
Koca Ragıp Paşa
قوجه راغب پاشاKoca Mehmed Râgıb Paşa·Râgıb·Damat Ragıp Paşa
Koca Ragıp Paşa, 1757-1763 yılları arasında sadrazamlık yapan, Yedi Yıl Savaşları'nda tarafsızlığı koruyan şair ve kütüphane kurucusu devlet adamıdır.
Koca Ragıp Paşa Kimdir?
15 dk okumaKoca Ragıp Paşa 1698 yılında İstanbul'da doğdu ve 8 Nisan 1763 tarihinde İstanbul'da öldü. Asıl adı Mehmed'dir; Râgıb, kalem hizmetindeyken aldığı şiir mahlasıdır. Babası defterhane kâtiplerinden Şevki Mustafa Efendi'dir. Kariyeri, on sekizinci yüzyıl Osmanlı yönetiminde kalem kökenli görevlilerin yükselişinin en belirgin örneklerinden biridir.
Devlet hizmetine kâtip olarak girdi, doğu sınırındaki savaşlarda ve sınır görüşmelerinde bulundu, 1740 yılında reisülküttaplığa getirildi. Ardından Mısır, Rakka ve Halep gibi büyük eyaletlerde valilik yaptı. 11 Ocak 1757 tarihinde sadrazamlığa getirildi ve altı yıl iki aydan uzun süren görevi ölümüyle sona erdi. Mührü önce III. Osman'dan aldı, onun ölümünden sonra III. Mustafa döneminde görevde kaldı.
Sadareti, Avrupa'da Yedi Yıl Savaşları'nın sürdüğü yıllara denk geldi. Devleti savaşın dışında tuttu, ittifak tekliflerini kabul etmedi ve ilişkileri ticaret antlaşmaları düzeyinde tuttu. Aynı dönemde hazine kayıtları düzeltildi, taşrada asayiş tedbirleri alındı, donanmaya yeni gemiler yapıldı. 1758 yılında III. Ahmed'in kızı Saliha Sultan ile evlenerek damat unvanını aldı. Şiirde Nâbî ile başlayan hikemî tarzın on sekizinci yüzyıldaki başlıca temsilcisi sayılır. Ölümünden kısa süre önce Koska semtinde yaptırdığı mektep, sebil ve kütüphaneden oluşan yapı topluluğu hizmete açıldı; kendi topladığı yazma eserleri bu kütüphaneye vakfetti ve orada gömüldü.
İstanbul'da doğdu; babası defterhane kâtiplerinden Şevki Mustafa Efendi'dir.
Doğumu, Ailesi ve Eğitimi
01 / 20 · 1 dkKoca Ragıp Paşa 1698 yılında İstanbul'da doğdu. Doğum yılı kaynakların çoğunda bu biçimde verilir; bir kısmı 1694 ile 1699 arasında bir tarih gösterir. Asıl adı Mehmed'dir.
Babası Şevki Mustafa Efendi, defterhane kâtiplerindendi. Defterhane, tımar ve toprak kayıtlarının tutulduğu daireydi ve burada çalışanlar Osmanlı bürokrasisinin kalem kökenli kadrosunu oluştururdu. Baba mesleğinin oğlun kariyerini belirlemesi, kalem hizmetinde yaygın bir durumdu.
İlk eğitimini babasından aldı. Doğu dillerine yatkınlığı erken yaşta ortaya çıktı; Farsçayı Hoca Sâlih Efendi'den okudu, hat dersini Yûsufefendizâde'den aldı. Arapça, Farsça ve Türkçe olmak üzere üç dilde şiir yazacak düzeye ulaştı.
Eğitiminin ikinci ayağı, kalem hizmetinin kendi içindeki yetiştirme düzeniydi. Genç kâtipler, dairede usta bir kâtibin yanında yazı usulünü, resmî yazışma dilini ve kayıt tekniğini öğrenirdi. Bu düzen, medrese eğitiminden farklı bir uzmanlık alanı üretiyordu.
Râgıb mahlasını, hazine kaleminde çalıştığı yıllarda aldı. Mahlas, divan şiirinde şairin kendi adı yerine kullandığı ve şiirin son beytinde andığı addır. Kaynaklarda ve sonraki edebiyat tarihlerinde bu adla anılır.
Adının başındaki Koca sıfatı, uzun süren devlet hizmeti ve sadaretteki kıdemi sebebiyle sonradan verilmiştir. Aynı sıfat, Osmanlı tarihinde uzun görev yapan başka devlet adamları için de kullanılmıştır.
Kalem Hizmetine Girişi ve İlk Görevleri
02 / 20 · 1 dkDevlet hizmetine kâtip olarak girdi. Kalem hizmeti, Osmanlı merkez teşkilatında yükselmenin üç yolundan biriydi; diğer ikisi askerî ocaklar ve ilmiye idi. On sekizinci yüzyılda kalem kökenlilerin sadarete kadar çıkması sıklaştı ve Ragıp Paşa bu değişimin en bilinen örneği oldu.
