
Topal Osman Paşa
طوپال عثمان پاشاTopal Osman·Moralı Osman Paşa
Topal Osman Paşa, 1731-1732 yıllarında I. Mahmud'un sadrazamlığını yapan, 1733'te Bağdat kuşatmasını kaldıran ve Kerkük yakınında ölen veziriazamdır.
Topal Osman Paşa Kimdir?
14 dk okumaTopal Osman Paşa, 1663 yılında Mora'da doğdu. Ailesinin Konya'dan Mora'ya yerleşmiş bir Türk ailesi olduğu kaydedilir. Saray hizmetinde yetişti; Mısır'a gönderilirken İspanyol korsanları tarafından esir alınıp Malta'ya götürüldü ve bu olay sırasında bacağından aldığı yara yüzünden ömrünün sonuna kadar topal kaldı. Bilinen lakabı buradan gelir.
Esaretten kurtulduktan sonra uzun bir askerî ve idarî kariyer geçirdi. 1711 yılındaki Prut seferine katıldı, Mora'nın geri alındığı 1715 harekâtında görev aldı ve ertesi yıl Mora seraskerliğine getirildi. Bosna, Rumeli ve Vidin valiliklerinde bulundu.
21 Eylül 1731 tarihinde I. Mahmud tarafından sadrazamlığa getirildi. Sadareti yaklaşık altı ay sürdü. Bu süre içinde başkentte asayiş ve fiyat denetimi sıkılaştırıldı, Humbaracı Ocağı'nın Batı usullerine göre düzenlenmesi için Ahmed Paşa adıyla Osmanlı hizmetine giren Fransız asıllı subay İstanbul'a çağrıldı. Aynı dönemde İran ile yapılan ve Tebriz'in geri verilmesini öngören antlaşma tepki topladı; sadrazam 12 Mart 1732 tarihinde görevden alındı ve yerine Hekimoğlu Ali Paşa getirildi.
Azlinden sonra Trabzon ve Erzurum valiliklerine tayin edildi, ardından doğu cephesinin serdarlığına getirildi. 19 Temmuz 1733 tarihindeki muharebede Nâdir Han'ı yenerek Bağdat üzerindeki kuşatmayı kaldırdı. Aynı yılın ekim ayında Kerkük yakınındaki Leylan'da yapılan ikinci karşılaşmada yenildi ve 26 Ekim 1733 tarihinde muharebe alanında öldü.
Mora'da doğdu. Kaynakların bir kısmı doğum yılını 1664 olarak verir; ailesinin Konya'dan Mora'ya yerleşmiş olduğu kaydedilir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 17 · 1 dkTopal Osman Paşa 1663 yılında Mora'da doğdu. Kaynakların bir kısmı doğum yılını 1664 olarak verir; iki değer arasındaki fark, hicrî yılın miladî yıla çevrilmesinden kaynaklanır.
Ailesi hakkında kaynaklar ortak bir bilgi verir: Konya'dan Mora'ya yerleşmiş bir Türk ailesindendir. Bu, on yedinci yüzyıl sonundaki Osmanlı üst yönetiminde sık rastlanan bir profil değildir; dönemin sadrazamlarının önemli bölümü devşirme kökenli ya da Kafkasya asıllıydı.
Mora, Yunanistan'ın güneyindeki yarımadanın Osmanlı dönemindeki adıdır. Doğduğu yıllarda Osmanlı toprağıydı; 1699 yılındaki Karlofça Antlaşması ile Venedik'e bırakıldı ve 1715 yılında geri alındı. Topal Osman Paşa'nın kariyerinin en belirleyici bölümü, bu geri alma harekâtına bağlıdır.
Adını taşıdığı lakap doğuştan değildir. Sonraki yıllarda bacağından aldığı bir yara yüzünden topal kaldı ve kaynaklarda bu lakapla anıldı. Osmanlı belgelerinde aynı adı taşıyan kişileri ayırmak için bu tür lakaplar düzenli olarak kullanılırdı.
Aynı lakabı taşıyan başka devlet adamları da vardır ve bu, kaynaklarda karışıklığa yol açar. Topal Receb Paşa adıyla anılan bir başka veziriazam ile Bosna valiliği yapan bir başka Topal Osman Paşa, farklı kişilerdir. Sadrazam Topal Osman Paşa, 1663 doğumlu olan ve 1733 yılında Kerkük yakınında ölen kişidir.
Saray Hizmeti ve Esareti
02 / 17 · 1 dkGenç yaşta saray hizmetine girdi. Kaynaklar önce bahçe ve muhafaza hizmetlerinde bulunduğunu, ardından pandorbaşılığa getirildiğini kaydeder. Bu görevler, sarayın dış hizmetlerinde çalışan ve zamanla taşra görevlerine geçen kadronun basamaklarıydı.
Hayatının dönüm noktası, deniz yolculuğu sırasında yaşandı. Mısır'a gönderilirken bindiği gemi İspanyol korsanları tarafından ele geçirildi ve Malta'ya götürüldü. Çatışma sırasında bacağından yaralandı; yara kalıcı sakatlığa yol açtı ve lakabı buradan geldi.
