
Kara Murad Paşa
قره مراد پاشاKara Dev Murad Paşa·Kara Murat Paşa·Murad Ağa·Dev Murad Paşa
Kara Murad Paşa, IV. Mehmed döneminde iki kez sadrazamlık yapan, Çanakkale önündeki Venedik ablukasını kıran Osmanlı devlet adamı ve denizcisidir.
Kara Murad Paşa Kimdir?
14 dk okumaKara Murad Paşa, IV. Mehmed'in saltanatında iki defa vezîriâzamlık yapan Osmanlı devlet adamı ve komutanıdır. Birinci sadareti 21 Mayıs 1649 ile 5 Ağustos 1650, ikinci sadareti 11 Mayıs 1655 ile 19 Ağustos 1655 tarihleri arasındadır. İki dönemin toplamı bir yıl beş ay yirmi dört gündür.
Arnavut kökenlidir ve Yeniçeri Ocağı'nda yetişti. Odabaşılık, yayabaşılık ve saksoncubaşılık görevlerinden sonra 1638 yılındaki Bağdat seferine katıldı, şehrin alınmasının ardından zağarcıbaşı unvanıyla bir süre bölgede kaldı. Girit savaşının ilk yıllarında Hanya'nın alınmasında rol aldı ve sekbanbaşılığa getirildi.
Başkente döndükten sonra Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesine giden olaylarda yer aldı. IV. Mehmed'in tahta çıkışının ardından yeniçeri ağalığına getirildi ve kısa süre sonra sadarete geldi. Birinci sadaretinde Celali elebaşısı Gürcü Nebi'nin başkent yönündeki hareketini durdurdu, ocak ağalarının yönetime müdahalesiyle uğraştı ve sonunda kendi isteğiyle görevden ayrıldı.
Budin beylerbeyiliğinden sonra 1653 yılında kaptanıderyalığa getirildi. 16 Mayıs 1654 tarihinde Çanakkale Boğazı önündeki Venedik ablukasını kırdı; bu deniz zaferi adının en çok anıldığı olaydır.
İkinci sadareti üç ay sürdü. Hazinenin durumu, atamalara yapılan müdahaleler ve Anadolu'da başlayan Abaza Hasan isyanı karşısında görevden ayrıldı. Şam beylerbeyiliğine giderken yolda hastalandı ve 1655 yılının ekim ayında Hama'da öldü.
Doğum yılı olarak 1595 ya da 1596 verilir; öldüğünde altmış yaşlarında olduğu kaydı bu yıllarla uyumludur. Kaynakların bir kısmı doğum yeri olarak İstanbul'u gösterir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 19 · 1 dkKara Murad Paşa'nın doğum yılı 1595 ya da 1596 olarak verilir. Öldüğünde altmış yaşlarında olduğu kaydı bu yıllarla uyumludur. Kaynakların bir kısmı doğum yeri olarak İstanbul'u gösterir; bu bilgi tek bir kayda dayanır.
Arnavut kökenlidir ve babasının adı Mustafa'dır. Bu iki bilgi kaynaklarda ortaktır.
Kara lakabı, esmerliği ya da cesareti sebebiyle verilen yaygın bir sıfattı. Dev lakabı ise iri yapılı olmasından gelir; kaynaklar bu yönünü ayrıca kaydeder. İki lakap birlikte kullanılarak Kara Dev Murad Paşa biçiminde de anılır.
Adının benzerliği sebebiyle sık karıştırıldığı iki isim vardır. Birincisi, 1606 ile 1611 yılları arasında I. Ahmed'e sadrazamlık yapan ve Celali isyanlarının bastırılmasıyla anılan Kuyucu Murad Paşa'dır. İkincisi, on altıncı yüzyılda görev yapan ve aynı lakapla anılan bir beylerbeyidir. Üçü de ayrı kişilerdir.
Kara Murad Paşa'nın sadaret dönemleri on yedinci yüzyılın ortasına, Kuyucu Murad Paşa'nınki ise yüzyılın başına rastlar; aralarında kırk yıldan fazla zaman vardır.
Ailesine dair başka bir kayıt bulunmaz. Annesinin adı, eşi ve çocukları hakkında bilgi verilmez. Bu, ocaktan yetişen devlet adamları için olağan bir durumdur.
Yeniçeri Ocağında Yetişmesi
02 / 19 · 1 dkI. Ahmed'in saltanatı sırasında Yeniçeri Ocağı'na girdi. Kesin yıl bilinmez; bu saltanat 1603 ile 1617 yılları arasındadır.
Ocakta saksoncu ortasında yetişti. Saksoncular, yeniçeri ocağının av köpeklerine bakan ortalarındandı ve ocak içindeki itibarlı birliklerden sayılırdı.
Sırasıyla odabaşılığa ve kısa süre sonra yayabaşılığa terfi etti. Odabaşı, bir ortanın iç düzeninden sorumlu subaydı. Yayabaşı ise yeniçeri ortalarının kumandanlarına verilen addı ve ocak hiyerarşisinde önemli bir basamaktı.
Ardından saksoncubaşı oldu. Saksoncubaşı, ocağın üst rütbeli ağalarındandı ve yeniçeri ağasının maiyetinde yer alırdı.
Ocak içindeki bu yükseliş çizgisi, on yedinci yüzyılda sadarete ulaşan birkaç devlet adamının izlediği yoldur. Saray teşkilatından değil, doğrudan ordudan gelenler bu yolu kullanırdı.