İlk görevleri malî kayıt ve muhasebe alanındaydı. Defter tutma, gelir gider kaydı ve resmî yazışma bilgisi, sonraki bütün görevlerinin dayanağı oldu.
Osmanlı Devleti ile İran arasındaki savaş yıllarında doğu cephesinde görevlendirildi. Sınır bölgesindeki ordugâhlarda kâtiplik yaptı ve fethedilen yerlerin malî düzeninin kurulmasında çalıştı. Revan'ın malî işleriyle ilgili görevi bu yıllara aittir.
Bu görevler, ona iki alanda tecrübe kazandırdı. Birincisi sefer ve ordugâh düzeniydi: ordunun ikmali, tayinat kayıtları ve masraf defterleri. İkincisi sınır bölgelerinin idaresiydi: yeni alınan yerlerde vergi düzeninin kurulması ve yerel unsurlarla ilişki.
Bağdat'ta malî görevde bulundu. Bağdat, İran sınırındaki en büyük eyaletti ve sınır siyasetinin merkezi sayılıyordu.
Kariyerinin ilk evresinde, dönemin önde gelen devlet adamlarından Hekimoğlu Ali Paşa'nın çevresinde bulundu. Osmanlı bürokrasisinde bir üst görevlinin himayesinde yetişmek, yükselmenin olağan yoluydu; bu ilişki hem eğitim hem tayin imkânı sağlardı.
Sınır Görüşmeleri ve Diplomasi Yılları
03 / 20 · 1 dkKariyerinin ikinci evresi, sınır görüşmeleriyle geçti. Osmanlı Devleti bu yıllarda iki cephede birden diplomasi yürütüyordu: doğuda İran, kuzeybatıda Rusya ve Avusturya.
İran ile yürütülen görüşmelerde görev aldı. İki devlet arasındaki mesele yalnızca sınır çizgisi değildi; mezhep konuları, esir mübadelesi ve hac yollarının güvenliği de görüşmelerin gündemindeydi. Bu müzakereleri sonradan Tahkik ve Tevfik adlı eserinde anlattı.
1736 yılında başlayan Osmanlı, Rusya ve Avusturya savaşı, kariyerindeki dönüm noktasını hazırladı. Savaşın son yılında Belgrad önlerinde yürütülen görüşmelerde bulundu. Görüşmeler 1739 yılında Belgrad Antlaşması ile sonuçlandı ve Belgrad ile çevresi Osmanlı Devleti'ne geri verildi.
Antlaşma, Karlofça'dan sonra devletin batı sınırında kazandığı en açık sonuçtu ve Fransa'nın arabuluculuğunda yapıldı. Ragıp Paşa, bu görüşmelerde kaleme aldığı yazılar ve tuttuğu kayıtlarla tanındı. Belgrad'ın alınmasını anlatan Fethiyye-i Belgrad adlı eseri bu yıllara aittir.
Diplomasi tecrübesi, sonraki sadaretindeki dış siyasetin dayanağı oldu. Avrupa devletlerinin birbiriyle ilişkilerini, ittifak sistemlerinin işleyişini ve antlaşma metinlerinin dilini yakından tanıyordu.
Bu birikim onu, savaş kararlarını askerî değil siyasî bir hesapla değerlendiren bir devlet adamı haline getirdi. Sadaretindeki tarafsızlık siyaseti, bu yılların doğrudan sonucudur.
Belgrad Antlaşması imzalandı; görüşmelerde bulundu ve Belgrad'ın alınmasını Fethiyye-i Belgrad adlı eserinde anlattı.
Reisülküttaplık
04 / 20 · 1 dk1740 yılında reisülküttaplığa getirildi. Reisülküttap, divan kaleminin başındaki görevliydi; resmî yazışmaların, antlaşma metinlerinin ve yabancı devletlerle ilişkilerin yürütülmesinden sorumluydu. Makam, on sekizinci yüzyılda dışişleri alanının merkezi haline geldi ve sonraki yüzyılda Hariciye Nezareti'ne dönüştü.
Görev, yalnızca kâtiplik değildi. Reisülküttap, yabancı elçilerle görüşür, ahidnâme ve kapitülasyon metinlerini hazırlar, sadrazama dış siyaset konusunda görüş bildirirdi. Divan toplantılarının kayıtları da bu kalemde tutulurdu.
Aynı yıl Fransa ile kapitülasyonlar yenilendi. 1740 tarihli ahidnâme, önceki metinleri birleştiren ve genişleten kapsamlı bir belgeydi. Bu ahidnâme, sonraki yüzyılda Osmanlı ticaret düzeninin tartışılan konularından biri oldu.
Reisülküttaplık, Ragıp Paşa'nın merkez teşkilatındaki konumunu belirledi. Resmî yazışmalarını topladığı Münşeât adlı derleme, bu dönemin ve sonraki görevlerinin belgelerini içerir.