Olayın tarihi konusunda kaynaklar ayrışır. Bir kısmı yirmi bir yaşında olduğunu, bir kısmı II. Mustafa döneminde pandorbaşı iken meydana geldiğini kaydeder. Bu iki bilgi aynı yıla işaret etmediği için burada tarih verilmez.
Malta'da esir olarak tutuldu. On yedinci yüzyıl Akdeniz'inde esir düşen Osmanlı görevlileri için olağan yol, fidye ödenerek kurtarılmaktı; esir düşen kişinin rütbesi yükseldikçe istenen meblağ da büyürdü. Kaynaklar onun da fidye karşılığında serbest bırakıldığını ve bu süreçte Fransız aracılığının rol oynadığını kaydeder.
Esaret dönüşü İstanbul'a döndü ve devlet hizmetine devam etti. Bu tecrübe, sonraki kariyerinde Akdeniz'deki deniz gücü dengelerine ve Avrupa devletleriyle ilişkilere dair doğrudan bir bilgi kaynağı oldu. Esaret yıllarının uzunluğu ve ayrıntıları kaynaklarda ortak biçimde verilmez.
Askerî Kariyerinin Başlangıcı
03 / 17 · 1 dkEsaretten döndükten sonra askerî ve idarî görevlerde ilerledi. Kariyerinin bilinen ilk büyük durağı, 1711 yılındaki Prut seferidir. Bu sefer, Rusya ile yapılan savaşın Osmanlı lehine sonuçlandığı harekâttı ve katılan görevlilerin sonraki tayinlerinde belirleyici oldu.
1714 yılında Mora yönünde martolosbaşılığa getirildi. Martoloslar, Rumeli'de sınır ve dağ geçitlerinin korunmasında görevlendirilen yardımcı kuvvetlerdi; başlarındaki görevli hem askerî hem asayiş sorumluluğu taşırdı.
1715 yılında Turhala beylerbeyiliğine getirildi ve aynı yıl Mora'nın geri alınması harekâtında görev aldı. Harekât kısa sürdü ve yarımada Venedik'ten geri alındı. Doğduğu bölgenin geri alınmasına katılması, kariyerindeki en çok anılan ayrıntılardandır.
1716 yılında Mora seraskerliğine getirildi. Serasker, bir bölgedeki bütün kuvvetlerin başındaki komutandı. Bu görevde Venedik donanmasının Mora kalelerine yönelik çıkarma girişimlerini önlediği kaydedilir.
1718 yılında İnebahtı kale muhafızlığına tayin edildi. Aynı yıl Pasarofça Antlaşması imzalandı ve savaş sona erdi; Mora Osmanlı'da kaldı, buna karşılık Belgrad ve çevresi Avusturya'ya bırakıldı. Antlaşmanın ardından Bosna valiliğine getirildi.
Bu on yıllık dönem, kariyerinin sahada geçen bölümüdür. Sonraki on üç yıl boyunca imparatorluğun batı sınırındaki en önemli eyaletlerde vali olarak görev yaptı.
Mısır'a gönderilirken İspanyol korsanları tarafından esir alındı ve Malta'ya götürüldü; bacağından aldığı yara yüzünden ömrünün sonuna kadar topal kaldı. Olayın tarihi kaynaklarda farklı verilir.
Bosna, Rumeli ve Vidin Valilikleri
04 / 17 · 1 dk1718 yılında Bosna valiliğine getirildi. Bosna, imparatorluğun kuzeybatı sınırındaki en ileri eyaletti ve Avusturya ile Venedik topraklarıyla komşuydu. Pasarofça Antlaşması'ndan sonra sınır hattı yeniden çizilmiş, kalelerin ve sınır boylarının düzene sokulması gerekmişti.
1721 yılında Rumeli valiliğine getirildi. Rumeli, eyaletler arasında en kıdemlisi sayılırdı ve valisi divanda vezirlerden sonra gelen en yüksek taşra görevlisiydi. Görevin kapsamı, Tuna'nın güneyindeki bütün Balkan topraklarını içeriyordu.
1727 yılında ikinci kez Bosna valiliğine tayin edildi. Aynı eyalete iki kez tayin edilmek, on sekizinci yüzyıl Osmanlı taşra yönetiminde sık görülen bir uygulamaydı; valinin bölgeyi tanıması tercih sebebi sayılırdı.
1728 yılında Vidin valiliğine geçti. Vidin, Tuna boyundaki en güçlü kaleydi ve Avusturya sınırına yönelik harekâtlarda üs görevi görüyordu. Kalenin bakımı, garnizonun düzeni ve nehir üzerindeki geçişlerin denetimi bu görevin başlıca işleriydi.
Bu on üç yıllık valilik dönemi, imparatorluğun Avrupa sınırındaki bütün önemli eyaletlerini kapsar. Sadarete geldiğinde Balkan sınır düzenini, sınır kalelerinin durumunu ve Avusturya ile ilişkileri doğrudan tecrübeyle biliyordu. Buna karşılık doğu cephesinde daha önce görev almamıştı; kariyerinin son iki yılını geçireceği İran cephesi onun için yeni bir alandı.
