
Koca Yusuf Paşa
قوجه يوسف پاشاKoca Yûsuf Paşa·Gürcü Yusuf Paşa
Koca Yusuf Paşa, 1786-1789 ve 1791-1792 yıllarında sadrazamlık yapan, Yaş Antlaşması'nı imzalayan Osmanlı devlet adamı ve serdar-ı ekremdir.
Koca Yusuf Paşa Kimdir?
14 dk okumaKoca Yusuf Paşa, 1730 yılı dolaylarında Gürcistan'da doğdu ve 1800 yılının haziran ayında Arabistan'daki görevi sırasında öldü. Devlet hizmetine merkez kalemlerinden ya da Enderun'dan değil, deniz ticareti çevresinden geldi; kariyerinin dönüm noktası, dönemin kaptanıderyası Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın hizmetine girmesidir.
Sadrazamlığa 25 Ocak 1786 tarihinde, I. Abdülhamid döneminde getirildi. Bir yıl beş ay sonra Rusya ile savaş başladı; ertesi yıl Avusturya da savaşa katıldı. Serdar-ı ekrem sıfatıyla ordunun başında bulundu, Avusturya cephesinde Muhadiye ve Şebeş taraflarında sonuç aldı, buna karşılık 17 Aralık 1788 tarihinde Özi kalesinin düşmesini önleyemedi.
Birinci sadareti 28 Mayıs 1789 tarihinde sona erdi. Bu tarihten önce, 7 Nisan 1789 tarihinde I. Abdülhamid ölmüş ve yerine III. Selim tahta çıkmıştı. Azlinden sonra kaptanıderyalığa ve çeşitli valiliklere tayin edildi.
İkinci kez, 1791 yılının şubat ayında sadrazamlığa getirildi. Aynı yılın temmuz ayında Maçin'de alınan sonucun ardından, ordunun ileri gelenleri barış görüşmelerine başlanmasını isteyen ortak imzalı bir mazbata düzenledi. Avusturya ile 4 Ağustos 1791 tarihinde Ziştovi Antlaşması, Rusya ile 9 Ocak 1792 tarihinde Yaş Antlaşması imzalandı. Yaş metninin Osmanlı tarafındaki imzası ona aittir.
1792 yılının mayıs ayı başında görevden alındı. Sonraki yıllarda Trabzon, Cidde ve Medine taraflarında görevlendirildi ve bu son görev bölgesinde öldü.
Gürcistan'da doğdu. Doğum yılı kaynaklarda yaklaşık olarak verilir.
Kökeni ve İstanbul'a Gelişi
01 / 19 · 1 dkKoca Yusuf Paşa Gürcü asıllıdır. Doğum yılı kesin olarak bilinmez; kaynaklar 1730 yılını ve 1730'lu yılları verir. Doğum günü ve ayı kayıtlı değildir.
İstanbul'a köle olarak getirildi. 1748 yılında deniz ticaretiyle uğraşan Hasan Kaptan adlı bir kişi tarafından satın alındı. Hasan Kaptan'ın yanında geçirdiği yıllar, hem denizcilik hem ticaret hayatını öğrenmesini sağladı.
Hizmet süresinin sonunda azat edildi. Azat edilmek, kölelikten çıkarak hür statüsüne geçmek demektir ve Osmanlı toplumunda bu geçişin ardından ticarete atılmak ya da devlet hizmetine girmek yaygındı.
Azat edildikten sonra Kasımpaşa semtinde bir kahvehane açtı ve deniz ticaretine girdi. Kasımpaşa, tersanenin bulunduğu semtti; burada iş kurmak, denizcilik çevresiyle sürekli temas anlamına geliyordu. Ticaret için sık sık Mısır'a gitti.
On sekizinci yüzyıl Osmanlı devlet adamlığında bu kariyer çizgisi az rastlanır bir örnektir. Sadrazamların büyük çoğunluğu Enderun'dan, Bâbıâli kalemlerinden ya da ilmiyeden gelir. Koca Yusuf Paşa ise tüccar ve denizci çevresinden yetişti; makama ulaşmasını sağlayan bağ da bu çevrede kuruldu.
Lakabı olan Koca kelimesi, dönemin kullanımında büyük ve yaşlı anlamlarını taşır ve aynı adı taşıyan diğer devlet adamlarından ayırt etmek için kullanılır.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa ile Tanışması
02 / 19 · 1 dkKariyerini belirleyen tanışma 1764 ile 1765 yılları arasında oldu. Ticaret işleri sırasında, sonradan kaptanıderyalığa yükselecek olan Cezayirli Gazi Hasan Paşa ile tanıştı.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa, 1770 yılındaki Çeşme baskınından sonra donanmanın yeniden kurulmasını yürüten isimdir. 1770 yılının ekim ve kasım aylarında kaptanıderyalığa getirildi ve bu görevi yirmi yıla yakın sürdürdü.
Hasan Paşa göreve gelince Koca Yusuf Paşa'nın da yolu açıldı. Önce hazinedarlığa getirildi; hazinedar, bir vezirin gelir ve giderlerini yöneten görevlidir. Ardından kapı kethüdalığı yaptı ve zamanla Hasan Paşa'nın en yakın adamı sayıldı.