Ocaktan gelmenin iki sonucu vardı. Birincisi, sadrazam olduğunda ocak içinde hazır bir destek tabanı bulmasıydı. İkincisi, aynı tabanın taleplerini karşılamak zorunda kalmasıydı. Kara Murad Paşa'nın her iki sadaret döneminde de bu ikinci durum belirleyici oldu.
Okuma yazma bilmiyordu. Kaynaklar bu yönünü kaydeder ve aynı zamanda zeki, cesur ve etkili konuşan bir kişi olduğunu belirtir.
Bağdat Seferi ve Zağarcıbaşılık
03 / 19 · 1 dk1638 yılında IV. Murad'ın bizzat yönettiği Bağdat seferine saksoncubaşı olarak katıldı. Sefer, ordunun başında padişahın bulunduğu son büyük Osmanlı harekâtlarındandır.
Bağdat 1623 yılından beri Safevî Devleti'nin elindeydi. Aradaki on beş yıl içinde düzenlenen kuşatmalar sonuç vermemişti. 1638 seferinde kuşatma kasım ayında başladı ve şehir aralık ayında alındı.
Şehrin Safevî işgalinden kurtarılmasının ardından zağarcıbaşı unvanıyla bir süre Bağdat'ta kaldı. Zağarcıbaşı, yeniçeri ocağının av köpeklerinden sorumlu birliğinin başındaki ağaydı ve ocağın üst rütbeleri arasındaydı. Saksoncubaşılıktan zağarcıbaşılığa geçiş, ocak içindeki olağan terfi sırasıydı.
Bağdat'ta kalan kuvvetlerin görevi, şehrin idari düzeninin kurulması ve savunmasının sağlanmasıydı. Kuşatma sırasında tahrip olan surların onarımı da bu dönemde yapıldı.
1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile doğu sınırı belirlendi ve bölgede uzun bir barış dönemi başladı. Bu antlaşmadan sonra Osmanlı ordusunun ağırlığı batı ve Akdeniz cephelerine kaydı.
Kara Murad Ağa'nın sonraki görevleri bu yeni yönelimin içindedir. 1645 yılında başlayan Girit savaşı, hem kendi kariyerinin hem de dönemin belirleyici cephesi oldu.
Saksoncubaşı olarak IV. Murad'ın Bağdat seferine katıldı; şehrin alınmasının ardından zağarcıbaşı unvanıyla bir süre bölgede kaldı.
Girit Savaşı ve Hanya'nın Alınması
04 / 19 · 1 dkKul kethüdalığına yükseltildi. Bu tayin için kaynakların bir kısmı 1644, bir kısmı 1645 yılını verir. Kul kethüdası, yeniçeri ocağının ikinci amiriydi ve yeniçeri ağasından sonra gelirdi.
Bu sıfatla uzunca süredir uygulanmayan bazı ocak adet ve törenlerini yeniden yürürlüğe koydu. Törenlerin yeniden düzenlenmesi, ocak içindeki hiyerarşinin görünür kılınması anlamına geliyordu.
Yeniçeri ağasına vekâleten bir kısım yeniçeriyle birlikte Girit'e gitti ve Venedik kuvvetleriyle savaştı. Girit savaşı 1645 yılında başlamış ve yirmi dört yıl sürecek bir cepheye dönüşmüştü.
Bazı kalelerin alınmasında, özellikle Hanya'nın zaptında rol oynadı. Hanya, adanın kuzeybatısındaki liman şehriydi ve Osmanlı kuvvetlerinin adadaki ilk büyük kazanımı oldu. Bu hizmetinin ardından sekbanbaşılığa getirildi; sekbanbaşı, yeniçeri ağasının vekili konumundaki kumandandı.
Adanın kuzeybatı ucundaki Kisamo Kalesi'nin alınmasını da sağladı. Deli Hüseyin Paşa'nın Girit serdarlığı döneminde bir süre Hanya muhafızlığı yaptı.
Sekbanbaşılıktan alındı. Kaynakların bir kısmı bunun sebebini ocak işlerine fazla karışması olarak kaydeder. Başkente döndüğünde resmî bir görevi yoktu; buna rağmen ocak içindeki nüfuzu sürdü.
Samur ve Amber Vergisi Meselesi
05 / 19 · 1 dkBaşkente döndüğünde Sultan İbrahim'in harcamalarını karşılamak üzere konulmuş samur ve amber vergileri toplanıyordu. Bu vergiler İstanbul esnafından, devlet görevlilerinden, ulemadan ve ocak ağalarından isteniyordu.
Vezîriâzam Hezarpare Ahmed Paşa'nın devlet adamlarından talep ettiği kürk ve amber bedelini vermek istemeyen ocak ağaları Kara Murad Ağa'nın etrafında birleşti. Kaynaklar, yalnızca ondan iki kürk ile altmış kese akçe istendiğini kaydeder.
Kendisinden vergi almaya gelen görevlilere verdiği cevap, dönem kaynaklarında aktarılır. Naima bunu babası Serdar Mehmed Ağa'dan naklen yazar: Girit'ten geldiğini, barut ve kurşundan başka bir şeyi bulunmadığını, samur ile amberin adını uzaktan işittiğini söyleyerek görevlileri geri çevirmiştir.
Bu olay başkentte yayıldı. Naima, Murad Ağa'yı ocak ağalarının dayanağı olan ve sözü bütün ocak tarafından dinlenen bir kişi olarak tarif eder.