Makamın gerektirdiği dil bilgisi ve yazı ustalığı, onun şairliğiyle birleşti. Osmanlı bürokrasisinde iyi yazı yazmak, teknik bir beceri olduğu kadar itibar kaynağıydı; antlaşma ve mektup metinlerinin edebî düzeyi devletin ağırlığının göstergesi sayılırdı.
Bu görevin ardından taşra valiliklerine geçti. Merkezdeki kalem kariyerinden vezirlik rütbesine ve eyalet yönetimine geçiş, sadarete uzanan yolun olağan basamağıydı.
Mısır Valiliği
05 / 20 · 1 dkReisülküttaplıktan sonra Mısır valiliğine getirildi. Kaynakların bir kısmı tayin yılını 1743, bir kısmı 1744 olarak verir. Görevi 1748 yılına kadar sürdü.
Mısır, imparatorluğun en gelirli eyaletiydi. Yıllık olarak merkeze gönderilen irsaliye, hazinenin düzenli gelir kalemlerinden biriydi. Eyalet aynı zamanda Hicaz'ın iaşesini sağlıyor ve hac yolunun güvenliğinden sorumlu tutuluyordu.
Mısır'ın yönetimi, diğer eyaletlerden farklı bir yapıya sahipti. Vali, merkezden gönderilen ocak kuvvetleri ve yerel beyler arasındaki dengeyi gözetmek zorundaydı. Bu yapı, valilerin görev sürelerini kısaltan ve otoritesini sınırlayan bir çerçeve oluşturuyordu.
Görevi sırasında malî kayıt düzenine ve gelirlerin toplanmasına ağırlık verdi. Kalem kökenli bir vali olarak, eyalet muhasebesini yakından denetleyebiliyordu.
Mısır valiliği aynı zamanda kitap toplama faaliyetinin genişlediği dönemdir. Kahire, İslam dünyasının en zengin yazma eser merkezlerinden biriydi. Görev yaptığı yerlerde yazma eser toplaması, sonraki kütüphanesinin çekirdeğini oluşturdu.
Görevden ayrılışı, yerel kuvvetlerle yaşanan anlaşmazlıkla ilişkilendirilir. Mısır'da valilerin yerel ocakların baskısıyla görevden çekilmesi, on sekizinci yüzyılda sık görülen bir durumdu.
Mısır'daki dört yıl, ona büyük bir eyaletin malî ve idarî yönetimi konusunda doğrudan tecrübe kazandırdı.
Rakka, Halep ve Sadaret Öncesi Son Görevleri
06 / 20 · 1 dkMısır'dan ayrıldıktan sonra Anadolu ve Suriye'deki eyaletlerde görev yaptı. Kaynakların tamamında ortak olan iki görev, Rakka ve Halep valilikleridir. Bunların yanında Aydın ve Sayda valilikleri de kaynakların bir kısmında geçer.
Rakka, Fırat boyunda kurulmuş, aşiret nüfusunun yoğun olduğu bir eyaletti. Valiliğin başlıca meselesi, konar göçer toplulukların iskânı ve yolların güvenliğiydi. Osmanlı yönetimi bu bölgede on yedinci yüzyıldan beri iskân siyaseti yürütüyordu.
Halep, Anadolu ile Suriye ve Irak arasındaki ticaret yollarının kavşağındaydı. Şehir, Avrupa tüccarının konsolosluk bulundurduğu sayılı Osmanlı merkezlerinden biriydi ve eyalet, gelir bakımından Mısır'dan sonra gelen eyaletler arasındaydı.
Bu görevlerde kazandığı tecrübe, taşra idaresinin üç temel sorununu kapsıyordu: aşiret ilişkileri, vergi tahsili ve yol güvenliği. Sadaretinde taşra asayişine verdiği önem, bu yılların sonucu olarak değerlendirilir.
Valilik yaptığı her yerde yazma eser topladı. Bu koleksiyon, İstanbul'a döndüğünde kurduğu kütüphanenin temelini oluşturdu.
Sadaret öncesi son yılları, devletin merkezindeki hızlı sadrazam değişikliklerine denk gelir. I. Mahmud'un 1754 yılındaki ölümünden sonra tahta çıkan III. Osman'ın kısa saltanatında sadaret makamı birkaç kez el değiştirdi. Bu istikrarsızlık, uzun tecrübeli bir isim arayışını gündeme getirdi.
Reisülküttaplığa getirildi; aynı yıl Fransa ile kapitülasyon ahidnâmesi yenilendi.
Sadrazamlığa Getirilişi
07 / 20 · 1 dkSadaret mührü 11 Ocak 1757 tarihinde kendisine verildi. Tayin, III. Osman'ın saltanatının son aylarında yapıldı. Kaynakların bir kısmı tayin tarihini 12 Ocak 1757 olarak verir.
Devraldığı tablo, savaş halinde olmayan ama malî ve idarî sorunları biriken bir devletti. Osmanlı Devleti 1739 yılındaki Belgrad Antlaşması'ndan beri büyük bir savaşa girmemişti. Bu on sekiz yıllık barış dönemi, hazineye nefes aldırmış, buna karşılık ordunun sefer düzenini gevşetmişti.