Bu bağ, dönemin siyasî yapısını da gösterir. Cezayirli Gazi Hasan Paşa, sadrazam olmadığı halde uzun yıllar boyunca sadrazamların icraatında belirleyici bir isimdi; padişahın güvendiği ve donanmanın başında bulunan bir vezir olarak merkezî kararlarda ağırlığı vardı.
Koca Yusuf Paşa'nın sadrazamlığa gelişi de bu ağırlığın sonucu sayılır. Kendisinden önceki sadrazam Hazinedar Şahin Ali Paşa'nın kısa görevinin ardından, ocak 1786'da mühür ona verildi.
İki ismin ilişkisi ilerleyen yıllarda değişti. Savaş yıllarında cephe ile donanma arasındaki görüş ayrılıkları, ikisinin arasında da gerginlik doğurdu.
Vezirlik ve Mora Valiliği
03 / 19 · 1 dk1785 yılında vezirlik rütbesi verildi ve Mora valiliğine tayin edildi. Vezirlik, üç tuğlu paşalık demektir ve sahibine eyalet valiliği ile ordu komutanlığı yolunu açar.
Mora, Yunanistan'ın güneyindeki yarımadadır ve on sekizinci yüzyılda hem denizden gelen tehdide açık hem de iç asayiş bakımından zor bir eyaletti. 1770 yılındaki ayaklanmanın izleri henüz silinmemişti.
Bu görev uzun sürmedi. Kaynaklar, yönetim tecrübesinin sınırlı kaldığı bir noktada sadarete getirildiğini kaydeder. Sadrazamlığa gelmeden önce ne uzun bir valilik geçmişi ne de sefer komutanlığı vardı.
Mühr-i hümayun 25 Ocak 1786 tarihinde kendisine verildi. Kaynakların bir kısmı tayin gününü 24 Ocak olarak yazar. Tayin, I. Abdülhamid'in saltanatının on ikinci yılına denk gelir.
Göreve geldiğinde devlet, Halil Hamid Paşa'nın 1785 yılındaki azlinden ve idamından sonraki dönemdeydi. Onun sadaretinde başlatılan askerî düzenlemeler sürüyor, Fransız uzmanlar hizmette bulunuyordu; buna karşılık Rusya ile uzlaşma ve zaman kazanma siyasetini savunan çizgi tasfiye edilmişti.
Bu tasfiye, dış siyasetin yönünü değiştirdi. Kırım'ın 1783 yılında Rusya'ya katılmasından doğan gerginlik, savaş yanlısı görüşün ağırlık kazanmasıyla birleşti.
İstanbul'a köle olarak getirildi ve deniz ticaretiyle uğraşan Hasan Kaptan tarafından satın alındı.
Birinci Sadareti ve Savaş Kararı
04 / 19 · 1 dkBirinci sadareti 25 Ocak 1786 tarihinde başladı ve 28 Mayıs 1789 tarihine kadar, üç yıl dört ay sürdü. Bu sürenin ilk bir buçuk yılı barış, kalanı savaş yıllarıdır.
Savaş kararına giden yol, Kırım meselesiyle başlar. Rusya 1783 yılında Kırım Hanlığı'nı kendi topraklarına kattığını ilan etmiş, Osmanlı Devleti hazırlıksız bir savaşa girmemek için ilhakı tanıyan bir senet vermişti. Bu karar İstanbul'da kalıcı bir hoşnutsuzluk bıraktı.
1787 yılında Rus imparatoriçesi II. Katerina'nın Kırım'a yaptığı gezi ve Avusturya imparatorunun bu geziye katılması, İstanbul'da iki devletin ortak hareket ettiği yönündeki değerlendirmeyi güçlendirdi.
Savaş yanlısı görüşün dayanağı, kaybedilen bölgenin geri alınabileceği düşüncesiydi. Karşı görüş ise hazırlığın tamamlanmadığını savunuyordu; bu görüşü savunan çizgi 1785 yılında tasfiye edilmişti.
Koca Yusuf Paşa savaş yanlısı hattın içinde yer aldı. Rus elçisi Yakov Bulgakov'un tutuklanması ve 19 Ağustos 1787 tarihinde savaş ilanıyla mücadele başladı.
Hazırlığın bir bölümü, ölümünden iki yıl önce Halil Hamid Paşa döneminde yığılmış mühimmata dayanıyordu. Kaynaklar, bu birikimin seferin ilk üç yılındaki ihtiyacı karşıladığını kaydeder.
Savaşın Başlaması ve Cepheler
05 / 19 · 1 dkSavaş 19 Ağustos 1787 tarihinde ilan edildi. Rusya'nın müttefiki Avusturya, 1788 yılının şubat ayında savaşa katıldı ve mücadele iki cepheli hale geldi.
Kuzey cephesi, Karadeniz'in kuzey kıyısı ile Tuna ağzını kapsıyordu. Buradaki en önemli mevki, Dinyeper nehrinin denize döküldüğü yerdeki Özi kalesiydi. Batı cephesi ise Tuna'nın orta kesiminde, Belgrad ile Banat arasında uzanıyordu.
Koca Yusuf Paşa serdar-ı ekrem tayin edildi. Bu sıfat, padişah sefere çıkmadığında ordunun başında bulunan komutanın padişah yetkilerini taşıması demektir. Sadrazamın orduyla birlikte cepheye gitmesi, merkezdeki işlerin sadaret kaymakamına bırakılması sonucunu doğurur.