Hezarpare Ahmed Paşa ocak ağalarını topluca ortadan kaldırmak isteyince, Murad Ağa'nın evinde toplanan ağalar sadrazama karşı harekete geçme kararı aldı ve hazırlığa başladı.
Samur ve amber vergileri, Sultan İbrahim'in saltanatının son yılında yönetime karşı oluşan tepkinin en çok anılan sebebidir. Kara Murad Ağa'nın adı bu tepkinin merkezinde geçer.
Sultan İbrahim'in Tahttan İndirilmesi
06 / 19 · 1 dk1648 yılının ağustos ayında başkentte yeniçeri ve ulema hareketi başladı. Fatih Camii'nde toplanan kalabalık önce Vezîriâzam Hezarpare Ahmed Paşa'yı öldürdü.
Hezarpare Ahmed Paşa'nın öldürülme biçimi, sonradan taşıdığı lakabın kaynağı oldu. Olay 7 Ağustos 1648 tarihindedir ve yerine Sofu Mehmed Paşa getirildi.
Ardından Sultan İbrahim tahttan indirildi ve yerine yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmed tahta çıkarıldı. Sultan İbrahim 18 Ağustos 1648 tarihinde öldürüldü.
Kara Murad Ağa'nın ocakta resmî bir görevi yoktu, ancak bu olaylarda etkili konumdaydı. Ocak ağalarının onun evinde toplanması ve kararı orada alması, kaynaklarda ayrıntılı biçimde kaydedilir.
Yeni padişahın yaşı sebebiyle yönetim büyük valide Kösem Sultan ile küçük valide Turhan Sultan arasında paylaşıldı. İki valide sultan arasındaki denge, sonraki yılların iç siyasetini belirledi.
Cülusun ardından Kara Murad Ağa yeniçeri ağalığına getirildi. Bu tayin için kaynakların bir kısmı 1648 yılının aralık ayını, bir kısmı 14 Ocak 1649 tarihini verir.
Yeniçeri ağalığı, ocağın başındaki komutanlık makamıydı ve doğrudan padişaha bağlıydı. Bu görevle, ayaklanmada oynadığı rol resmî bir konuma dönüşmüş oldu.
Kul kethüdalığına yükseltildi; bu tayin için kaynakların bir kısmı 1644, bir kısmı 1645 yılını verir. Ocakta uygulanmayan bazı adet ve törenleri yeniden yürürlüğe koydu.
Birinci Sadarete Getirilişi
07 / 19 · 1 dkYeni sadrazam Sofu Mehmed Paşa ile arası kısa sürede açıldı. Sadrazamın ocak ağalarından Sarı Hüseyin Kethüda'yı ortadan kaldırması ve Kösem Sultan'a karşı harekete geçmek istemesi bunun sebebiydi.
Murad Ağa durumu büyük valide sultana bildirdi ve karşılığında sadrazamlık sözü aldı. Bu, sarayın iç dengeleri içinde kurulan bir ittifaktı.
1649 yılının mayıs ayında Osmanlı donanması Foça önlerinde Venedik kuvvetlerine yenildi. Yenilgi sadrazama yüklendi ve Sofu Mehmed Paşa azledildi.
Kara Murad Paşa 21 Mayıs 1649 tarihinde vezirlik rütbesiyle birlikte sadrazamlığa getirildi. Selefi Sofu Mehmed Paşa önce sürgüne gönderildi, ardından idam edildi.
Konağı bulunmadığı için hükümet işlerini bir süre Ağakapısı'ndan yönetti. Ağakapısı, yeniçeri ağasının makamının bulunduğu yapıydı. Daha sonra Davud Paşa Sarayı'na taşındı ve bu arada Cigalazade Mahmud Paşa'nın sarayını kiraladı.
Sadrazamın kendi konağının bulunmaması, o tarihe kadar makam için ayrılmış sabit bir bina olmamasından kaynaklanıyordu. Bâbıâli'nin sürekli bir yapı olarak kurumsallaşması sonraki yüzyıllarda gerçekleşti.
Göreve geldiğinde padişah yedi yaşındaydı ve devlet iki valide sultan ile ocak ağalarının etkisi altındaydı.
Gürcü Nebi İsyanı ve İç Meseleler
08 / 19 · 1 dkSadaretinin ilk haftalarında Celali elebaşısı Gürcü Nebi'nin hareketiyle uğraştı. Asi kuvvetler Üsküdar'a yakın Bulgurlu'ya kadar gelmişti.
Sadrazamın kumandasındaki ocak ve kulluk kuvvetleri Üsküdar'a geçirildi ve yapılan çarpışmada asi lideri yenilerek Anadolu'ya çekilmek zorunda kaldı. Kaynakların bir kısmı çarpışmanın tarihini 17 Temmuz 1649 olarak verir. Bu hizmeti karşılığında kendisine samur kürk ve hilat verildi.
Celali hareketi, on yedinci yüzyıl boyunca Anadolu'da tekrarlanan silahlı ayaklanmaların ortak adıydı. Merkezî yönetimin taşradaki denetiminin zayıflaması ve ulufe düzenindeki aksaklıklar bu hareketlerin düzenli sebepleriydi.
Başkentte de meseleler birikmişti. Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesinde rol oynayan Şeyhülislam Abdurrahim Efendi ile oğlunun devlet işlerine müdahalesi şikâyet konusu olmuştu; ikisi de hacca gönderilerek başkentten uzaklaştırıldı.
1649 yılının ekim ayında ulufe alamayan sipahiler ayaklandı. Ödemelerin karşılanması için İstanbul ve Galata tüccarlarından avarız akçesi toplandı. Avarız, olağanüstü durumlarda konulan vergiydi.