Patrona Halil Ayaklanması Sonrası Dönem
05 / 17 · 1 dk1730 yılının eylül ayında İstanbul'da Patrona Halil adıyla anılan ayaklanma çıktı. Ayaklanma sonucunda III. Ahmed tahttan indirildi, yerine I. Mahmud geçti ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürüldü. Lale Devri adıyla anılan dönem bu olayla sona erdi.
Ayaklanmanın ardından başkentte fiilî yönetim bir süre ayaklanmacıların elinde kaldı. Yeni padişah ilk aylarında bu baskı altında hareket etti; ayaklanma önderleri kasım ayında saray içinde bertaraf edildi.
Ayaklanmanın etkisi başkentle sınırlı kalmadı. Taraftarları Rumeli ve batı Balkanlar'daki şehirlere yayıldı, bazı yerlerde yerel yönetimleri ele geçirmeye çalıştı. Bu yayılmanın durdurulması, bölgedeki valilerin görevi oldu. Kaynaklar, Topal Osman Paşa'nın batı Balkanlar'da bu grupların tasfiyesinde rol aldığını kaydeder.
Aynı dönemde doğuda savaş sürüyordu. İran'da Safevî yönetiminin çökmesinin ardından Osmanlı Devleti ile Rusya bölgede ilerlemiş, ancak Nâdir Han adıyla anılan komutanın yükselişiyle denge değişmişti. 1730 ile 1732 arasında Osmanlı kuvvetleri doğuda birbirini izleyen kayıplar verdi.
Başkentte istikrarın kurulması ve doğu cephesinde karar alınması, yeni padişahın önündeki iki başlıktı. Kabakulak İbrahim Paşa'nın sadareti bu tabloda sona erdi ve makam, uzun sınır tecrübesi olan Topal Osman Paşa'ya verildi.
Sadrazamlığa Getirilişi
06 / 17 · 1 dk21 Eylül 1731 tarihinde I. Mahmud tarafından sadrazamlığa getirildi. O sırada Vidin valiliğinden gelen ve altmış sekiz yaşında olan bir vezirdi.
Tayinin arkasındaki hesap, iki ihtiyacın birden karşılanmasıydı. Başkentte ayaklanma sonrası düzenin kurulması ve doğu cephesinde bir karara varılması gerekiyordu. Uzun yıllar sınır eyaletlerinde valilik yapmış, hem askerî hem idarî tecrübesi olan bir ismin bu iki işi birlikte yürütebileceği düşünüldü.
Devraldığı tablonun ilk ayağı başkentti. Patrona Halil ayaklanmasının üzerinden bir yıl geçmişti; esnaf ve ocak çevrelerindeki huzursuzluk sürüyor, fiyatlar denetim dışına çıkmış durumdaydı.
İkinci ayak hazineydi. Ayaklanma sırasında ve sonrasında yapılan harcamalar, doğu cephesindeki sefer masraflarının üzerine binmişti. Üçüncü ayak, doğu cephesinin kendisiydi: İran'da Nâdir Han'ın yükselişiyle Osmanlı kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalmıştı ve savaşın sürdürülüp sürdürülmeyeceği tartışılıyordu.
Sadareti yaklaşık altı ay sürdü. Kaynaklar süreyi altı ay iki gün olarak verir. Bu, on sekizinci yüzyıl Osmanlı sadaretleri için kısa bir süredir, ancak Patrona Halil ayaklanmasından sonraki hızlı el değiştirmeler dikkate alındığında olağan dışı değildir. Görevi, İran ile yapılan antlaşmanın doğurduğu tepkiyle sona erdi.
Rusya ile yapılan Prut seferine katıldı.
İran Savaşlarının Arka Planı
07 / 17 · 1 dkSadaretinin en ağır dosyası doğu cephesiydi ve bu cephenin geçmişi on yıl öncesine uzanıyordu. 1722 yılında Afgan kuvvetlerinin İsfahan'ı almasıyla İran'da Safevî yönetimi çöktü ve ülke fiilen dağıldı.
Bu çöküş, iki komşu devleti harekete geçirdi. Rusya kuzeyden Hazar kıyılarına, Osmanlı Devleti ise batıdan Kafkasya ve batı İran topraklarına ilerledi. 1724 yılında iki devlet arasında yapılan paylaşım anlaşmasıyla bölge ikiye ayrıldı. Osmanlı kuvvetleri Tebriz, Hemedan ve Kirmanşah gibi merkezleri aldı; Gence, Tiflis ve Dağıstan da bu dönemde Osmanlı yönetimine geçti.
Denge, Nâdir Han'ın yükselişiyle değişti. Safevî hanedanı adına hareket eden bu komutan, önce Afgan kuvvetlerini bölgeden çıkardı, ardından batıya yöneldi. 1730 yılında Osmanlı kuvvetleri karşısında art arda kazandığı başarılarla Hemedan ve Tebriz'i geri aldı.
