anlamına geldi ve savaşın seyrini Osmanlı lehine çevirdi. Venedik'te komutanın yargılanmasına ve görevden alınmasına yol açtı.
Bu başarı, Mahmud Paşa'nın merkeze dönüşünün de yolunu açtı. 1472 yılında ikinci kez vezîriâzamlığa getirildi. Osmanlı tarihinde aynı makama iki kez getirilen ilk devlet adamlarından biridir.
İkinci Sadareti ve Otlukbeli Muharebesi
11 / 19 · 1 dkMahmud Paşa 1472 yılında ikinci kez vezîriâzam oldu. Bu dönemin en büyük meselesi doğudaki Akkoyunlu tehdidiydi. Uzun Hasan, Doğu Anadolu ve İran'da geniş bir devlet kurmuş, Karamanoğulları ile ittifak yapmış ve Venedik ile temas kurmuştu.
1472 yılında Akkoyunlu kuvvetleri Orta Anadolu'ya girdi ve Tokat'ı yağmaladı. Osmanlı kuvvetleri karşı harekâta girişti; sınır bölgelerinde çatışmalar sürdü.
1473 yılında Fatih Sultan Mehmed büyük bir orduyla doğuya yürüdü. Ordunun ilerleyişi sırasında Fırat kıyısında yapılan çatışmada vezir Has Murad Paşa öldü. Kaynaklar, nehri geçen kuvvetlerin karşısında Akkoyunlu birliklerinin sahte geri çekilme yaptığını, Mahmud Paşa'nın bunun bir tuzak olduğunu söyleyerek yerinde kalınmasını önerdiğini kaydeder.
İki ordu 11 Ağustos 1473 tarihinde Otlukbeli'nde karşılaştı. Osmanlı ordusunda ateşli silahların ve top ateşinin kullanılması belirleyici oldu. Akkoyunlu ordusu bozguna uğradı; Uzun Hasan doğuya çekildi. Muharebede Mahmud Paşa da kuvvetlere komuta etti.
Otlukbeli, Osmanlı'nın Anadolu'daki üstünlüğünü kesinleştirdi. Akkoyunlu Devleti bir daha batıya doğru büyük bir harekât düzenleyemedi ve Karamanoğulları'nın direnişi dayanağını yitirdi.
Muharebeden sonra padişah ile vezîriâzam arasındaki ilişkinin bozulduğu kaydedilir. Kaynaklar, Fırat kıyısındaki kayıpların sorumluluğu ve muharebe sırasındaki tutumu konusunda çıkan tartışmaları bu bozulmanın sebepleri arasında sayar.
Azli, Hapsi ve İdamı
12 / 19 · 1 dkMahmud Paşa 1474 yılında ikinci kez vezîriâzamlıktan alındı. Kısa süre sonra tutuklanarak Yedikule'ye hapsedildi.
Azil ve idamın arka planında Şehzade Mustafa'nın ölümü vardır. Fatih Sultan Mehmed'in oğullarından Mustafa, Karaman valiliğinde bulunuyordu ve 1474 yılında öldü. Şehzadenin ölümünden sonra Mahmud Paşa hakkında suçlamalar gündeme geldi.
Suçlamaların içeriği konusunda kaynaklar ayrışır. Bir kısım kaynak, şehzadenin ölümünde payı olduğu yolundaki şüpheye dikkat çeker. Bir kısmı, iki isim arasında daha önce yaşanmış kişisel bir anlaşmazlığın gerekçe olarak kullanıldığını aktarır. Bir başka anlatı, şehzadenin ölüm haberi geldiğinde vezîriâzamın gösterdiği tepkinin uygun bulunmadığını kaydeder. Bu anlatıların hiçbiri belgeyle doğrulanmış değildir.
Divandaki rekabetin de rol oynadığı belirtilir. Uzun süre görevde kalmış, geniş bir servet ve çevre edinmiş bir vezîriâzamın konumu, rakipleri için sürekli bir hedefti.
Mahmud Paşa 17 Ağustos 1474 tarihinde idam edildi. Naaşı, İstanbul'da kendi yaptırdığı külliyenin içindeki türbeye defnedildi.
Ölümü, devrin ilim ve sanat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Uzun yıllar boyunca şair, âlim ve sanatçıları desteklemiş, çevresinde bir kültür halkası oluşturmuştu. Dönem kaynakları, ölümünün bu çevrelerde derin üzüntü yarattığını kaydeder. Yerine Gedik Ahmed Paşa vezîriâzamlığa getirildi.