Divan toplantılarında ilmiye mensupları ile vezirler arasında protokol anlaşmazlıkları yaşandı. Sadrazamın göreve gelmesinde rol oynayan Müneccimbaşı Hüseyin Efendi'nin atamalara ve elçi ilişkilerine karışması da dönemin şikâyet konularındandı.
Birinci Sadaretten Ayrılışı
09 / 19 · 1 dkKara Murad Paşa hükümet işlerini başlangıçta ocak ağalarıyla birlikte yürüttü. Zamanla bu müdahalelerden, özellikle küçük valide Turhan Sultan'ın adamı olan kethüda beyin karışmalarından rahatsız olmaya başladı.
Kendisi büyük valide Kösem Sultan tarafından destekleniyordu. Ocak ağaları da büyük ve küçük valide taraftarları diye ikiye ayrılmıştı. Bu bölünme, kararların alınmasını güçleştiriyordu.
Sadrazama zaman zaman sert ve tehdit içeren hatt-ı hümayunlar gönderildi. Hatt-ı hümayun, padişahın kendi el yazısıyla yazdığı ya da adına yazılan emirdi.
Sadrazamlıkta gözü olan yeniçeri ağası ile küçük valide çevresinin kendisine karşı hazırlık yaptığı yolundaki haberler üzerine görevden ayrılmaya karar verdi. Büyük valide sultana, ocaktan bir kişinin sadrazam yapılmamasını ve o sırada Bağdat valiliğine tayin edilen Melek Ahmed Paşa'nın getirilmesini önerdi. Kendisi için de Budin beylerbeyiliğini istedi.
Görevden ayrılışı 5 Ağustos 1650 tarihindedir. Birinci sadareti bir yıl iki ay on beş gün sürdü. Bazı kayıtlarda ayrılış tarihi olarak 19 Ağustos 1650 verilir; yaygın kayıt 5 Ağustos 1650'dir.
Yerine önerdiği isim olan Melek Ahmed Paşa sadarete getirildi. Ocaktan gelen bir sadrazamın kendi yerine ocak dışından bir isim önermesi, dönem kaynaklarında ayrıca kaydedilir.
Yeniçeri ağasına vekâleten Girit'e gitti; Hanya'nın alınmasında rol oynadı ve ardından sekbanbaşılığa getirildi.
Budin Beylerbeyiliği
10 / 19 · 1 dkİstifasından sonra kendi isteği üzerine Budin beylerbeyiliğine gönderildi. Budin, Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'daki en ileri eyalet merkeziydi ve beylerbeyiliği sınır savunmasının başındaki görevdi.
Bu eyalette görev yapmak, hem askerî bir sorumluluk hem de Habsburg Avusturyası ile ilişkilerin yürütülmesi anlamına geliyordu. Dönemde iki devlet arasında barış yürürlükteydi; Zitvatorok Antlaşması birkaç defa yenilenmişti.
Budin'de üç buçuk yıl kadar kaldı. Bu süre, başkentteki çekişmelerden uzak geçen tek dönemidir.
Aynı yıllarda başkentte sadaret makamı hızla el değiştirdi. Melek Ahmed Paşa'nın ardından Abaza Siyavuş Paşa, Gürcü Mehmed Paşa, Tarhuncu Ahmed Paşa ve Koca Derviş Mehmed Paşa sırayla göreve geldi. 1651 yılında Kösem Sultan öldürüldü ve saraydaki denge tamamen Turhan Sultan lehine döndü.
Tarhuncu Ahmed Paşa'nın 1652 yılında hazırladığı denk bütçe çalışması, dönemin mali düzeni açısından bir dönüm noktasıdır. Bu çalışma sadrazamın idamıyla sonuçlandı, ancak ortaya koyduğu bütçe yöntemi sonraki yıllara kaldı.
Kara Murad Paşa 1653 yılında Budin'den ayrılarak başkente döndü. Dönüşünün ardından kendisine deniz cephesindeki en yüksek görev verildi.
Kaptanıderyalığı ve Çanakkale Deniz Zaferi
11 / 19 · 1 dk26 Kasım 1653 tarihinde kaptanıderyalığa getirildi. Kaptanıderya, donanmanın başındaki vezir rütbeli görevliydi ve divan üyesiydi.
O sırada Venedik donanması, Osmanlı kuvvetlerinin Girit'e asker ve malzeme göndermesini engellemek için Çanakkale Boğazı'nı ablukaya almıştı. Abluka, adadaki kuşatmanın sürdürülmesini doğrudan tehdit ediyordu.
Vezîriâzam Derviş Mehmed Paşa ile arası açık olduğu için hazineden gerekli tahsisatı alamadı. Donanmayı kendi kesesinden de harcama yaparak hazırladı; hazırlanan kuvvet içinde yedi Trablusgarp gemisi de vardı.
Donanma Gelibolu'ya hareket etti, Bozcaada'da Mısır'dan gelen gemilerle buluştu ve boğazı tutan Venedik donanmasıyla karşılaştı. Midilli ile Sakız'dan gelen bey gemileri ve Tunus'tan gelen gemiler de katıldı.
Deniz savaşı 16 Mayıs 1654 tarihinde yapıldı ve altı saat kadar sürdü. Osmanlı donanması otuz kalyon, kırk kadırga ve altı mavnadan oluşuyordu. Sonuç Osmanlı üstünlüğüyle bitti ve abluka kaldırıldı.