İstanbul'da art arda çıkan büyük yangınlar, sadaretinin ilk gündem maddelerinden biriydi. Yangınların ardından yeniden inşa, iaşe ve fiyat denetimi tedbirleri alındı.
30 Ekim 1757 tarihinde III. Osman öldü ve yerine III. Mustafa tahta çıktı. Sadrazam görevinde kaldı; yeni padişahla kurduğu ilişki, sadaretinin geri kalan beş buçuk yılının çerçevesini belirledi.
III. Mustafa, devletin askerî ve malî durumunu düzeltmeyi hedefleyen bir padişahtı. Sadrazamıyla arasındaki uyum, dönemin kaynaklarında ayrıca kaydedilmiştir; padişahın onun ölümü üzerine mersiye yazdığı belirtilir.
Görev süresi altı yıl iki ay yirmi sekiz gündür ve ölümüyle sona ermiştir. On sekizinci yüzyılın ortasında, sadrazamların ortalama görev süresinin bir iki yılı geçmediği bir dönemde bu süre olağan dışıdır.
Sadareti: Maliye
08 / 20 · 1 dkSadaretinin en çok anılan yönü malî düzenlemelerdir. Kalem ve defterdarlık kökenli olması, hazine kayıtlarını doğrudan denetleyebilmesini sağladı.
Gelir kalemlerinin kaydı elden geçirildi, tahsilat düzeni sıkılaştırıldı ve masraf kalemlerinde kısıntıya gidildi. Saray ve merkez teşkilatı harcamalarında denetim getirildi.
Kaynaklar, bu dönemde hazine gelirlerinin giderleri aştığını kaydeder. Osmanlı maliyesinde uzun süredir görülmeyen bu durum, sadaretinin en sık vurgulanan sonucudur. Denk bütçe, on sekizinci yüzyıl Osmanlı maliyesinde istisnaî bir tablodur.
Malî düzelmenin iki dayanağı vardı. Birincisi savaşsızlıktı: sefer masrafı olmayan bir devletin gideri, savaş halindeki bir devletin giderinin çok altında kalır. İkincisi, tahsilat ve kayıt düzenindeki sıkılaştırmaydı.
Bu düzelme, aynı zamanda dış siyasetin dayanağı oldu. Hazinenin toparlanması, ittifak tekliflerine karşı direnç gösterebilmenin ve savaş dışında kalabilmenin maddi karşılığıydı.
Malî tedbirlerin taşradaki karşılığı, vergi toplama düzeninin denetlenmesiydi. Mukataa ve iltizam uygulamalarında kayıt dışılığın azaltılması hedeflendi.
Hazinedeki toparlanma uzun ömürlü olmadı. Ölümünden altı yıl sonra başlayan Rusya savaşı, biriken kaynağı kısa sürede tüketti ve devlet yeniden ağır bir malî tabloyla karşılaştı.
Sadareti: Ordu ve Donanma
09 / 20 · 1 dkSavaş dışında kalma siyaseti, orduyu ihmal etme anlamına gelmedi. Sadareti boyunca kapıkulu ocaklarının talim düzenine ve mevcut kayıtlarına ağırlık verildi.
Ocak defterlerindeki kayıt dışılık, on sekizinci yüzyıl Osmanlı ordusunun temel sorunuydu. Ulufe defterlerinde bulunmayan kişiler adına ödeme yapılması hem hazineyi zorluyor hem de fiilî asker sayısını belirsizleştiriyordu. Yoklama uygulamalarıyla bu kayıtların düzeltilmesine çalışıldı.
Donanmada yeni savaş gemileri inşa edildi. Tersane-i Âmire'deki yapım faaliyeti, savaşsız dönemin sağladığı imkânla sürdürüldü. Donanma, aynı yıllarda Akdeniz'deki ticaret yollarının güvenliğinden ve Kuzey Afrika ocaklarıyla ilişkilerden sorumluydu.
Sınır kalelerinin bakımı ve tahkimatı ele alındı. Tuna boyundaki ve Karadeniz kıyısındaki kaleler, kuzeyden gelebilecek bir tehdide karşı devletin ilk savunma hattıydı.
Ordunun bu yıllardaki durumu, sonraki savaşta test edildi. 1768 yılında başlayan Rusya savaşı, alınan tedbirlerin yetersiz kaldığını gösterdi. Bu sonuç, sonraki tarih yazımında dönemin askerî hazırlığının değerlendirilmesinde ölçü olarak kullanılır.
Aynı dönemde askerî mühendislik alanında ilk adımlar atılmaya başlanmıştı. Hendesehane çalışmaları ve topçuluk alanındaki düzenlemeler, III. Mustafa döneminde hız kazandı; bu çalışmaların önemli bölümü Ragıp Paşa'nın ölümünden sonraki yıllara aittir.
Mısır valiliğine getirildi; kaynakların bir kısmı tayin yılını 1744 olarak verir.