Vezîriâzamlığa getirildi; kaynaklar bu tarihi 1455, 1456 ve 1458 olarak farklı verir.
Mahmud Paşa Külliyesi
13 / 19 · 1 dkMahmud Paşa'nın en büyük eseri, İstanbul'da Eminönü tarafında bugün kendi adını taşıyan semtte kurduğu külliyedir. Yapı topluluğu, fetihten sonra bir vezir tarafından yaptırılan ilk büyük külliyedir ve on beşinci yüzyıl İstanbul mimarisinde Fatih Külliyesi'nden sonra gelen en önemli yapı grubu sayılır.
Külliyenin yapımına 1460'lı yılların başında girişildi. Cami 1463 yılında tamamlandı. Yapı topluluğunun tamamlanması 1473 ile 1474 yılları arasına tarihlenir.
Külliye cami, türbe, çifte hamam, han, medrese, imaret, sıbyan mektebi ve mahkeme işlevi taşıyan bir yapıdan oluşuyordu. Bu bileşim, Osmanlı külliye anlayışının temel özelliğini gösterir: ibadet, eğitim, ticaret, barınma ve hayır hizmetleri tek bir vakıf düzeni içinde bir arada kurulur ve hanın geliri diğer birimleri ayakta tutar.
Cami, ters T planlı erken Osmanlı camilerinin İstanbul'daki önemli örneklerindendir. İki büyük kubbeli ana mekân ve yanlardaki tabhane odaları bu plan tipinin özelliğidir.
Türbe, caminin yanında yer alır ve çini süslemeleriyle dikkat çeker. Mahmud Paşa buraya defnedilmiştir.
Külliyenin cami, türbe, han, hamamın erkekler bölümü ve medresenin dershane kısmı günümüze ulaşmıştır. Külliyenin kurulduğu bölge, İstanbul'un en yoğun ticaret alanlarından biri haline geldi ve semt yüzyıllar boyunca çarşı bölgesi olarak kaldı.
Diğer Eserleri ve Vakıfları
14 / 19 · 1 dkMahmud Paşa'nın hayır eserleri İstanbul ile sınırlı kalmadı. Osmanlı vakıf düzeninde bir devlet adamının farklı şehirlerde eser yaptırması ve bunları tek bir vakıf gelirine bağlaması yaygın bir uygulamaydı.
Balkanlarda ve Anadolu'da cami, mescit, hamam, han ve köprü yaptırdığı kaydedilir. Tuna kıyısındaki Güvercinlik kalesinin aşağı şehrinde ona atfedilen bir hamamın kalıntıları bulunur.
Vakıf gelirleri, kurduğu eserlerin bakımını ve görevlilerinin ücretlerini karşılıyordu. İmaretlerde günlük yemek dağıtımı yapılıyor, medreselerde müderris ve öğrenciler barınıyordu. Bu düzen, Osmanlı şehirlerinde kamu hizmetinin yürütülme biçimiydi.
İdamından sonra vakıflarının önemli bölümü ayakta kaldı. Külliyenin işleyişi sürdü ve semt gelişmeye devam etti. Osmanlı hukukunda vakıf malının kurucusunun şahsi mülkünden ayrı sayılması, bu sürekliliği sağlayan etkendir.
Himaye faaliyeti de mirasının bir parçasıdır. Çevresinde toplanan âlimlere eser yazdırdı, tercümeler yaptırdı ve şairleri destekledi. Devrin önde gelen isimlerinden bir bölümü eserlerini ona ithaf etti.
Adına bağlı yapıların bir bölümü sonraki yüzyıllarda depremler ve yangınlar sebebiyle onarım gördü. İstanbul'daki külliyenin cami ve türbesi bugün de ayaktadır ve semte adını vermiştir.
Şairliği: Adnî Mahlası ve Divanı
15 / 19 · 1 dkMahmud Paşa, devlet görevlerinin yanında şiir yazan bir devlet adamıydı. Şiirlerinde Adnî mahlasını kullandı. Bu mahlas, cennet bahçesi anlamındaki kelimeden türetilmiştir.