Doğudaki bu kayıplar, İstanbul'da doğrudan siyasi sonuç doğurdu. Patrona Halil ayaklanmasının çıkış gerekçeleri arasında, İran cephesindeki geri çekilme ve sefere çıkılmaması da sayılır. Ayaklanma sonucunda III. Ahmed tahttan indirildi.
Topal Osman Paşa sadarete geldiğinde önündeki soru buydu: savaş sürdürülecek mi, yoksa eldeki durumla barış mı yapılacaktı. Hazinenin durumu ve başkentteki huzursuzluk, uzun bir sefere çıkmayı güçleştiriyordu. Bu tabloda Bağdat valisi Ahmed Paşa'nın yürüttüğü görüşmeler öne çıktı ve 1732 yılının ocak ayında bir antlaşmayla sonuçlandı.
Sadareti: Başkentte Düzen ve Fiyat Denetimi
08 / 17 · 1 dkSadaretinin ilk işi başkentte asayişi ve piyasa düzenini yeniden kurmak oldu. Patrona Halil ayaklanması, İstanbul'da hem yönetim otoritesini hem de fiyat denetimini zayıflatmıştı.
Narh uygulaması sıkılaştırıldı. Narh, temel gıda ve hammaddelerin satış fiyatlarının resmî olarak belirlenmesi düzeninin adıydı. Fiyat listeleri kadı tarafından ilan edilir, çarşı denetimi ihtisab görevlileri tarafından yapılırdı. Sadaretinde bu denetimin sıklaştırıldığı ve listeye uymayanlar hakkında hüküm verildiği kaydedilir.
Asayiş tedbirleri arasında başkente kontrolsüz gelişin sınırlanması vardı. Ayaklanmadan sonra İstanbul'a yığılan ve iş bulamayan kalabalık, huzursuzluğun sürmesindeki başlıca etkenlerdendi. Bu kişilerin geldikleri yerlere gönderilmesi, dönemin sık başvurulan uygulamasıydı.
Ocak kayıtları elden geçirildi. Ayaklanma sırasında ocak defterlerine usulsüz kayıt yapıldığı, kayıt dışı kişilere ulufe ödendiği tespit edildi. Bu kayıtların temizlenmesi hem hazineye yük azalttı hem de ocakların merkez denetimine girmesini sağladı.
Uygulamalar, sadaretinin kısalığına rağmen etkili sayıldı. Kaynaklar, göreve geldiğinde başkentte süren huzursuzluğun bu tedbirlerle önemli ölçüde giderildiğini kaydeder. Aynı sertlik, kendisinden sonra gelen Hekimoğlu Ali Paşa döneminde de sürdürüldü ve I. Mahmud'un uzun saltanatı boyunca başkentte büyük bir ayaklanma çıkmadı.
Sadareti: Humbaracı Ocağı ve Batı Usulü Eğitim
09 / 17 · 1 dkSadaretinin en uzun etkili işi, Humbaracı Ocağı ile ilgili karardır. Humbaracılar, havan topu ve el bombası kullanan teknik sınıftı; ocak eskiden beri vardı, ancak eğitimi ve teçhizatı çağın gerisinde kalmıştı.
21 Ekim 1731 tarihinde, Fransız asıllı bir subayı İstanbul'a çağırdı. Bu kişi Osmanlı hizmetine girdikten sonra Ahmed Paşa adını almış ve kaynaklarda Humbaracı Ahmed Paşa olarak anılmıştır. Avrupa ordularında uzun süre görev yapmış, sonra Osmanlı hizmetine geçmiş ve Bosna ile Gümülcine yörelerinde bulunmuştu.
Çağrının amacı, ocağın Batı usullerine göre yeniden düzenlenmesiydi. Ahmed Paşa 1732 yılında İstanbul'a geldi ve humbaracıbaşılığa getirildi.
Çalışma, Topal Osman Paşa'nın azliyle kesilmedi. Kendisinden sonra sadarete gelen Hekimoğlu Ali Paşa aynı işi sürdürdü ve genişletti: Ahmed Paşa'ya beylerbeyi rütbesi verdirdi, ocağın eğitimini ona bıraktı ve kendisinden Avrupa siyaseti hakkında düzenli raporlar istedi.
Bu adımlar, on sekizinci yüzyıl Osmanlı askerî yenileşmesinin bilinen ilk düzenli girişimi sayılır. Kalıcı bir kurumsal dönüşüm üretmedi, ancak Batı usulünde eğitilmiş bir teknik sınıfın Osmanlı ordusunda ilk kez düzenli biçimde yer almasını sağladı. Başlangıç noktası, Topal Osman Paşa'nın 1731 yılındaki çağrısıdır.
Turhala beylerbeyiliğine getirildi ve Mora'nın Venedik'ten geri alınması harekâtına katıldı.
Sadareti: İran Cephesi ve Ahmed Paşa Antlaşması
10 / 17 · 1 dkSadaretinin en tartışmalı konusu doğu cephesiydi. İran'da Safevî yönetiminin çökmesinden sonra Osmanlı Devleti batı İran ve Kafkasya'da geniş topraklar almıştı. Ancak Nâdir Han'ın yükselişiyle denge değişmiş, 1730 ile 1732 arasında Osmanlı kuvvetleri birbirini izleyen kayıplar vermişti.