Sadareti: Asayiş ve Merkez Teşkilatı
10 / 20 · 1 dkTaşrada asayişin sağlanması, sadaretinin iç siyasetteki ana başlığıdır. On sekizinci yüzyıl ortasında Anadolu ve Rumeli'de eşkıya hareketleri, yol kesme olayları ve ayan çekişmeleri artmıştı.
Alınan tedbirler, valilere verilen kesin talimatlar ve yolların güvenliğine yönelik düzenlemeler üzerinden yürütüldü. Merkezin taşra üzerindeki denetimi, kayıt ve yazışma düzeniyle sıkılaştırıldı.
İstanbul'da iaşe ve fiyat denetimi öncelikli konuydu. Başkentin tahıl ve et ikmali, deniz yoluyla gelen sevkiyata bağlıydı. Narh uygulamasının sıkı tutulması ve un ile ekmek fiyatlarının denetlenmesi, şehirdeki huzursuzluğu önlemenin başlıca aracıydı.
Büyük yangınların ardından yeniden inşa çalışmaları yürütüldü. İstanbul'un ahşap yapılı mahalleleri, yüzyıl boyunca tekrarlanan yangınlarda büyük hasar görüyordu.
Merkez teşkilatında, saray içindeki nüfuz alanlarının sınırlanmasına yönelik düzenlemeler yapıldı. Kaynaklar, darüssaade ağalığının devlet işlerindeki ağırlığının bu dönemde belirgin biçimde azaldığını kaydeder. Bu makam, harem teşkilatının başında bulunmasının yanında Haremeyn vakıflarının yönetiminden de sorumluydu ve bu yolla geniş bir malî alanı denetliyordu.
Bu düzenlemeler, sadaret makamının yetkisini merkeze toplama yönündeydi. Sadrazamın uzun süre görevde kalabilmesi, saray içindeki dengelerin bu yönde kurulmasıyla mümkün oldu.
Dış Siyaset ve Yedi Yıl Savaşları
11 / 20 · 1 dkSadareti, Avrupa'da Yedi Yıl Savaşları'nın sürdüğü yıllara denk geldi. 1756 yılında başlayan savaşta Prusya ve İngiltere bir tarafta, Avusturya, Fransa ve Rusya diğer tarafta yer aldı. Savaş, Avrupa'nın yanı sıra Kuzey Amerika ve Hindistan'daki sömürge alanlarına da yayıldı.
Osmanlı Devleti savaşın dışında kaldı. Bu tercih, Ragıp Paşa'nın dış siyasetinin belirleyici özelliğidir ve kaynaklarda tutarlı biçimde onun kararı olarak anlatılır.
Tarafsızlığın gerekçeleri malî ve askerîydi. Devlet 1739 yılından beri savaşmamıştı, hazine yeni toparlanıyordu ve ordunun sefer düzeni uzun süredir sınanmamıştı. Bir Avrupa savaşına girmek, kuzeyde Rusya ile aynı anda cephe açmak anlamına gelebilirdi.
Savaşan tarafların hepsi Osmanlı Devleti'nin desteğini aradı. Prusya, Rusya ve Avusturya'ya karşı bir ittifak istedi. Avusturya ve Fransa ise devletin tarafsız kalmasını sağlamaya çalıştı. İstanbul'daki elçilik faaliyeti bu yıllarda yoğunlaştı.
Ragıp Paşa ittifak tekliflerinin hiçbirini kabul etmedi. İlişkileri ticaret ve dostluk düzeyinde tuttu, askerî taahhüt içeren metinlere girmedi.
Kırım ve Lehistan yönündeki gelişmeler yakından izlendi. Rusya'nın Lehistan üzerindeki ağırlığı artıyordu; bu gelişme sonraki yıllarda savaşın sebebi oldu. Ragıp Paşa döneminde bu konuda diplomatik yol tercih edildi ve sınırda çatışmadan kaçınıldı.
Prusya ile Antlaşma
12 / 20 · 1 dkPrusya, Yedi Yıl Savaşları sırasında Osmanlı Devleti ile doğrudan ilişki kurmaya çalışan tarafların başında geliyordu. Prusya kralı II. Friedrich, Avusturya ve Rusya'ya karşı bir Osmanlı ittifakı arıyordu.
İstanbul'a gönderilen Prusya temsilcisi, ittifak teklifini birkaç kez gündeme getirdi. Teklif, Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesi karşılığında askerî ve malî destek öngörüyordu.
Ragıp Paşa ittifak teklifini kabul etmedi. Buna karşılık iki devlet arasında ticaret ve seyrüsefer ilişkisini düzenleyen bir metin hazırlanmasına izin verdi. Sekiz maddelik dostluk ve ticaret antlaşması 1761 yılında kabul edildi ve III. Mustafa tarafından ahidnâme olarak onaylandı.
Metin, karşılıklı yardım ya da sınır güvencesi içermiyordu. Prusya tüccarına, diğer devletlerin tüccarlarına tanınan kolaylıkların aynısını sağlıyordu. Antlaşma, iki devlet arasında yapılan ilk antlaşmadır.