Hem Türkçe hem Farsça şiir yazdı. Kaynaklar Farsça şiirleri arasında gazeller ve müfredler bulunduğunu kaydeder. Türkçe şiirleri, on beşinci yüzyıl Osmanlı divan şiirinin erken örnekleri arasında yer alır.
On beşinci yüzyılda Osmanlı divan şiiri henüz kendi geleneğini kuruyordu. Fars edebiyatının klasik isimleri örnek alınıyor, onların şiirlerine nazireler yazılıyordu. Mahmud Paşa da bu geleneğin içinde yer aldı ve önceki dönem Fars şairlerinin gazellerine nazireler yazdı.
Şiirlerinin bir araya getirildiği divanı bulunmaktadır. Bu divan, hem edebî değeri hem de bir vezîriâzamın kaleminden çıkmış olması sebebiyle dönem araştırmalarında kullanılan kaynaklardandır.
Resmî yazışmalarda da kalemi kullandı. Farsça yazılmış resmî mektupları, dönemin diplomatik dilinin örnekleri arasında sayılır. Akkoyunlu ve Memlük yönetimleriyle yürütülen yazışmalarda Farsça, ortak diplomatik dil işlevi görüyordu.
Osmanlı devlet adamları arasında şiirle uğraşanlar az değildi; padişahlar da mahlas kullanarak şiir yazıyordu. Bununla birlikte bir vezîriâzamın divan oluşturacak kadar şiir yazması, on beşinci yüzyıl için dikkat çekici sayılır.
Sırbistan ve Mora seferleri başladı.
İlim ve Sanat Hamiliği
16 / 19 · 1 dkMahmud Paşa'nın çevresi, on beşinci yüzyıl Osmanlı kültür hayatının önemli merkezlerinden biriydi. Vezîriâzamlığı süresince âlimleri, şairleri ve sanatçıları destekledi.
Himaye, dönemin ilim hayatının işleyiş biçimiydi. Bir eser yazmak isteyen âlim, çalışmasını bir devlet adamına ya da padişaha ithaf eder, karşılığında geçim desteği ve görev alırdı. Bu düzen sayesinde tefsir, fıkıh, tarih, tıp ve matematik alanlarında eserler üretildi.
Kurduğu medreseler, bu desteğin kurumsal ayağını oluşturdu. Medrese müderrisliği, Osmanlı ilmiye teşkilatında kadılığa ve kazaskerliğe açılan yolun başlangıcıydı; bir vezirin kurduğu medresenin gelirleri, o yolda ilerleyen kadroların yetişmesini sağlıyordu.
Kütüphane de külliyenin birimleri arasındaydı. On beşinci yüzyılda kitap el yazmasıydı ve pahalıydı; vakıf kütüphaneleri, kitaba erişimin başlıca yoluydu.
Trabzon'un alınmasında teslim görüşmelerini yürüttüğü Georgios Amirutzes, sonraki yıllarda Osmanlı sarayında bulundu ve coğrafya çalışmaları yaptı. Bu tür temaslar, fetihten sonra İstanbul'da oluşan karma kültür ortamının parçasıydı.
Ölümünün ilim ve sanat çevrelerinde geniş yankı uyandırdığı kaydedilir. Kendisi için yazılan mersiyeler ve dönem kaynaklarındaki değerlendirmeler, bu çevrelerle kurduğu bağın derecesini gösterir. Kabri sonraki yüzyıllarda ziyaret edilen yerler arasında yer aldı.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
17 / 19 · 1 dkDönem kaynakları Mahmud Paşa'yı hem asker hem idareci hem de kalem sahibi bir devlet adamı olarak tarif eder. Bu üç niteliğin bir arada bulunması, kendisini çağdaşlarından ayıran özellik olarak gösterilir.
Askerî tarzında kuşatma ve teslim görüşmesi öne çıkar. Trabzon, Sinop, Bosna ve Eğriboz seferlerinde, doğrudan hücumdan önce teslim şartlarının görüşülmesi yolunu denedi. Bu tercih, hem kuvvet kaybını azaltıyor hem de alınan bölgede düzenin hızla kurulmasını sağlıyordu.
İdari tarafta, alınan yerlerde vergi ve tımar düzeninin kurulması işini yürüttü. Osmanlı taşra teşkilatının Balkanlarda ve Karadeniz kıyısında yerleşmesi, büyük ölçüde onun sadareti sırasında gerçekleşti.