Bu tabloda Bağdat valisi ve doğu serdarı Ahmed Paşa, İran tarafıyla barış görüşmelerine girdi. 10 Ocak 1732 tarihinde imzalanan antlaşma, kaynaklarda Ahmed Paşa Antlaşması adıyla anılır ve 1730 yılında başlayan savaşı sona erdirdi.
Antlaşmanın hükümleri şöyleydi: Gence, Tiflis ve Dağıstan Osmanlı Devleti'nde kaldı; Tebriz, Kirmanşah ve Hemedan İran'a bırakıldı. Böylece Kafkasya Osmanlı, batı İran ve Azerbaycan ise İran tarafında kaldı.
Antlaşma İstanbul'da tepkiyle karşılandı. Özellikle Tebriz'in geri verilmesi, savaşın kazanılmış sayıldığı bir dönemde kabul edilemez bulundu. I. Mahmud'un da hükümlerden memnun olmadığı kaydedilir.
Tepkinin sonucu, antlaşmayı yapan iki ismin de görevden alınması oldu. Bağdat valisi Ahmed Paşa görevinden alındı, sadrazam Topal Osman Paşa ise 12 Mart 1732 tarihinde azledildi. Kaynaklar azil sebepleri arasında sağlık durumunu ve İran seferinin sürdürülmesi konusundaki görüş ayrılığını da sayar. Antlaşma uzun ömürlü olmadı; savaş ertesi yıl yeniden başladı.
Azli ve Sonrasındaki Görevleri
11 / 17 · 1 dk12 Mart 1732 tarihinde sadaretten alındı. Yerine, o sırada Anadolu valisi olan Hekimoğlu Ali Paşa getirildi. Hekimoğlu Ali Paşa üç yıldan uzun süre görevde kaldı ve Humbaracı Ocağı çalışmasını sürdürdü.
Azledilen sadrazamların bir bölümü sürgüne gönderilir, bir bölümü idam edilirdi. Topal Osman Paşa için böyle olmadı; kısa süre sonra yeniden valilik görevlerine tayin edildi.
1732 yılında Trabzon valiliğine getirildi. Trabzon, Karadeniz'in doğu kıyısındaki en önemli liman ve idare merkeziydi; doğu cephesine sevk edilen kuvvetler ve ikmal buradan geçiyordu. Kaynaklarda ayrıca Tiflis valiliği de kaydedilir.
Ardından Erzurum valiliğine tayin edildi. Erzurum, İran cephesindeki bütün harekâtın ana üssüydü; doğu seferlerine çıkan orduların toplanma yeri ve ikmal merkeziydi.
1732 yılının sonlarında doğu cephesinin serdarlığına getirildi. Serdar, bir cephedeki bütün Osmanlı kuvvetlerinin başındaki komutandı ve padişah adına hareket ederdi. Bu tayin, savaşın yeniden başlaması üzerine yapıldı: Ahmed Paşa Antlaşması ortadan kalkmış, Nâdir Han Bağdat üzerine yürümüştü.
Böylece azlinden bir yıl sonra, doğu cephesinin en yüksek askerî makamına geldi. Kariyerinin en çok anılan iki muharebesi bu görev sırasında yaşandı.
Bağdat Kuşatmasının Kaldırılması
12 / 17 · 1 dk1732 yılının sonlarında Nâdir Han Bağdat'ı kuşattı. Şehir yaklaşık yedi ay kuşatma altında kaldı; içeride erzak tükenmiş, garnizon dayanma sınırına gelmişti.
Topal Osman Paşa, serdar sıfatıyla toplanan ordunun başında Bağdat'ın kurtarılması için harekete geçti. Kuvvetlerin Erzurum ve çevresinden sevk edildiği, hazırlığın aylar sürdüğü kaydedilir.
İki ordu 19 Temmuz 1733 tarihinde Dicle boyunda, Bağdat'ın kuzeyinde karşılaştı. Muharebe Türkçe kaynaklarda Ducum Muharebesi, yabancı kaynaklarda Sâmerrâ Muharebesi adıyla anılır. Kaynaklar Osmanlı ordusunun mevcudunu seksen bin, İran ordusununkini yetmiş ile seksen bin arasında verir; Osmanlı tarafının altmış kadar topu bulunuyordu.
Muharebe Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı. İran ordusu güneye çekildi ve toparlanamadı. Kaynaklar İran tarafının kaybını otuz bine yakın ölü ve yaralı olarak verir; Osmanlı kaybı da yüksekti.
Zaferin doğrudan sonucu, Bağdat üzerindeki kuşatmanın kalkması oldu. Şehir garnizonu, muharebenin sonucunu öğrenince kapılardan çıkarak kuşatma hattına saldırdı.
Bu muharebe, Nâdir Han'ın kariyerindeki tek yenilgi olarak kaydedilir. Kendisi 1736 yılında İran tahtına çıkacak ve Nâdir Şah adıyla anılacaktı; 1733 yılında henüz şah değil, Safevî hanedanı adına hareket eden bir komutandı.