1788 yılının mayıs ayında Sofya'dan hareket etti. Emrindeki kuvvetin seksen bin kişi civarında olduğu kaydedilir. Ordu Tuna hattı boyunca ilerledi ve temmuz ayında nehri geçerek Banat bölgesine girdi.
Deniz tarafında Cezayirli Gazi Hasan Paşa görevliydi. Donanmanın işi, Karadeniz'in kuzeyindeki kalelere destek vermek ve Rus filosunu bu sularda tutmaktı.
Savaşın ilk yılı iki tarafın da kesin sonuç alamadığı bir denemeyle geçti. Belirleyici gelişmeler 1788 yılının sonunda ve sonraki iki yılda yaşandı.
Avusturya Cephesi: Muhadiye ve Şebeş
06 / 19 · 1 dk1788 yılı yazında Avusturya cephesinde harekât başladı. Avusturya ordusunun başında imparator II. Josef bulunuyordu; bu, imparatorun bizzat sefere çıktığı ender durumlardan biriydi.
Osmanlı ordusu temmuz ayında Tuna'yı geçerek Banat bölgesine girdi. Avusturya tarafı ağustos ayında yirmi binin üzerinde kuvvetle karşı harekâta girişti.
Muhadiye ve Şebeş çevresindeki çarpışmalar bu seferin bilinen olaylarıdır. Osmanlı kuvvetleri Muhadiye kalesini ele geçirdi ve Şebeş yönünde ilerledi. Avusturya ordusu geri çekilmek zorunda kaldı.
Bu sonuçlar, Koca Yusuf Paşa'nın komutanlık kaydında olumlu tarafta yer alır. Kaynaklar, savaşın ilk yılında Avusturya cephesinde alınan sonuçları, aynı yıl kuzeyde yaşanan gelişmelerden ayrı değerlendirir.
Avusturya cephesindeki tablo 1789 yılında değişti. Belgrad, Avusturya mareşali Laudon tarafından üç haftalık bir harekâtla alındı. Bu gelişme, Koca Yusuf Paşa'nın azlinden sonraya rastlar.
Savaşın Avusturya ile olan kısmı, Fransa'daki gelişmelerin Viyana üzerindeki etkisiyle sona erdi. 4 Ağustos 1791 tarihinde imzalanan Ziştovi Antlaşması ile Avusturya aldığı yerlerin neredeyse tamamını geri verdi; elinde yalnızca Orsova kasabası ile Hırvatistan tarafındaki dar bir şerit kaldı.
Azat edildikten sonra Kasımpaşa'da kahvehane açtı, deniz ticaretine girdi ve bu işler sırasında Cezayirli Gazi Hasan Paşa ile tanıştı.
Özi Kalesinin Düşmesi
07 / 19 · 1 dkSavaşın en ağır sonucu kuzey cephesinde alındı. Özi kalesi, Dinyeper nehrinin ağzında, Karadeniz'in kuzey kıyısındaki en önemli Osmanlı mevkiiydi. Kalenin elde tutulması, bölgedeki bütün savunma düzeninin dayanağıydı.
Rus kuvvetleri kaleyi 1788 yılının mayıs ayında kuşattı. Kuşatmayı Grigori Potemkin yönetti; kuvvetler arasında Aleksandr Suvorov ve Nikolay Repnin de bulunuyordu. Kalenin muhafızı Hüseyin Paşa'ydı, deniz tarafındaki destek Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın sorumluluğundaydı.
Kuşatma altı ay sürdü. 17 Aralık 1788 tarihinde yapılan son hücumla kale düştü. Eski takvime göre bu tarih 6 Aralık olarak da kaydedilir.
Kayıplar ağırdı. Kaynaklar, savunmadaki kayıpların toplamını yirmi bin, son hücumdaki ölü sayısını sekiz bin beş yüz ile dokuz bin beş yüz arasında, esir sayısını da dört binin üzerinde verir. Kale muhafızı esir düştü.
Kalenin düşmesi İstanbul'da büyük yankı uyandırdı. Sorumluluk tartışması hem serdar-ı ekreme hem donanmaya yöneldi; sadrazamın kaleye zamanında yardım ulaştıramadığı öne sürüldü.
Bu tartışma, birinci sadaretinin sonunu hazırlayan gelişmelerin başında gelir. Kalenin kaybı aynı zamanda Karadeniz'in kuzeyindeki dengenin savaş sonunda nasıl kurulacağını da belirledi.
Padişah Değişikliği ve Azli
08 / 19 · 1 dk7 Nisan 1789 tarihinde I. Abdülhamid öldü ve yerine yeğeni III. Selim tahta çıktı. Yeni padişah, tahta çıkmadan önce de savaşın yürütülüşüne ilişkin görüşleriyle biliniyordu.
III. Selim ilk aylarda sadrazamı görevde bıraktı. Cephedeki hazırlıkların sürmesi ve sefer mevsiminin açılmış olması, ani bir değişikliği güçleştiriyordu.
28 Mayıs 1789 tarihinde görevden alındı. Azlin gerekçeleri arasında Özi'nin kaybı, savaşın gidişinden duyulan hoşnutsuzluk ve yeni padişahın kendi kadrosunu kurma isteği sayılır.