Kaynaklar zaferi, Murad Paşa'nın baştarda yerine levent kıyafetiyle bir firkateyne binerek gemiler arasında dolaşmasına ve askeri yönlendirmesine bağlar.
Donanma ardından Ege'ye açıldı, Eğriboz ve Mora sahillerine uğradı, Değirmenlik adası önlerinde yenilenen Venedik donanmasını geri çekilmeye mecbur bıraktı. Girit'e gidip serdar Deli Hüseyin Paşa ile görüştükten sonra 1654 yılının kasım ayında altı ele geçirilmiş gemi ve yüzlerce esirle başkente döndü; üç samur kürkle ödüllendirildi ve görevinde bırakıldı.
İpşir Mustafa Paşa ile Rekabet
12 / 19 · 1 dkFelç geçirmesi sebebiyle görevden alınan Derviş Mehmed Paşa'nın yerine Halep valisi İpşir Mustafa Paşa sadrazam tayin edilmişti. Ancak yeni sadrazam Anadolu'daki karışıklıkları düzeltme gerekçesiyle başkente gelmiyordu.
Gecikme, hakkında söylentilere yol açtı. Saraydaki rakiplerinden Defterdar Moralı Mustafa Paşa açıkça sadaret mührünü istedi. Kara Murad Paşa, İpşir Mustafa Paşa'yı sevmemesine rağmen padişahın huzuruna çıkarak bu tayinin büyük bir karışıklığa yol açacağını söyledi ve engelledi. Durumu mektupla İpşir Mustafa Paşa'ya da bildirdi.
Sadrazamın gelmemesi üzerine mesele yeniden gündeme geldi ve rakipleri padişahı ikna etti. Kara Murad Paşa yeniden devreye girerek kararı değiştirtti. Toplantı sonunda saray ağalarının saldırısına uğradı; hayatını tehlikede görerek sadrazam gelinceye kadar divan toplantılarına katılmadı.
İpşir Mustafa Paşa, güvence verilmesinin ardından 1654 yılının sonunda başkente geldi. İlk iş olarak görev yerlerinde değişiklik yaptı ve kendisine rakip gördüğü kişileri tasfiye etti; bunlardan Defterdar Moralı Mustafa Paşa öldürüldü.
Ardından Kara Murad Paşa ile uğraşmaya başladı. Padişaha yakınlığını bildiği için bir an önce başkentten uzaklaştırılmasını istiyordu.
Görünürdeki anlaşmazlık konusu, donanmanın Akdeniz'e çıkması için gereken nakitti. Tersane tahsisatını kestiren sadrazam, donanma giderlerinin kaptanıderyanın kendi kesesinden karşılanmasını emretti.
Başkentte çıkan yeniçeri ve ulema hareketinde Vezîriâzam Hezarpare Ahmed Paşa öldürüldü; yerine Sofu Mehmed Paşa getirildi.
İkinci Sadarete Getirilişi
13 / 19 · 1 dkKara Murad Paşa harcamayı kabul etti, ancak aynı sırada sadrazamı görevden düşürmenin yollarını aramaya başladı. Kösem Sultan'ın himayesinde bulunduğu dönemden kalan bağlantıları sayesinde saraydaki gelişmelerden haberdar oluyordu.
Önce İpşir Mustafa Paşa ile birlikte Üsküdar'a gelen, fakat umduklarını bulamadığı için sadrazamla arası açılan sipahi ileri gelenlerini kazandı. Bunların en nüfuzlusu olan Kürt Mehmed'i bir gece Tersane'ye çağırarak ikna etti. Ertesi gece devletten alacağı kalan diğer kişilerle görüştü ve destekleri karşılığında zararlarının karşılanacağı sözünü verdi. Yeniçeri Ocağı'nda etkili olan Kara Hüseyin Ağa'nın da desteğini aldı.
Ayaklanma Üsküdar'da başladı. Kul kethüdasının kışla kapılarını kapattırması durumu ağırlaştırdı. 8 Mayıs 1655 tarihinde beş yüz kadar sipahi Kürt Mehmed önderliğinde Atmeydanı'na geldi. Asi lideri buradaki konuşmasında yeniçerileri de çağırdı ve katılımla sayı arttı.
Asiler şeyhülislamı yanlarına çağırdı ve sadrazamı da getirtmek istedi; İpşir Mustafa Paşa bunu kabul etmedi. Kara Murad Paşa bu sırada donanma işleriyle meşgul görünüyordu.
Sadrazam Üsküdar'a geçmek istedi, ancak iskeleler tutulmuştu. Şeyhülislamla birlikte saraya gitti ve sarayda yapılan toplantıda sadaret mührünü padişaha teslim etmek zorunda kaldı.
IV. Mehmed mührü hemen Kara Murad Paşa'ya verdi. İkinci sadaret 11 Mayıs 1655 tarihinde başladı.
İkinci Sadaret ve Görevden Ayrılış
14 / 19 · 1 dkİkinci sadaret üç ay sürdü ve baştan itibaren güç şartlar altında geçti.
Ayaklanmayı hazırlarken devletten alacağı kalanların zararlarını karşılayacağına söz vermişti. Bu sözü yerine getirmesi hazineyi tüketti. Ayrıca daha önce kayıtları silinenleri ve veledeş denilen sipahi oğullarını ocağa alması, devlet giderlerini en az iki katına çıkardı.
Bu tablo, Tarhuncu Ahmed Paşa döneminde kısmen düzelen maliyenin yeniden bozulması anlamına geldi. Giderler gelirlerin belirgin biçimde üstüne çıktı.