Dil bilgisi ve kalem gücü, diplomatik görevlerde öne çıkmasını sağladı. Farsça yazışma yapabilmesi, doğudaki devletlerle yürütülen ilişkilerde belirleyici oldu.
Hayır eserlerine ayırdığı kaynak ve ilim çevrelerine verdiği destek, Veli lakabıyla anılmasının sebebi olarak gösterilir. Bu lakap, resmî bir unvan değil, sonraki dönemlerde yerleşen bir adlandırmadır.
Uzun süre görevde kalması, Fatih Sultan Mehmed dönemi için sıra dışıdır. Bu padişahın saltanatında vezîriâzamlık makamı sık el değiştirdi ve birden çok görevli idam edildi. Mahmud Paşa'nın iki ayrı dönemde toplam on iki yıla yakın görevde kalması, hem yeteneğinin hem de padişahla kurduğu erken bağın sonucu sayılır.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkVeli Mahmud Paşa, Osmanlı Devleti'nin imparatorluğa dönüştüğü dönemin yönetici kadrosunun en tanınmış ismidir. Sadareti sırasında Sırp Despotluğu, Mora Despotluğu, Trabzon Rum İmparatorluğu, Candaroğulları Beyliği ve Bosna Krallığı ortadan kalktı.
Osmanlı yönetim düzeni açısından, saray içinde yetiştirilmiş kadronun en üst makama yerleşmesinin örneğidir. Çandarlı Halil Paşa'nın idamıyla açılan dönemde, devletin en üst görevleri artık köklü ailelerden değil bu kadrodan dolduruldu. Mahmud Paşa, Gedik Ahmed Paşa ve sonraki kuşaklar bu düzenin ürünüdür.
Aynı düzenin ikinci yüzü de onun hayatında görülür: makam tamamen padişahın iradesine bağlıydı ve azil ile idam her zaman mümkündü. İki kez göreve getirilmesi ve sonunda idam edilmesi, bu bağlılığın somut örneğidir.
Kültür tarihinde ayrı bir yeri vardır. Adnî mahlasıyla yazdığı şiirler ve divanı, on beşinci yüzyıl Osmanlı edebiyatının kaynakları arasındadır. Himaye ettiği âlim ve şairler, fetih sonrası İstanbul'un kültür hayatının kurucu kadrosunu oluşturdu.
İstanbul'daki külliyesi, adını semte verdi. Mahmutpaşa, yüzyıllar boyunca şehrin ticaret merkezlerinden biri olarak kaldı ve bugün de aynı adı taşır. Cami ve türbe ayaktadır.
Hakkındaki değerlendirmelerde, idamının sebebinin belgeyle aydınlatılamamış olması sürekli vurgulanır. Dönem kaynakları farklı anlatılar aktarır; bunlardan hiçbiri kesin biçimde doğrulanmış değildir.
Semendire alındı ve Sırp Despotluğu ortadan kalktı.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1453: Castillon Muharebesi ile Yüzyıl Savaşları fiilen sona erdi.
1454: İtalyan devletleri arasında Lodi Barışı imzalandı.
1455: İngiltere'de Güller Savaşı başladı ve otuz yıl sürdü.
1456: Yanoş Hunyadi komutasındaki kuvvetler Belgrad kuşatmasında Osmanlı ordusunu durdurdu; Hunyadi aynı yıl öldü.
1462: Moskova'da III. İvan tahta çıktı ve Rus knezliklerini birleştirme siyasetini başlattı.
1469: Aragonlu Ferdinand ile Kastilyalı İsabel evlendi; İspanya'nın birleşmesinin yolu açıldı.
1471: Portekiz gemileri Batı Afrika kıyısında ilerlemeyi sürdürdü; Atlantik keşifleri hızlandı.
1474: Kastilya tahtına İsabel geçti; İber yarımadasında güç dengesi değişti.
Kronoloji
29 olay- 15. yüzyıl
Sırp Despotluğu topraklarındaki Novoberda'da doğduğu kabul edilir.
Çocuk yaşta Osmanlı topraklarına getirildi; esir mi devşirme mi olduğu kesin değildir.
İstanbul kuşatmasına katıldı.
Belgrad kuşatmasında görev aldı; kuşatma sonuçsuz kaldı.
Vezîriâzamlığa getirildi; kaynaklar bu tarihi 1455, 1456 ve 1458 olarak farklı verir.