Bu tercih, tarafsızlık siyasetinin somut ifadesidir: ilişki kurulmuş, ancak taahhüt altına girilmemiştir. Antlaşmanın imzalandığı yıl, Yedi Yıl Savaşları'nın son safhasına denk gelir.
Savaş 1763 yılında Paris ve Hubertusburg antlaşmalarıyla sona erdi. Osmanlı Devleti, yedi yıl süren ve Avrupa'nın büyük devletlerinin tamamını kapsayan bu savaşa girmeden dönemi kapattı. Prusya ile kurulan ilişki ise sonraki yüzyıllarda gelişen bir hattın başlangıcı oldu.
Avrupa'da Yedi Yıl Savaşları başladı; Osmanlı Devleti savaşın dışında kaldı.
Saliha Sultan ile Evliliği
13 / 20 · 1 dk1758 yılında III. Ahmed'in kızı ve III. Mustafa'nın kız kardeşi Saliha Sultan ile evlendi. Bu evlilikle damat unvanını aldı.
Hanedan kızlarıyla evlilik, Osmanlı yönetim düzeninde siyasî bir kurumdu. Padişah kızları ve kız kardeşleri, devletin üst kademesindeki paşalarla evlendirilirdi. Damat unvanı, sadrazamın padişahla arasındaki bağı hem güçlendirir hem görünür kılardı.
Bu evlilik, sadrazamın konumunu sağlamlaştırdı. Sadaretinin uzun sürmesinde, padişahla kurulan bu bağın payı kaynaklarda ayrıca belirtilir.
Kaynaklar, bunun üçüncü evliliği olduğunu ve önceki evliliklerinden çocukları bulunduğunu kaydeder. Bu bilgi ayrıntılı biçimde belgelenmiş değildir ve çocuklarının adları kayıtlarda yer almaz.
Saliha Sultan, kocasının ölümünden sonra da uzun yıllar yaşadı. Hanedan kızlarının kocalarının ölümünden sonra yeniden evlendirilmesi, dönemin uygulamaları arasındaydı.
Evlilik, aynı zamanda saray ile Bâbıâli arasındaki ilişkinin bu dönemdeki niteliğini gösterir. III. Mustafa devlet işlerinde sadrazamına geniş alan tanıdı; kararların önemli bölümü Bâbıâli'de alındı ve padişahın onayıyla yürürlüğe girdi. Bu düzen, sadrazamın ölümüyle sona erdi ve sonraki yıllarda sadaret makamı yeniden sık el değiştirmeye başladı.
Şairliği ve Hikemî Tarz
14 / 20 · 1 dkRagıp Paşa, on sekizinci yüzyıl divan şiirinin başlıca isimlerinden biridir. Şiirde hikemî tarzın, yani düşünce ve hikmet ağırlıklı söyleyişin temsilcisi sayılır. Bu tarzın kurucusu Nâbî'dir; Ragıp Paşa onu izleyen ve kendi söyleyişini kuran şair olarak değerlendirilir.
Hikemî tarzın belirgin özelliği, şiirin bir düşünceyi özlü biçimde söylemesidir. Aşk ve tabiat konularının yerini, insan davranışı, ahlak, dünyanın işleyişi ve tecrübeden çıkan hüküm alır.
Bu tarzın en görünür sonucu, tek başına ayakta duran mısralardır. Divan şiirinde bu tür mısralara berceste denir. Ragıp Paşa'nın berceste mısraları, halk arasında atasözü gibi dolaşıma girdi ve şairin adı bu mısralarla anıldı.
Şiirlerinde Türkçenin yanında Arapça ve Farsça da kullandı. Üç dilde şiir yazabilmesi, kalem hizmetinde aldığı eğitimin sonucudur.
Döneminin edebiyat çevresiyle yakın ilişki kurdu. Şairleri, âlimleri ve mutasavvıfları himaye etti; konağı, dönemin edebî toplantılarının yapıldığı yerlerden biri oldu. Şair Haşmet ve Fıtnat Hanım gibi isimler aynı çevrede anılır.
Edebiyat tarihlerinde adı, yüzyılın diğer büyük şairleri Nedim ve Şeyh Galib ile birlikte geçer. Devlet adamlığıyla şairliğini aynı düzeyde sürdürmesi, Osmanlı tarihinde sık rastlanan bir durum değildir.
Eserleri
15 / 20 · 1 dkEn bilinen eseri Dîvân'ıdır. Şiirlerinin toplandığı bu eser, ölümünden sonra basıldı ve on dokuzuncu yüzyılda iki kez yayımlandı. Divan, hikemî tarzın en çok okunan örnekleri arasındadır.
Sefînetü'r-Râgıb, Arapça kaleme aldığı derleme niteliğinde bir eserdir. Dinî, edebî ve felsefî konularda topladığı metinlerden oluşur ve döneminin ilim birikimini gösteren kaynaklar arasında sayılır.
Münşeât, resmî yazışmalarının derlemesidir. Reisülküttaplığı ve valilikleri sırasında yazdığı mektuplar, ahidnâme müsveddeleri ve raporlar bu derlemede toplanmıştır. Osmanlı diplomasi tarihi için birinci elden kaynak sayılır.