Yerine Cenaze Hasan Paşa getirildi. Onun döneminde 1 Ağustos 1789 tarihinde Focşani'de, 22 Eylül 1789 tarihinde Boze suyu kıyısında yapılan çarpışmalarda Osmanlı kuvvetleri geri çekildi; aynı yıl Belgrad Avusturya'nın eline geçti.
Azil, sürgün ya da mal varlığına el konulmasıyla sonuçlanmadı. Kısa süre sonra yeniden görev verildi: 19 Aralık 1789 tarihinde kaptanıderyalığa tayin edildi.
Kaptanıderyalık, donanmanın başındaki makamdır. Bu tayin, Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın 2 Ocak 1790 tarihinde sadrazamlığa getirilmesiyle boşalan makamın doldurulması sürecinin parçasıdır. Hasan Paşa'nın sadareti üç ay sürdü; 30 Mart 1790 tarihinde öldü.
İki Sadaret Arasındaki Görevler
09 / 19 · 1 dkBirinci sadaretinden sonraki iki yıl, merkez dışında geçti. Kaptanıderyalığın ardından çeşitli eyalet valiliklerine tayin edildi; kaynaklarda Konya, Köstendil ve Bosna adları geçer.
Bu görevlerin ortak özelliği, hepsinin savaşın ihtiyaçlarına bağlı olmasıdır. Konya ve Köstendil, orduya asker ve iaşe sağlayan iç eyaletlerdi; Bosna ise Avusturya cephesinin batı ucunda, doğrudan cephe eyaletiydi.
Bu dönemde savaş devam etti. 1790 yılının aralık ayında İsmail kalesi Rus kuvvetlerinin eline geçti; Tuna ağzındaki bu kalenin kaybı, nehir hattındaki savunmayı daha da zorlaştırdı.
Sadaret makamı aynı iki yıl içinde birkaç kez el değiştirdi. Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın ölümünden sonra göreve gelen Çelebizade Şerif Hasan Paşa 1791 yılının şubat ayında görevden alındı.
Koca Yusuf Paşa ikinci kez sadrazamlığa bu boşluğun ardından getirildi. Kaynaklar tayin gününü 12, 15 ve 27 Şubat 1791 olarak farklı verir; ay ve yıl konusunda ayrılık yoktur.
İkinci sadaretine geldiğinde savaş dördüncü yılındaydı ve iki cepheden biri kapanmak üzereydi. Avusturya, Fransa'daki gelişmelerin etkisiyle savaştan çekilme yolunu arıyordu.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa kaptanıderyalığa getirildi; kendisi onun hazinedarlığına ve ardından kapı kethüdalığına tayin edildi.
İkinci Sadareti ve Maçin Muharebesi
10 / 19 · 1 dkİkinci sadareti 1791 yılının şubat ayında başladı. Görevin ana meselesi savaşı sonlandırmaktı; askerî bir sonuç beklentisi kalmamıştı.
Sefer mevsimi açıldığında Rus kuvvetleri Tuna'nın güneyine geçti. Maçin, Tuna ağzına yakın bir kasabadır ve nehrin güney kıyısındaki savunmanın parçasıydı.
Çarpışma 1791 yılının temmuz ayında, 7 ile 9 Temmuz günleri arasında yapıldı. Rus kuvvetlerinin başında Nikolay Repnin bulunuyordu; emrinde Mihail Kutuzov ve diğer komutanlar vardı. Osmanlı ordusunun başında serdar-ı ekrem sıfatıyla Koca Yusuf Paşa, öncü birliklerin başında ise Tepedelenli Ali Paşa gibi isimler yer alıyordu.
Kuvvet oranı Osmanlı tarafının lehineydi; kaynaklar Rus kuvvetini otuz bin ile otuz altı bin, Osmanlı kuvvetini altmış dört bin ile seksen bin arasında verir. Buna karşılık Rus topçusunun ateşi ve taarruzu siperleri kırdı.
Osmanlı tarafının kaybı yaklaşık dört bin kişi ile otuz beş top olarak kaydedilir. Rus kayıpları bin kişi civarındadır.
Çarpışmanın ardından ateşkes görüşmeleri başladı. Kalas'ta imzalanan mütareke sekiz aylık bir ateşkes getirdi; kaynaklar mütarekenin tarihini 31 Temmuz ve 11 Ağustos 1791 olarak farklı verir.
Ordunun Barış Mazbatası
11 / 19 · 1 dkMaçin'den sonra alınan karar, Osmanlı karar alma usulü bakımından dikkat çeken bir örnektir. Serdar-ı ekrem, barış görüşmelerine başlanması gerektiği yolundaki görüşü tek başına padişaha bildirmek yerine, ortak imzalı bir belge düzenlenmesini önerdi.
Ordunun ileri gelenleri sadrazamın otağında toplandı. Toplantıda askerî durumun değerlendirilmesi yapıldı ve zaferin beklenemeyeceği sonucuna varıldı.
Varılan sonuç bir mazbata halinde yazıldı ve toplantıya katılan herkes belgeyi imzaladı. Mazbata, bir kurulun ortak kararını gösteren resmî tutanağın adıdır.