Sırbistan ve Mora seferleri başladı.
Semendire alındı ve Sırp Despotluğu ortadan kalktı.
Mora yarımadasının büyük bölümü Osmanlı yönetimine girdi.
Donanmayla Amasra limanını kapattı; şehir teslim alındı.
Sinop kuşatıldı; Candaroğulları Beyliği'nin toprakları Osmanlı yönetimine bağlandı.
Donanmayla Trabzon önlerine geldi ve teslim görüşmelerini yürüttü.
Trabzon teslim alındı; Trabzon Rum İmparatorluğu sona erdi.
Eflak seferine katıldı; sefer sonunda Osmanlı'ya bağlı bir voyvoda görevlendirildi.
Bosna seferinde öncü kuvvetlere komuta etti; Kral Stefan Tomaşeviç teslim oldu ve krallık ortadan kalktı.
İstanbul'daki külliyesinin camisi tamamlandı.
Osmanlı Venedik savaşı başladı; savaş on altı yıl sürdü.
Arnavutluk seferine katıldı.
Vezîriâzamlıktan alındı; azlin sebebi konusunda kaynaklar ayrışır.
Kaptanıderya olarak yönettiği donanma ile Eğriboz kuşatması başladı.
Eğriboz alındı; Venedik'in Ege'deki en büyük üssü Osmanlı yönetimine geçti.
İkinci kez vezîriâzamlığa getirildi.
Akkoyunlu kuvvetleri Orta Anadolu'ya girdi ve Tokat yağmalandı.
Doğu seferi sırasında Fırat kıyısındaki çatışmada vezir Has Murad Paşa öldü.
İstanbul'daki külliyesi tamamlandı.
Otlukbeli Muharebesi kazanıldı; Uzun Hasan doğuya çekildi.
Şehzade Mustafa öldü; ardından hakkında suçlamalar gündeme geldi.
Vezîriâzamlıktan alındı ve Yedikule'ye hapsedildi.
Vezîriâzamlığa Gedik Ahmed Paşa getirildi.
İdam edildi; külliyesindeki türbeye defnedildi.
Sadareti
2 dönem · yaklaşık 12 yılHizmet Ettiği Padişahlar
1 padişahSavaşlar ve Seferler
11 kayıtEserleri
6 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiOsmanlı düzeninde padişahın adını taşıyan mühr-i hümayun vezîriâzama teslim edilir, makam değiştiğinde geri alınırdı. Mahmud Paşa mührü iki ayrı dönemde taşıdı: 1450'lerin ikinci yarısından 1466 yılına kadar ve 1472 ile 1474 yılları arasında. İkinci görevinin sonunda mühür geri alındı ve Gedik Ahmed Paşa'ya verildi.
Aile Ağacı
6 kişi
Veli Mahmud PaşaSözleri
Bu bir tuzaktır, yerinizde kalın.
1473 doğu seferinde Fırat kıyısında Akkoyunlu kuvvetlerinin geri çekilmesi üzerine söylediği aktarılan uyarı, dönem kaynaklarındanKale kuvvetle değil, şartların görüşülmesiyle alınırsa şehir de düzeni de ayakta kalır.
Teslim görüşmelerindeki tutumuna ilişkin dönem kaynaklarında aktarılan yaklaşımıÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
6 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
14 soruVeli Mahmud Paşa kaç yıl sadrazamlık yaptı?
Veli Mahmud Paşa hangi padişah döneminde sadrazamlık yaptı?
Veli Mahmud Paşa neden idam edildi?
Veli Mahmud Paşa'nın Adnî mahlası ne anlama gelir?
Veli Mahmud Paşa nereli ve kökeni nedir?
Veli Mahmud Paşa hangi seferlere katıldı?
Trabzon'un fethinde Veli Mahmud Paşa'nın rolü neydi?
Eğriboz'un fethi nasıl gerçekleşti?
Mahmud Paşa Külliyesi nerededir ve neleri içerir?
Veli Mahmud Paşa nerede gömülüdür?
Veli Mahmud Paşa neden birinci sadaretinden azledildi?
Veli Mahmud Paşa'ya neden Veli deniyor?
Veli Mahmud Paşa'dan sonra sadrazam kim oldu?
Veli Mahmud Paşa'nın Otlukbeli Muharebesi'ndeki rolü neydi?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q965771 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026