Pasarofça Antlaşması imzalandı; ardından Bosna valiliğine getirildi.
Leylan Muharebesi ve Ölümü
13 / 17 · 1 dkBağdat'ın kurtarılmasından sonra ordunun önemli bir bölümü dağıtıldı. Kaynaklar, kuvvetlerin bir kısmının bölgelerine dönmesine izin verildiğini ve Topal Osman Paşa'nın yanında görece küçük bir kuvvetin kaldığını kaydeder.
Nâdir Han bu durumu öğrendi ve yeniden harekete geçti. İki ordu Kerkük yakınındaki Leylan yöresinde karşılaştı. Muharebe 24 ile 26 Ekim 1733 tarihleri arasında sürdü ve kaynaklarda Leylan Muharebesi ya da Kerkük Muharebesi adıyla anılır.
Muharebe İran ordusunun kesin üstünlüğüyle sonuçlandı. Osmanlı tarafı ağır kayıp verdi ve topçusunu kaybetti.
Topal Osman Paşa yetmiş yaşındaydı ve muharebe sırasında hasta olduğu kaydedilir. Geri çekilmeyi kabul etmedi ve savaş alanında kaldı. 26 Ekim 1733 tarihinde vuruldu ve öldü; başı, onu öldüren İranlı komutan tarafından Nâdir Han'a götürüldü.
Nâdir Han'ın karşı tarafın komutanına saygı gösterdiği ve naaşının uygun biçimde defnedilmesini emrettiği kaydedilir. Kaynakların bir kısmı naaşın Bağdat'a gönderildiğini, bir kısmı doğrudan Kerkük'te defnedildiğini yazar.
Ölüm ayı konusunda da kaynaklar tam olarak birleşmez; bir kısmı ekim, bir kısmı kasım 1733 tarihini verir. Türkçe ve yabancı kaynakların çoğunluğu 26 Ekim 1733 tarihinde birleşir. Zaferden ölümüne kadar geçen süre üç ayı bulmamıştı.
Mezarı ve Ardından
14 / 17 · 1 dkKerkük'te, İmam Kasım Camii'nin haziresindeki türbeye defnedildi. Türbe bugün de aynı yerdedir ve Kerkük'teki Osmanlı dönemi yapıları arasında sayılır. Yapının bakımsız durumu, son yıllarda basında zaman zaman konu edilmiştir.
Ölümü, doğu cephesindeki savaşın seyrini değiştirmedi. Osmanlı Devleti ile İran arasındaki savaş devam etti ve ancak 1746 yılında imzalanan antlaşmayla sona erdi. Antlaşma, iki devlet arasındaki sınırı 1639 yılında çizilen hatta geri döndürdü.
Nâdir Han, Leylan zaferinden üç yıl sonra 1736 yılında İran tahtına çıktı ve Nâdir Şah adıyla anıldı. Safevî hanedanı böylece resmen sona erdi.
Topal Osman Paşa'nın sadaretinde başlatılan Humbaracı Ocağı çalışması sürdü. Humbaracı Ahmed Paşa 1735 yılında ocağın düzenlenmesiyle görevlendirildi ve çalışma I. Mahmud döneminin sonuna kadar devam etti.
Adı, Osmanlı askerî tarihinde iki başlıkla anılır. Birincisi, Nâdir Han'ı yenilgiye uğratan tek Osmanlı komutanı olmasıdır; kaynaklar bu muharebeyi Nâdir'in kariyerindeki tek yenilgi olarak kaydeder. İkincisi, Batı usulünde eğitilecek bir teknik sınıfın kurulması için ilk adımı atan sadrazam olmasıdır.
Hakkında yapılan çalışmalarda, kariyerinin son iki yılı ile sadaret dönemi çoğu zaman ayrı ayrı ele alınır. Sadaret dönemi Osmanlı iç yönetimi ve askerî yenileşme başlığı altında, serdarlık dönemi ise Osmanlı ile İran arasındaki savaşların tarihi içinde incelenir.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
15 / 17 · 1 dkDönem kaynakları Topal Osman Paşa'yı kararlı, sert ve ayrıntıyı denetleyen bir yönetici olarak tarif eder. Uzun süren valilik yılları boyunca sınır eyaletlerinde görev yapması, kararlarını sahadaki duruma göre alan bir idareci profili doğurdu.
Yönetim anlayışının merkezinde asayiş vardı. Başkentteki sadaret döneminde fiyat denetimi, ocak kayıtlarının temizlenmesi ve kontrolsüz gelişin sınırlanması gibi tedbirler bu anlayışın uygulamalarıdır. Aynı tutum, Patrona Halil ayaklanmasının taraftarlarının Balkanlar'da tasfiyesinde de görülür.
Batı usullerine bakışı, döneminin genelinden ayrılır. Bir Avrupalı subayı ocak düzenlemesi için İstanbul'a çağırması, o tarihte alışılmış bir uygulama değildi. Malta'daki esaret yılları ile Avrupa sınırındaki uzun valilik dönemi, bu bakışın kaynağı olarak gösterilir.