Usulün amacı açıktı. Barış kararının sorumluluğu tek bir kişinin üzerinde kalmayacak, cephedeki bütün kumanda kademesinin ortak değerlendirmesi olarak İstanbul'a sunulacaktı. Kaynaklar bu yöntemin, savaş kararının tartışıldığı önceki dönemlerde görülmediğini kaydeder.
Belge İstanbul'daki kararı doğrudan etkiledi. Görüşmelere başlanması kabul edildi ve iki ayrı antlaşmanın yolu açıldı.
Aynı belge, savaşın sonunda ortaya çıkan tablonun devlet içinde nasıl değerlendirildiğini de gösterir. Ordunun kendi durumunu yazılı olarak bildirmesi, sonraki yıllarda III. Selim'in yürüteceği askerî düzenleme programının gerekçelerinden biri sayıldı.
Mazbatanın konusu yalnızca barış değildi. Belgede ordunun mevcut durumu, birliklerin eğitim ve tedarik eksikliği ve karşı taraftaki düzenin farkı da değerlendirildi. Cephedeki kumanda kademesinin bu tespitleri, savaşın bitiminden sonra İstanbul'da kurulacak yeni ordu tartışmasının çıkış noktalarından biri oldu.
Ziştovi ve Yaş Antlaşmaları
12 / 19 · 1 dkSavaş iki ayrı antlaşmayla sona erdi. Birincisi Avusturya, ikincisi Rusya ile imzalandı.
Ziştovi Antlaşması 4 Ağustos 1791 tarihinde imzalandı. Ziştovi, Tuna'nın güney kıyısındaki kasabadır. Antlaşmaya göre Avusturya savaş sırasında ele geçirdiği yerlerin neredeyse tamamını geri verdi; elinde yalnızca Orsova kasabası ve Hırvatistan tarafındaki dar bir şerit kaldı. Belgrad Osmanlı Devleti'ne döndü.
Avusturya'nın bu tutumunda, Fransa'daki gelişmelerin Viyana üzerindeki etkisi belirleyici oldu. Savaşı sürdürmek yerine doğu sınırını kapatmak tercih edildi.
Rusya ile görüşmeler Boğdan'ın merkezi Yaş şehrinde yapıldı. Yaş Antlaşması 9 Ocak 1792 tarihinde imzalandı; eski takvime göre bu tarih 29 Aralık 1791 olarak kaydedilir. Kaynakların bir kısmı imza gününü 10 Ocak 1792 olarak verir.
Osmanlı tarafındaki imza sadrazam sıfatıyla Koca Yusuf Paşa'ya, Rus tarafındaki imza Aleksandr Bezborodko'ya aittir.
Metin, 1774 yılındaki Küçük Kaynarca Antlaşması ile 1779 yılındaki Aynalıkavak düzenlemesinin hükümlerini teyit etti. Bu teyit, Kırım'ın Rusya'ya katılmasının Osmanlı Devleti tarafından kabul edildiği anlamına geliyordu.
İki antlaşma arasında beş ay vardır. Avusturya ile barışın önce imzalanması, Rusya ile yürütülen görüşmelerde Osmanlı tarafının tek cepheye yoğunlaşmasını sağladı; aynı gelişme, Rusya'nın da müttefiksiz kalmasıyla sonuçlandı.
Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı; Kırım Hanlığı siyasî bakımdan bağımsız sayıldı.
Yaş Antlaşması'nın Hükümleri
13 / 19 · 1 dkAntlaşma on üç maddeden oluşur. Metnin ana konusu sınır düzenlemesi ve önceki antlaşmaların teyididir.
Avrupa yakasındaki sınır Dinyester nehri olarak belirlendi. Dinyester ile Bug nehirleri arasındaki bölge, kaynaklarda Yedisan adıyla anılan alan, Rusya'ya bırakıldı. Bu düzenleme, Rusya'nın Karadeniz'in kuzey kıyısındaki hâkimiyetini tamamladı.
Özi kalesi ve çevresi Rusya'da kaldı. Kalenin bulunduğu bölgede kurulan liman şehri, sonraki yıllarda bu kıyının merkezi haline geldi.
Asya tarafındaki sınırda değişiklik yapılmadı; Kuban nehri hattı korundu. Anapa kalesi Osmanlı Devleti'ne geri verildi.
Kafkasya'ya ilişkin madde, Kartli Kaheti krallığının Rusya'nın himayesinde bulunduğunun kabulünü içerir. Bu hüküm, bölgedeki dengeyi uzun vadede etkileyen düzenlemelerdendir.
Eflak ve Boğdan'a ilişkin maddeler, savaş sırasında biriken borçların silinmesini ve Boğdan halkına iki yıllık vergi muafiyeti tanınmasını öngörür.
Antlaşma, Kırım'ın hukukî durumunu tartışma konusu olmaktan çıkardı. 1774 yılında bağımsız sayılan, 1783 yılında Rusya'ya katılan hanlığın yeni durumu bu metinle kabul edildi. Böylece 1768 yılında başlayan ve iki savaşa yayılan yirmi dört yıllık dönem kapandı.
Azli ve Son Görevleri
14 / 19 · 1 dkYaş Antlaşması'ndan yaklaşık dört ay sonra, 1792 yılının mayıs ayı başında görevden alındı. Kaynaklar azil gününü 3 ve 4 Mayıs olarak farklı verir. Yerine Damat Melek Mehmed Paşa getirildi.