Aynı sırada saraydan atamalar için sık sık tezkire geliyor, ayaklanmanın ileri gelenleri tayin işlerine karışıyordu. Taşrada ise Abaza Hasan önderliğinde Anadolu'da yeni bir isyan başlamıştı.
Bu şartlar karşısında 19 Ağustos 1655 tarihinde görevden ayrıldı. Karaçelebizade, kendisinden görevi bırakması istendiğinde sert sözlerle karşılık verdiğini ve ardından ayrıldığını yazar. Bazı kaynaklar ise ayrılmaya mecbur bırakıldığını kaydeder.
İki sadaret döneminin toplamı bir yıl beş ay yirmi dört gündür. Yerine Malatyalı Süleyman Paşa getirildi.
Hacca gitme isteği sebebiyle Şam beylerbeyiliğine tayin edildi. Bu tayin, başkentten ayrılmasının da yolu oldu.
Ölümü
15 / 19 · 1 dkBirkaç gemiyle Şam yönüne hareket etti ve Payas'ta karaya çıktı. Payas, Akdeniz'den Suriye ve doğu cephesine geçişte kullanılan limandı.
Burada rahatsızlandı. Yolda hastalığı artınca Hama'da bir süre Arnavut Mehmed Paşa'nın konağında kaldı ve orada öldü. Kaynaklar ölüm sebebini sıtma olarak kaydeder.
Ölüm tarihi olarak 1655 yılının ekim ayı verilir. Bazı kayıtlarda ölüm tarihi olarak 19 Ağustos 1655 yazılır; bu tarih görevden ayrıldığı gündür, öldüğü gün değildir.
Konağında kaldığı Mehmed Paşa'nın kendisi için hazırlattığı türbeye gömüldü. Evliya Çelebi bu türbeden söz eder ve Kara Murad Paşa'nın buraya gömüldüğünü kaydeder.
Öldüğünde altmış yaşlarındaydı. Sadrazamlıktan ayrıldıktan yaklaşık iki ay sonra ölmüştür.
On yedinci yüzyılın ortasında sadrazamların görevden ayrıldıktan sonra taşra valiliklerine gönderilmesi olağan uygulamaydı. Bu görevler, hem uzaklaştırma hem de geçim sağlama işlevi görüyordu. Kara Murad Paşa'nın Şam beylerbeyiliğine tayini, kendi isteğiyle yapılan bir düzenlemeydi.
Ölümünden bir yıl sonra, 15 Eylül 1656 tarihinde Köprülü Mehmed Paşa sadarete getirildi ve devlet yönetiminde yeni bir dönem başladı.
Sultan İbrahim tahttan indirildi ve yerine yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmed tahta çıkarıldı.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
16 / 19 · 1 dkKaynaklar Kara Murad Paşa'yı ümmî, yani okuma yazma bilmeyen, buna karşılık zeki, cesur, soğukkanlı, gayretli ve cömert bir kişi olarak tarif eder. Etkili konuşmasıyla çevresini yönlendirebildiği ayrıca kaydedilir.
İri yapılıydı ve bu sebeple dev lakabıyla anıldı. Sicill-i Osmani, ocak içindeki nüfuzunu ve heybetini vurgular. Uzunçarşılı ise cesur ve iyi görüşlü olduğunu, gerektiğinde çevresini harekete geçirme becerisi bulunduğunu ve her iki sadaretinde de tehlikeli durumu görünce görevden ayrılmasını bildiğini yazar.
Yönetim tarzının merkezinde ocak ilişkileri vardı. İki sadaretine de ocak desteğiyle geldi ve iki defa aynı destekten kaynaklanan maliyetle karşılaştı. Birinci sadaretinde ocak ağalarının müdahalesi, ikincisinde kendi verdiği taahhütler görevden ayrılmasının sebebi oldu.
Denizcilik tarafı kariyerinin en belirgin yönüdür. Kaptanıderyalık görevini hazine desteği olmadan yürüttü, gerekli harcamayı kendi kesesinden yaptı ve Çanakkale önündeki ablukayı kırdı.
Her iki sadaretinden de kendi kararıyla ayrıldığı kaydedilir; idam edilmeyen ve görevden ayrıldıktan sonra valilik alan sadrazamlardandır.
Mali sonuçlar açısından tablo farklıdır. İkinci sadaretinde verilen taahhütler ve ocağa yapılan kayıtlar, giderlerin gelirlerin üstüne çıkmasına yol açtı.
Hizmet Ettiği Padişah
17 / 19 · 1 dkKara Murad Paşa yalnızca IV. Mehmed'e sadrazamlık yaptı. Daha önce IV. Murad ve Sultan İbrahim dönemlerinde ocak görevlisi olarak hizmet etmişti.
IV. Mehmed, babası Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesinin ardından 1648 yılında yedi yaşında tahta çıktı. Saltanatının ilk yılları valide sultanların ve ocak ağalarının etkisi altında geçti.
Birinci sadaret döneminde padişah sekiz yaşındaydı. Kararlar büyük valide Kösem Sultan, küçük valide Turhan Sultan ve ocak ağaları arasındaki dengeye göre alınıyordu. Kara Murad Paşa bu dengede Kösem Sultan'ın desteğini taşıdı.
1651 yılında Kösem Sultan'ın öldürülmesiyle denge Turhan Sultan lehine döndü. Kara Murad Paşa o sırada Budin'deydi.