Askerî tarzı hakkında en çok anılan nokta, ileri yaşına ve hastalığına rağmen orduyu bizzat yönetmesidir. Yetmiş yaşında bir serdarın cephede bulunması, on sekizinci yüzyıl Osmanlı ordusunda ender görülen bir durumdu.
Sadaretinin kısa sürmesi, kendi tercihlerinden çok İran cephesindeki gelişmelerin sonucudur. Ahmed Paşa Antlaşması onun imzasını taşımaz, ancak sadrazam olarak sorumluluğu üstlendi ve azli buna dayandırıldı.
Kişisel yaşayışı hakkında kaynaklarda ayrıntılı bilgi azdır. Geride büyük bir külliye ya da vakıf düzeni bırakmaması, kariyerinin büyük bölümünü başkent dışında geçirmesiyle açıklanır.
İstanbul'da Patrona Halil ayaklanması çıktı; III. Ahmed tahttan indirildi, I. Mahmud tahta geçti ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürüldü.
Tarihteki Yeri
16 / 17 · 1 dkTopal Osman Paşa'nın adı Osmanlı tarihinde iki ayrı başlıkla geçer: kısa süren sadareti ve bir yıl sonraki serdarlığı.
Sadareti, Patrona Halil ayaklanmasının ardından gelen geçiş döneminin parçasıdır. Bu dönemde sadaret makamı hızla el değiştirdi; İbrahim Paşa'nın öldürülmesinden Hekimoğlu Ali Paşa'nın uzun sadaretine kadar geçen bir buçuk yılda makam üç kez el değiştirmiştir. Onun sadareti bu geçişin son halkasıdır ve başkentte düzenin kurulmasıyla anılır.
Humbaracı Ocağı ile ilgili kararı, sadaretinin en uzun etkili işidir. Osmanlı ordusunda Batı usulünde eğitim düşüncesinin ilk düzenli uygulaması bu çağrıyla başladı. Çalışma Hekimoğlu Ali Paşa döneminde genişletildi; ikisi arasındaki bu süreklilik, on sekizinci yüzyıl askerî yenileşmesinin ilk evresi sayılır.
Serdarlığı ise askerî tarihte ayrı bir yer tutar. Bağdat kuşatmasını kaldıran muharebe, Osmanlı ordusunun on sekizinci yüzyıldaki en açık başarılarından biri olarak değerlendirilir. Karşısındaki komutanın sonraki yıllarda İran tahtına çıkacak ve bölgenin en güçlü askerî figürü sayılacak olması, bu başarının değerini artırır.
Üç ay sonra aynı komutan karşısında alınan yenilgi ve ölümü, kariyerinin sonudur. İki muharebe, kaynaklarda çoğu zaman birlikte anlatılır; birincisi kuvvetlerin toplu olduğu, ikincisi dağıtıldığı şartlarda yapılmıştır.
Osmanlı ile İran arasındaki savaş onun ölümüyle bitmedi. Çatışma on üç yıl daha sürdü ve 1746 yılında imzalanan antlaşmayla, sınır 1639 yılında çizilen hatta geri döndü. Bu sonuç, 1730 ile 1733 arasında verilen kayıpların ve kazanılan zaferlerin sınır bakımından bir değişiklik yaratmadığını gösterir.
Adı bugün Kerkük'teki türbesiyle ve Osmanlı askerî yenileşmesinin başlangıcına dair çalışmalarla yaşamaktadır.
Aynı Yıllarda Dünya
17 / 17 · 1 dk1700: İsveç ile Rusya arasında Büyük Kuzey Savaşı başladı.
1707: İngiltere ile İskoçya birleşti ve Büyük Britanya Krallığı kuruldu.
1709: Poltava Muharebesi'nde İsveç Rusya'ya yenildi; kuzeydeki güç dengesi Rusya lehine değişti.
1713: Utrecht Antlaşması ile İspanya Veraset Savaşı sona erdi.
1715: Fransa'da XIV. Louis öldü ve elli yılı aşan saltanatı sona erdi.
1722: Afgan kuşatması sonucunda İsfahan düştü ve İran'da Safevî yönetimi çöktü.
1725: Rusya'da I. Petro öldü.
1733: Avrupa'da Lehistan Veraset Savaşı başladı.
1736: Nâdir Han İran tahtına çıktı ve Safevî hanedanı resmen sona erdi.
Kronoloji
33 olay- 17. yüzyıl
Mora'da doğdu. Kaynakların bir kısmı doğum yılını 1664 olarak verir; ailesinin Konya'dan Mora'ya yerleşmiş olduğu kaydedilir.
Saray hizmetine girdi; bahçe ve muhafaza hizmetlerinde bulunduktan sonra pandorbaşılığa getirildi.
Mısır'a gönderilirken İspanyol korsanları tarafından esir alındı ve Malta'ya götürüldü; bacağından aldığı yara yüzünden ömrünün sonuna kadar topal kaldı. Olayın tarihi kaynaklarda farklı verilir.
Karlofça Antlaşması ile doğduğu Mora yarımadası Venedik'e bırakıldı.
- 18. yüzyıl
Rusya ile yapılan Prut seferine katıldı.