Azil, savaşın sonuçlanmasının ardından yönetimin yeniden kurulmasıyla ilişkilidir. III. Selim, savaş bittikten sonra kendi düzenleme programını uygulayacak kadroyu oluşturmaya başladı; Nizâm-ı Cedîd adıyla anılan program bu dönemde şekillendi.
Azlin ardından cezaya çevrilen bir işlem yapılmadı. 1792 yılının mayıs ayında Trabzon valiliğine tayin edildi.
1793 yılının ocak ayında Cidde valiliğine gönderildi. Cidde, Kızıldeniz kıyısındaki liman şehridir ve Hicaz bölgesinin yönetim merkezlerinden biriydi. Aynı dönemde Medine muhafızlığı görevi de verildi.
Bu görevler kolay değildi. Arabistan'ın iç kesimlerinde yükselen hareket, Hicaz'daki Osmanlı yönetimi için sürekli bir mesele haline gelmişti. Kaynaklar, bölgedeki baskının görev süresini zorlaştırdığını ve kendisinin görevden ayrılmak istediğini kaydeder.
Bu son görev bölgesinde öldü. Sadaretten ayrılışı ile ölümü arasında sekiz yıl geçti; bu sürenin tamamı merkezden uzakta, taşra görevlerinde geçmiştir.
Görevden alınan sadrazamların uzak eyaletlere gönderilmesi olağan bir uygulamaydı. Bu yolla hem merkezdeki siyasî denge korunuyor hem de tecrübeli vezirlerden taşrada yararlanılıyordu. Hicaz görevleri, hac yollarının güvenliği sebebiyle her zaman ağırlık taşıyan tayinler arasındaydı.
Ölümü
15 / 19 · 1 dk1800 yılının haziran ayında öldü. Hicrî takvime göre ölüm tarihi Muharrem 1215 olarak kaydedilir. Gün olarak kesin bir tarih verilmez.
Ölüm yeri konusunda kaynaklar ayrışır. Bir kısmı Cidde'yi, bir kısmı Medine'yi kaydeder. İki yer de aynı dönemde üzerinde bulunduğu görev bölgesindedir.
Ölümü ani oldu. Kaynaklar, görevindeki zorlukların sürdüğü bir dönemde öldüğünü belirtir.
Sadrazamlıktan ayrılışının üzerinden sekiz yıl geçmişti. Bu süre içinde İstanbul'a dönmedi; bütün görevleri merkezden uzakta, doğu ve güney eyaletlerinde oldu.
Ölümünün ardından adı, on sekizinci yüzyılın son savaşının sadrazamı olarak anıldı. İki sadaret döneminin toplamı dört yıl beş ayı bulur ve bu sürenin neredeyse tamamı savaş yıllarına denk gelir.
Aynı yıllarda İstanbul'da III. Selim'in askerî düzenleme programı sürüyordu. Nizâm-ı Cedîd adıyla kurulan yeni ordu, savaşın sonunda ortaya çıkan tablonun doğrudan sonucudur; ordunun barış mazbatasında ifade edilen değerlendirme, bu programın gerekçeleri arasında sayılır.
Defin yeri kaynaklarda açıkça kaydedilmez. Ölüm yerinin de tartışmalı olması, kabrinin nerede bulunduğuna dair kesin bir bilgi verilmesini engeller. Bu durum, merkezden uzakta ölen Osmanlı vezirlerinde sık görülür.
Rusya Kırım'ı kendi topraklarına kattığını ilan etti.
Hayratı ve Çeşmesi
16 / 19 · 1 dkEn bilinen eseri, İstanbul'daki sebil ve çeşmedir. Yapı 1786 yılında, sadrazamlığının ilk yılında inşa edildi.
Çeşme barok üslupta yapılmıştır. On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı mimarisinde yaygınlaşan bu üslup, kıvrımlı hatları, kabartma süslemeleri ve geniş saçakları ile tanınır.
Yapının düzeni kendine özgüdür: ortada bir çeşme, iki yanında pencereli birer sebil bulunur. Sebil, yoldan geçenlere karşılıksız su dağıtılan yapıdır ve pencereli bölümlerden hizmet verilir.
Çeşme ilk yapıldığında Fındıklı Camii önündeydi. Yirminci yüzyılda yol çalışmaları sırasında yerinden alındı ve 1956 yılında Kabataş'ta, Meclisimebusan Caddesi üzerindeki bugünkü yerine taşındı.
Saçak altındaki kitabede I. Abdülhamid'in adı geçer. Bu, yapının padişahın saltanatı sırasında hayrat olarak yaptırıldığını gösteren alışılmış bir uygulamadır.
On sekizinci yüzyıl sadrazamlarının çoğu adını cami, kütüphane ya da külliye gibi büyük yapılarla yaşattı. Koca Yusuf Paşa'nın sadaretinin savaş yıllarına denk gelmesi, hayratının bu ölçekte kalmasının sebebi olarak gösterilir. Çeşme bugün ayaktadır ve onun adını taşır.
Sebil geleneği, İstanbul'un su mimarisinin parçasıdır. Şehirde yaz aylarında yoldan geçenlere su dağıtılan bu yapılar, kurucularının vakıf gelirleriyle işletilirdi; görevlisi, su kapları ve dağıtım düzeni vakfiyede belirlenirdi.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
17 / 19 · 1 dkHakkındaki değerlendirmeler ayrışır. Bir kısım kaynak, dönemin komutanları arasında ön sıralarda sayar ve Avusturya cephesinde alınan sonuçları buna dayanak gösterir.