İkinci sadaret döneminde padişah on üç yaşındaydı. Mührün İpşir Mustafa Paşa'dan alınıp kendisine verilmesi kararı padişah tarafından verildi.
IV. Mehmed'in saltanatı 1687 yılına kadar sürdü ve Osmanlı tarihinin en uzun saltanatlarındandır. Kara Murad Paşa, bu saltanatın ilk yedi yılındaki hızlı sadrazam değişiminin içinde yer alır: iki sadareti arasındaki beş yılda makam altı defa el değiştirdi.
Bu tablo 1656 yılında Köprülü Mehmed Paşa'nın geniş yetkilerle göreve gelmesiyle değişti.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkKara Murad Paşa'nın Osmanlı tarihindeki yeri iki başlıkla tanımlanır: Çanakkale önündeki deniz zaferi ve iki kısa sadaret dönemi.
16 Mayıs 1654 tarihindeki deniz muharebesi, Venedik ablukasının kırıldığı ilk büyük başarıdır. Abluka, Girit'teki kuşatmanın ikmalini kesiyordu; kaldırılması adadaki harekâtın sürmesini sağladı. Bu zafer, adının en çok anıldığı olaydır.
Girit savaşının kara tarafında da Hanya'nın ve bazı küçük kalelerin alınmasında rol aldı. Kul kethüdalığı sırasında ocakta bir süredir uygulanmayan törenleri yeniden yürürlüğe koyması da kaydedilir.
Buna karşılık İpşir Mustafa Paşa'ya karşı düzenlediği hareketin mali sonucu ağır oldu. Verilen taahhütler ve ocağa yapılan yeni kayıtlar, Tarhuncu Ahmed Paşa döneminde kısmen düzelen maliyeyi yeniden bozdu ve giderler gelirlerin üstüne çıktı.
İki sadareti arasındaki beş yılda sadaret makamına altı ayrı kişi geldi. Bu sayı, on yedinci yüzyıl ortasındaki siyasi istikrarsızlığın ölçüsüdür ve onun iki kez aynı makama getirilmesi de aynı tablonun parçasıdır.
Bilinen bir cami, köprü ya da külliyesi kaydedilmemiştir. Mezarı Hama'dadır.
Adı, aynı yüzyılın başındaki Kuyucu Murad Paşa ile sık karıştırılır; ikisi ayrı kişilerdir ve aralarında kırk yıldan fazla zaman vardır.
Yeniçeri ağalığına getirildi; bu tayin için kaynakların bir kısmı 1648 yılının aralık ayını, bir kısmı 14 Ocak 1649 tarihini verir.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1648: Vestfalya Antlaşmaları ile Otuz Yıl Savaşları sona erdi; Fransa'da Fronde ayaklanmaları başladı.
1649: İngiltere Kralı I. Charles idam edildi ve ülke cumhuriyet olarak ilan edildi.
1650: Fransız düşünür Descartes Stockholm'de öldü.
1652: Birinci İngiliz Hollanda Savaşı başladı; Hollandalılar Ümit Burnu'nda koloni kurdu.
1653: Oliver Cromwell İngiltere'de Lord Protector unvanını aldı.
1654: İsveç Kraliçesi Christina tahttan çekildi; Rusya ile Lehistan arasında savaş başladı.
1655: İsveç'in Lehistan'a saldırmasıyla Kuzey Savaşı başladı; İngiltere Jamaika'yı ele geçirdi.
1656: Hollandalı bilim adamı Christiaan Huygens sarkaçlı saati geliştirdi.
Kronoloji
29 olay- 16. yüzyıl
Doğum yılı olarak 1595 ya da 1596 verilir; öldüğünde altmış yaşlarında olduğu kaydı bu yıllarla uyumludur. Kaynakların bir kısmı doğum yeri olarak İstanbul'u gösterir.
- 17. yüzyıl
I. Ahmed'in saltanatı sırasında Yeniçeri Ocağı'na girdi ve saksoncu ortasında yetişti; kesin yıl bilinmez, bu saltanat 1603 ile 1617 yılları arasındadır.
Saksoncubaşı olarak IV. Murad'ın Bağdat seferine katıldı; şehrin alınmasının ardından zağarcıbaşı unvanıyla bir süre bölgede kaldı.
Kul kethüdalığına yükseltildi; bu tayin için kaynakların bir kısmı 1644, bir kısmı 1645 yılını verir. Ocakta uygulanmayan bazı adet ve törenleri yeniden yürürlüğe koydu.
Yeniçeri ağasına vekâleten Girit'e gitti; Hanya'nın alınmasında rol oynadı ve ardından sekbanbaşılığa getirildi.
Adanın kuzeybatı ucundaki Kisamo Kalesi'nin alınmasını sağladı; Deli Hüseyin Paşa'nın serdarlığı döneminde bir süre Hanya muhafızlığı yaptı.
Başkentte çıkan yeniçeri ve ulema hareketinde Vezîriâzam Hezarpare Ahmed Paşa öldürüldü; yerine Sofu Mehmed Paşa getirildi.
Sultan İbrahim tahttan indirildi ve yerine yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmed tahta çıkarıldı.
Sultan İbrahim öldürüldü.
Yeniçeri ağalığına getirildi; bu tayin için kaynakların bir kısmı 1648 yılının aralık ayını, bir kısmı 14 Ocak 1649 tarihini verir.
Osmanlı donanması Foça önlerinde Venedik kuvvetlerine yenildi; yenilgi Sadrazam Sofu Mehmed Paşa'ya yüklendi.