Mora yönünde martolosbaşılığa getirildi.
Turhala beylerbeyiliğine getirildi ve Mora'nın Venedik'ten geri alınması harekâtına katıldı.
Mora seraskerliğine getirildi; Venedik donanmasının Mora kalelerine yönelik girişimlerini önlediği kaydedilir.
İnebahtı kale muhafızlığına tayin edildi.
Pasarofça Antlaşması imzalandı; ardından Bosna valiliğine getirildi.
Rumeli valiliğine getirildi.
İkinci kez Bosna valiliğine tayin edildi.
Vidin valiliğine geçti.
Ayaklanma taraftarlarının batı Balkanlar'da tasfiyesinde rol aldı.
İstanbul'da Patrona Halil ayaklanması çıktı; III. Ahmed tahttan indirildi, I. Mahmud tahta geçti ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürüldü.
Başkentte narh denetimi sıkılaştırıldı, ocak kayıtları elden geçirildi ve asayiş tedbirleri artırıldı.
I. Mahmud tarafından sadrazamlığa getirildi.
Humbaracı Ocağı'nın Batı usullerine göre düzenlenmesi için, Osmanlı hizmetinde Ahmed Paşa adını almış Fransız asıllı subayı İstanbul'a çağırdı.
Humbaracı Ahmed Paşa İstanbul'a geldi ve humbaracıbaşılığa getirildi.
Trabzon valiliğine getirildi; kaynaklarda ayrıca Tiflis valiliği de kaydedilir.
Erzurum valiliğine tayin edildi; eyalet, doğu cephesindeki harekâtın ana üssüydü.
Yılın sonlarında doğu cephesinin serdarlığına getirildi.
Nâdir Han Bağdat'ı kuşattı; kuşatma yaklaşık yedi ay sürdü.
Bağdat valisi Ahmed Paşa ile İran tarafı arasında antlaşma imzalandı; Tebriz, Kirmanşah ve Hemedan İran'a bırakıldı, Gence, Tiflis ve Dağıstan Osmanlı Devleti'nde kaldı.
Sadaretten alındı; yerine Hekimoğlu Ali Paşa getirildi.
Zaferin ardından ordunun önemli bir bölümünün bölgelerine dönmesine izin verildi.
Kerkük'te İmam Kasım Camii haziresindeki türbeye defnedildi. Kaynakların bir kısmı naaşının önce Bağdat'a gönderildiğini kaydeder.
Dicle boyunda yapılan muharebede Nâdir Han'ı yendi ve Bağdat üzerindeki kuşatmayı kaldırdı. Muharebe Ducum ve Sâmerrâ adlarıyla anılır.
Kerkük yakınındaki Leylan yöresinde Nâdir Han ile ikinci karşılaşma başladı.
Leylan Muharebesi İran ordusunun üstünlüğüyle sonuçlandı; Topal Osman Paşa muharebe alanında öldü.
Humbaracı Ahmed Paşa, Humbaracı Ocağı'nın düzenlenmesiyle görevlendirildi; sadaretinde başlatılan çalışma böylece sürdürüldü.
Nâdir Han İran tahtına çıktı ve Nâdir Şah adıyla anıldı.
Osmanlı Devleti ile İran arasındaki savaş antlaşmayla sona erdi; sınır 1639 yılında çizilen hatta döndü.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 1 yılHizmet Ettiği Padişahlar
3 padişah


Savaşlar ve Seferler
5 kayıtAntlaşmalar
1 antlaşmaEserleri
3 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Topal Osman Paşa mührü 21 Eylül 1731 tarihinde I. Mahmud'dan aldı ve 12 Mart 1732 tarihinde geri verdi. Mühür aynı gün, o sırada Anadolu valisi olan Hekimoğlu Ali Paşa'ya gönderildi. Azlinden sonra idam ya da sürgün uygulanmadı; kısa süre içinde valilik görevlerine, ardından doğu cephesinin serdarlığına getirildi.
Aile Ağacı
2 kişi
Topal Osman PaşaÇağdaşları
8 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
8 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruTopal Osman Paşa hangi tarihlerde sadrazamlık yaptı?
Topal Osman Paşa nereli ve hangi kökenden gelir?
Topal Osman Paşa'nın lakabı nereden gelir?
Topal Osman Paşa sadrazam olmadan önce hangi görevlerde bulundu?
Topal Osman Paşa neden sadrazamlığa getirildi?
Topal Osman Paşa sadaretinde Humbaracı Ocağı için ne yaptı?
Ahmed Paşa Antlaşması nedir?
Topal Osman Paşa neden sadaretten alındı?
Topal Osman Paşa'dan sonra sadrazam kim oldu?
Topal Osman Paşa Bağdat'ı nasıl kurtardı?
Topal Osman Paşa nasıl öldü?
Topal Osman Paşa'nın mezarı nerededir?
Nâdir Şah ile Topal Osman Paşa kaç kez karşılaştı?
Nâdir Han 1733 yılında şah mıydı?
Topal Osman Paşa hangi eserleri bıraktı?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1584764 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026