Tahkik ve Tevfik, Osmanlı Devleti ile İran arasındaki görüşmeleri anlatır. Eser, iki devlet arasındaki müzakerelerin seyrini ve tarafların ileri sürdüğü şartları kaydeder.
Fethiyye-i Belgrad, 1739 yılında Belgrad'ın alınmasını anlatan eserdir. Görüşmelerde bizzat bulunmuş bir kalem sahibinin kaydı olması bakımından değerlidir.
Bunların yanında tercümeleri ve çeşitli mecmualarda dağınık hâlde bulunan yazıları vardır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, daha önce bilinmeyen derlemelerinin de bulunduğu ortaya konmuştur.
Eserlerinin ortak özelliği, edebî yazı ile resmî yazının aynı kalemde birleşmesidir. Osmanlı bürokrasisinde bu birleşim, kalem kökenli devlet adamlarının belirgin özelliğiydi.
Sadrazamlığa getirildi; kaynakların bir kısmı tayin tarihini 12 Ocak 1757 olarak verir.
Râgıb Paşa Kütüphanesi ve Külliyesi
16 / 20 · 1 dkÖlümünden bir yıl kadar önce, İstanbul'da Koska semtinde bir yapı topluluğunun inşasına başladı. Topluluk mektep, sebil, çeşme ve kütüphaneden oluşuyordu. Yapılar 1763 yılının şubat ve mart aylarına denk gelen ayda tamamlanarak hizmete açıldı.
Kütüphane, çocukluğundan beri topladığı yazma eserlerle kuruldu. Görev yaptığı Mısır, Rakka ve Halep gibi merkezlerde topladığı kitaplar bu koleksiyonun temelini oluşturur. Kuruluşunda binden fazla yazma eser bulunduğu kaydedilir.
Vakfiyesi, kütüphanenin işleyişini ayrıntılı biçimde düzenledi. Görevlilerin yakında oturması, haftanın altı günü hizmet verilmesi ve kitapların korunmasıyla ilgili şartlar bu belgede yazılıdır. Vakfiyedeki ayrıntı düzeyi, dönemin kütüphane kurma anlayışının gelişmişliğini gösterir.
Kütüphane, müstakil bina olarak yapılmış Osmanlı kütüphanelerinin en bilinen örneklerindendir. Kubbeli okuma salonu, kitapların saklandığı bölüm ve çevresindeki avlu düzeni ile mimarlık tarihinde ayrıca ele alınır.
Osmanlı döneminde kütüphanenin iki basılı katalogu hazırlandı. Cumhuriyet döneminde bazı küçük koleksiyonlar Süleymaniye Kütüphanesi'ne aktarıldı.
Yapı topluluğu, İstanbul'a gelen yabancı seyyahların da dikkatini çekti ve seyahatnamelerde anlatıldı. Kütüphane bugün de aynı adla anılmakta ve yazma eser koleksiyonuyla araştırmacılara hizmet vermektedir.
Ölümü
17 / 20 · 1 dk8 Nisan 1763 tarihinde İstanbul'da öldü. Görevi başındayken ölmesi sebebiyle sadareti azille değil ölümle sona erdi; bu, on sekizinci yüzyıl Osmanlı sadrazamları arasında sık rastlanan bir sonuç değildir.
Öldüğünde altmış beş yaşına yakındı. Sadaret süresi altı yıl iki ay yirmi sekiz gündür.
Kendi yaptırdığı yapı topluluğunun içindeki türbeye defnedildi. Türbe, Koska semtinde kütüphanenin yanındadır. Kütüphanenin açılışından yalnızca birkaç hafta sonra ölmesi, kaynaklarda ayrıca kaydedilmiştir.
III. Mustafa'nın onun ölümü üzerine mersiye yazdığı belirtilir. Padişahın sadrazamı için şiir yazması, iki isim arasındaki ilişkinin niteliğini gösteren bir ayrıntı olarak aktarılır.
Ölümünden sonra sadaret makamı yeniden sık el değiştirmeye başladı. Onun döneminde kurulan denge, uzun süreli bir kurumsal düzene dönüşmedi.
Devletin dış siyasetindeki yön de değişti. 1768 yılında Rusya ile savaş başladı ve altı yıl sürdü. Savaş, 1774 yılında Küçük Kaynarca Antlaşması ile sona erdi ve Karadeniz'in kuzeyindeki denge Rusya lehine değişti. Ragıp Paşa'nın izlediği savaş dışında kalma siyaseti, ölümünden sonra sürdürülemedi ve bu karşıtlık, sonraki tarih yazımında dönemin değerlendirilmesinde sık kullanılan bir ölçü oldu.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
18 / 20 · 1 dkKaynaklar onu, kayıt ve belge üzerinden yöneten, kararlarını yazıya bağlayan bir devlet adamı olarak tarif eder. Kalem kökeni, yönetim anlayışının merkezindedir: hazine defterlerini, tahsilat kayıtlarını ve yazışma düzenini bizzat denetlediği kaydedilir.