Bir kısım kaynak ise askerî bilgisinin ve yönetim tecrübesinin sınırlı kaldığını kaydeder. Bu değerlendirmeye göre, sadarete geldiğinde ne uzun bir valilik geçmişi ne de sefer komutanlığı vardı; kariyeri ticaret ve donanma çevresinde geçmişti.
Dönemin kayıtlarında yer alan bir başka değerlendirme, kadro sıkıntısına işaret eder. Buna göre makam için elde bulunan adaylar arasından seçilmiş bir isimdi ve tercihin gerekçesi kişisel yeterlilikten çok mevcut imkânlardı.
Karar alma yönteminde ortak sorumluluğu tercih ettiği görülür. Maçin'den sonra düzenlenen barış mazbatası bunun en açık örneğidir: kararı tek başına üstlenmek yerine, cephedeki bütün kumanda kademesinin imzasını taşıyan bir belge hazırlattı.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa ile kurduğu bağ, kariyerinin başında yükselişini sağladı. Savaş yıllarında cephe ile donanma arasındaki görüş ayrılıkları bu ilişkiyi zorladı.
Köle olarak gelip sadarete ulaşması, Osmanlı devlet düzeninde makamların doğuma değil hizmete bağlı olduğunu gösteren örnekler arasında anılır.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkKoca Yusuf Paşa, on sekizinci yüzyılın son büyük savaşının başında ve sonunda bulunan sadrazamdır. Savaş onun birinci sadaretinde başladı, ikinci sadaretinde imzalanan iki antlaşmayla sona erdi.
Yaş Antlaşması, Kırım meselesini hukuken kapattı. 1774 yılında bağımsız sayılan hanlığın 1783 yılında Rusya'ya katılması, bu metinle Osmanlı Devleti tarafından kabul edildi. Böylece 1768 yılında açılan ve iki ayrı savaşa yayılan dönem tamamlandı.
Dinyester nehrinin sınır olarak belirlenmesi, Karadeniz'in kuzey kıyısındaki düzeni kesinleştirdi. Bu kıyıda kurulan liman şehirleri, sonraki yüzyılda bölgenin ticaret merkezleri haline geldi.
Savaşın sonunda ortaya çıkan tablo, III. Selim'in askerî düzenleme programının doğrudan gerekçesi oldu. Nizâm-ı Cedîd adıyla kurulan yeni ordu, savaşın gösterdiği eksikliklere karşılık olarak tasarlandı. Ordunun Maçin'den sonra düzenlediği mazbata, bu değerlendirmenin cephede yazılı hale gelmiş biçimidir.
Kendi adıyla anılan tek yapı İstanbul'daki sebil ve çeşmedir. 1786 yılında yapılan ve 1956 yılında Kabataş'a taşınan yapı bugün ayaktadır.
Köle olarak İstanbul'a getirilip iki kez sadrazamlığa yükselmesi, biyografisinin en çok anılan yönüdür. Bu çizgi, Osmanlı yönetim düzeninin kapalı bir zümreye dayanmadığını gösteren örnekler arasında sayılır.
Vezirlik rütbesi verildi ve Mora valiliğine tayin edildi.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1783: Rusya Kırım'ı ilhak ettiğini ilan etti.
1787: Kuzey Amerika'da Birleşik Devletler anayasası kabul edildi.
1789: Fransa'da ihtilal başladı; aynı yıl İstanbul'da III. Selim tahta çıktı.
1790: Avusturya imparatoru II. Josef öldü, yerine II. Leopold geçti.
1791: Avusturya ile Ziştovi Antlaşması imzalandı ve Belgrad Osmanlı Devleti'ne döndü.
1792: Rusya ile Yaş Antlaşması imzalandı; aynı yıl Fransa ile Avusturya arasında savaş başladı.
1793: İstanbul'da Nizâm-ı Cedîd ordusunun kuruluş düzenlemeleri yayımlandı.
1796: Rusya'da II. Katerina öldü, yerine I. Pavel geçti.
Kronoloji
37 olay- 18. yüzyıl
Gürcistan'da doğdu. Doğum yılı kaynaklarda yaklaşık olarak verilir.
İstanbul'a köle olarak getirildi ve deniz ticaretiyle uğraşan Hasan Kaptan tarafından satın alındı.
Azat edildikten sonra Kasımpaşa'da kahvehane açtı, deniz ticaretine girdi ve bu işler sırasında Cezayirli Gazi Hasan Paşa ile tanıştı.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa kaptanıderyalığa getirildi; kendisi onun hazinedarlığına ve ardından kapı kethüdalığına tayin edildi.
Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı; Kırım Hanlığı siyasî bakımdan bağımsız sayıldı.
Rusya Kırım'ı kendi topraklarına kattığını ilan etti.
Vezirlik rütbesi verildi ve Mora valiliğine tayin edildi.
İstanbul'da Fındıklı Camii önüne sebil ve çeşmesini yaptırdı.
Birinci kez sadrazamlığa getirildi; mühr-i hümayunu I. Abdülhamid'den aldı. Kaynakların bir kısmı tayin gününü 24 Ocak olarak verir.