Birinci defa vezîriâzamlığa getirildi; konağı olmadığı için hükümet işlerini bir süre Ağakapısı'ndan yönetti.
Üsküdar'a yakın Bulgurlu'ya kadar gelen Celali elebaşısı Gürcü Nebi'nin hareketi durduruldu; kaynakların bir kısmı çarpışmanın tarihini 17 Temmuz 1649 olarak verir.
Ulufe alamayan sipahiler ayaklandı; ödemeler için İstanbul ve Galata tüccarlarından avarız akçesi toplandı.
Kendi isteği üzerine Budin beylerbeyiliğine gönderildi ve burada üç buçuk yıl kaldı.
Ocak ağalarının müdahaleleri karşısında birinci sadaretten kendi isteğiyle ayrıldı; yerine kendi önerdiği isim olan Melek Ahmed Paşa getirildi.
Kösem Sultan öldürüldü ve saraydaki denge Turhan Sultan lehine döndü.
Tarhuncu Ahmed Paşa denk bütçe çalışmasını hazırladı; bu çalışma dönemin mali düzeni açısından dönüm noktasıdır.
Budin'den ayrılarak başkente döndü.
Kaptanıderyalığa getirildi; hazineden tahsisat alamadığı için donanmayı kendi kesesinden de harcama yaparak hazırladı.
Çanakkale Boğazı önünde Venedik donanmasıyla altı saat süren muharebe yapıldı; abluka kırıldı.
Halep valisi İpşir Mustafa Paşa sadrazam tayin edildi; başkente gelmekte gecikmesi saraydaki tartışmaları artırdı.
Ege ve Girit seferinden altı ele geçirilmiş gemi ve yüzlerce esirle başkente döndü; üç samur kürkle ödüllendirildi ve kaptanıderyalıkta bırakıldı.
Kürt Mehmed önderliğindeki beş yüz kadar sipahi Atmeydanı'na geldi; yeniçerilerin katılmasıyla ayaklanma büyüdü.
İpşir Mustafa Paşa sadaret mührünü padişaha teslim etti; mühür aynı gün Kara Murad Paşa'ya verildi ve ikinci sadareti başladı.
Hacca gitme isteği sebebiyle Şam beylerbeyiliğine tayin edildi ve birkaç gemiyle yola çıktı.
Hazinenin durumu, atamalara yapılan müdahaleler ve Abaza Hasan isyanı karşısında ikinci sadaretten ayrıldı; yerine Malatyalı Süleyman Paşa getirildi.
Payas'ta karaya çıktıktan sonra hastalığı arttı; Hama'da Arnavut Mehmed Paşa'nın konağında öldü ve orada hazırlanmış türbeye gömüldü.
Köprülü Mehmed Paşa geniş yetkilerle sadarete getirildi; hızlı sadrazam değişimi dönemi sona erdi.
Sadareti
2 dönem · yaklaşık 2 yılHizmet Ettiği Padişahlar
1 padişahSavaşlar ve Seferler
6 kayıtEserleri
2 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Kara Murad Paşa mührü iki defa aldı. Birincisi 21 Mayıs 1649 tarihinde, donanmanın Foça önlerinde yenilmesi üzerine azledilen Sofu Mehmed Paşa'dan sonradır; makam için konağı bulunmadığından hükümet işlerini bir süre Ağakapısı'ndan yürüttü. Mührü 5 Ağustos 1650 tarihinde kendi isteğiyle bıraktı. İkincisi 11 Mayıs 1655 tarihindedir: İpşir Mustafa Paşa sarayda yapılan toplantıda mührü padişaha teslim etmek zorunda kalınca IV. Mehmed mührü aynı gün ona verdi. Üç ay sekiz gün sonra, 19 Ağustos 1655 tarihinde mührü yeniden bıraktı.
Aile Ağacı
2 kişi
Kara Murad PaşaSözleri
Var defterdar efendiye söyle, ben Girit'ten geldim. İnce perdaht barut ile yağlı kurşundan gayri nesnem yoktur. Samur ve amberin adını biz ilden işitiriz, görmemişiz.
Naîmâ Tarihi, babası Serdar Mehmed Ağa'dan naklen; Sultan İbrahim döneminde kendisinden samur ve amber bedeli istendiğinde söylediği aktarılırÇağdaşları
12 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
11 madde










Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruKara Murad Paşa kaç kez ve hangi tarihlerde sadrazamlık yaptı?
Kara Murad Paşa ile Kuyucu Murad Paşa aynı kişi midir?
Kara Murad Paşa'nın lakapları ne anlama gelir?
Kara Murad Paşa hangi görevlerden geçerek yükseldi?
Samur ve amber vergisi meselesi nedir?
Kara Murad Paşa'nın Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesindeki rolü nedir?
Birinci sadaretinde hangi meselelerle uğraştı?
Kara Murad Paşa birinci sadaretten neden ayrıldı?
Çanakkale Deniz Muharebesi ne zaman ve nasıl kazanıldı?
Kara Murad Paşa ikinci sadarete nasıl geldi?
İkinci sadaret neden üç ay sürdü?
Kara Murad Paşa nerede ve ne zaman öldü?
Kara Murad Paşa'nın maliye üzerindeki etkisi ne oldu?
Dönem kaynakları Kara Murad Paşa'yı nasıl tarif eder?
Kara Murad Paşa hangi padişahlara hizmet etti?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q6367538 · Son güncelleme: 27 Eylül 2026