Rus elçisi Yakov Bulgakov'un tutuklanmasının ardından Rusya'ya savaş ilan edildi.
Avusturya Rusya'nın müttefiki olarak savaşa katıldı; mücadele iki cepheli hale geldi.
Serdar-ı ekrem sıfatıyla Sofya'dan hareket etti; emrindeki kuvvetin seksen bin kişi civarında olduğu kaydedilir.
Rus kuvvetleri Özi kalesini kuşatmaya başladı.
Osmanlı ordusu Tuna'yı geçerek Banat bölgesine girdi.
Avusturya cephesinde Muhadiye ve Şebeş çevresinde çarpışmalar oldu; Muhadiye ele geçirildi ve Avusturya ordusu geri çekildi.
Özi kalesi altı aylık kuşatmanın ardından düştü; kale muhafızı Hüseyin Paşa esir alındı. Eski takvimde tarih 6 Aralık olarak kaydedilir.
Belgrad, Avusturya mareşali Laudon tarafından üç haftalık bir harekâtla alındı.
I. Abdülhamid öldü, yerine III. Selim tahta çıktı.
Sadrazamlıktan azledildi; yerine Cenaze Hasan Paşa getirildi.
Focşani'de yapılan çarpışmada Osmanlı kuvvetleri geri çekildi.
Boze suyu kıyısındaki çarpışmada Osmanlı kuvvetleri geri çekildi.
Kaptanıderyalığa tayin edildi.
Konya, Köstendil ve Bosna taraflarında valilik görevlerinde bulundu.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa sadrazamlığa getirildi.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa öldü; sadaret üç ay sürdü.
İsmail kalesi Rus kuvvetlerinin eline geçti.
Ordunun ileri gelenleri sadrazamın otağında toplanarak barış görüşmelerine başlanmasını isteyen ortak imzalı mazbatayı düzenledi.
İkinci kez sadrazamlığa getirildi. Kaynaklar tayin gününü 12, 15 ve 27 Şubat olarak farklı verir.
Maçin'de Nikolay Repnin komutasındaki Rus kuvvetleriyle yapılan çarpışmada Osmanlı ordusu geri çekildi.
Kalas'ta sekiz aylık mütareke imzalandı. Kaynaklar tarihi 31 Temmuz ve 11 Ağustos olarak farklı verir.
Avusturya ile Ziştovi Antlaşması imzalandı; Belgrad Osmanlı Devleti'ne döndü.
Yaş Antlaşması imzalandı; Osmanlı tarafındaki imza kendisine, Rus tarafındaki imza Aleksandr Bezborodko'ya aittir. Eski takvimde tarih 29 Aralık 1791'dir.
Sadrazamlıktan azledildi; yerine Damat Melek Mehmed Paşa getirildi. Kaynaklar azil gününü 3 ve 4 Mayıs olarak farklı verir.
Trabzon valiliğine tayin edildi.
Cidde valiliğine gönderildi; aynı dönemde Medine muhafızlığı görevi de verildi.
- 19. yüzyıl
Görev bölgesinde öldü. Kaynakların bir kısmı ölüm yerini Cidde, bir kısmı Medine olarak verir.
- 20. yüzyıl
Fındıklı Camii önündeki sebil ve çeşmesi Kabataş'ta Meclisimebusan Caddesi üzerindeki bugünkü yerine taşındı.
Sadareti
2 dönem · yaklaşık 4 yılHizmet Ettiği Padişahlar
2 padişahSavaşlar ve Seferler
5 kayıtAntlaşmalar
3 antlaşmaEserleri
1 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlığın alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Koca Yusuf Paşa mührü iki kez aldı: 25 Ocak 1786 tarihinde I. Abdülhamid'den, 1791 yılının şubat ayında III. Selim'den. İki dönemde de mühürle birlikte serdar-ı ekremlik verildi; bu sıfat, padişah sefere çıkmadığında ordunun başında bulunan komutanın padişah yetkilerini taşıması demektir. Mühür birinci dönemde 28 Mayıs 1789, ikinci dönemde 1792 yılının mayıs ayı başında geri alındı; iki azil de mal varlığına el konulmasıyla sonuçlanmadı.
Aile Ağacı
2 kişi
Koca Yusuf PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
6 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruKoca Yusuf Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Koca Yusuf Paşa nereli ve nasıl yükseldi?
Koca Yusuf Paşa'nın Cezayirli Gazi Hasan Paşa ile ilişkisi neydi?
Koca Yusuf Paşa döneminde Rusya ile savaş neden başladı?
Serdar-ı ekrem ne demektir?
Özi kalesi ne zaman düştü ve sonuçları ne oldu?
Koca Yusuf Paşa neden 1789 yılında azledildi?
Koca Yusuf Paşa iki sadaret arasında hangi görevlerde bulundu?
Maçin Muharebesi ne zaman yapıldı ve sonucu ne oldu?
Ordunun barış mazbatası nedir?
Yaş Antlaşması ne zaman ve kimler arasında imzalandı?
Yaş Antlaşması'nın hükümleri nelerdir?
Ziştovi Antlaşması neyi düzenledi?
Koca Yusuf Paşa ne zaman ve nerede öldü?
Koca Yusuf Paşa'nın İstanbul'da eseri var mı?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q6424690 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026