Dış siyasette temkinli bir çizgi izledi. Savaş kararını son çare sayması ve ittifak tekliflerine mesafe koyması, döneminin en belirgin siyasî tercihidir. Bu tercihte, Belgrad görüşmelerinde edindiği diplomasi tecrübesinin payı büyüktür.
Himaye ilişkilerini önemsedi. Kendisi Hekimoğlu Ali Paşa'nın çevresinde yetişti, sadaretinde de şair, âlim ve kâtiplerden oluşan bir çevre kurdu. Konağındaki toplantılar, dönemin edebî ve ilmî hayatının merkezlerinden biriydi.
Kitap toplama alışkanlığı, kariyerinin her aşamasında sürdü. Bu ilgi, kişisel bir merakın ötesinde, kurduğu kütüphaneyle kalıcı bir kuruma dönüştü.
Şiirinin dili ile yönetim anlayışı arasında paralellik kurulur. Hikemî tarzın tecrübeye ve ölçülü davranışa yaptığı vurgu, dış siyasetteki temkinli çizgiyle birlikte değerlendirilir.
Adının başındaki Koca sıfatı, uzun ve kesintisiz hizmetinin karşılığıdır. Aynı sıfat, on sekizinci yüzyıl kaynaklarında ona hem devlet adamlığı hem şairliği bakımından atfedilir.
III. Osman öldü, yerine III. Mustafa tahta çıktı; sadaret görevi devam etti.
Mirası ve Tarihteki Yeri
19 / 20 · 1 dkKoca Ragıp Paşa'nın tarihteki yeri iki alanda birden tanımlanır. Devlet adamı olarak, savaş dışında kalma siyasetini altı yıl boyunca sürdürmesi ve hazineyi toparlaması ile anılır. Şair olarak, hikemî tarzın on sekizinci yüzyıldaki başlıca temsilcisi sayılır.
Sadareti, on sekizinci yüzyıl Osmanlı tarihinde iki savaş dönemi arasında kalan durgunluk evresinin son bölümüdür. 1739 yılındaki Belgrad Antlaşması ile 1768 yılında başlayan Rusya savaşı arasındaki yirmi dokuz yıllık barış döneminin en uzun sadareti onundur.
Bu dönem, sonraki tarih yazımında farklı biçimlerde değerlendirilmiştir. Kaynakların bir kısmı savaş dışında kalmayı devlete zaman kazandıran bir tercih olarak görür; bir kısmı ise kazanılan zamanın askerî yapıyı yenilemek için yeterince kullanılmadığını belirtir.
Kalem kökenli devlet adamlarının yükselişi, onun kariyeriyle simgeleşir. On sekizinci yüzyılda sadaret makamına gelenler arasında bürokrasiden yetişenlerin oranı arttı ve bu değişim, sonraki yüzyıldaki idarî yapının hazırlığı sayıldı.
En kalıcı eseri kütüphanesidir. Koska'daki yapı topluluğu, iki buçuk asırdır aynı işlevle ayakta durmakta ve kurucusunun adını taşımaktadır.
Berceste mısraları, adını edebiyat çevrelerinin dışına taşıdı. Şiirlerinden bazı dizeler, şairi bilinmeden atasözü gibi kullanılmaya devam etmektedir.
Aynı Yıllarda Dünya
20 / 20 · 1 dk1740: Avusturya Veraset Savaşı başladı; Prusya, Silezya'yı ele geçirerek Avrupa'nın büyük devletleri arasına girdi.
1748: Aachen Antlaşması ile Avusturya Veraset Savaşı sona erdi.
1755: Lizbon'da büyük deprem oldu; şehir yıkıldı ve olay Avrupa düşünce hayatında geniş yankı buldu.
1756: Yedi Yıl Savaşları başladı; Avrupa'nın büyük devletleri iki blok halinde karşı karşıya geldi.
1757: Plassey Muharebesi ile İngiltere'nin Bengal'deki hâkimiyeti kuruldu.
1760: III. George İngiltere tahtına çıktı.
1762: Rusya'da II. Katerina tahta çıktı.
1763: Paris ve Hubertusburg antlaşmalarıyla Yedi Yıl Savaşları sona erdi.
Kronoloji
27 olay- 17. yüzyıl
İstanbul'da doğdu; babası defterhane kâtiplerinden Şevki Mustafa Efendi'dir.
- 18. yüzyıl
Osmanlı Devleti ile İran arasındaki savaş yıllarında doğu cephesinde kâtiplik göreviyle bulundu.
İstanbul'daki ayaklanma ile III. Ahmed tahttan indirildi, yerine I. Mahmud geçti.
Osmanlı Devleti, Rusya ve Avusturya ile savaşa girdi; savaş üç yıl sürdü.
Belgrad Antlaşması imzalandı; görüşmelerde bulundu ve Belgrad'ın alınmasını Fethiyye-i Belgrad adlı eserinde anlattı.
Reisülküttaplığa getirildi; aynı yıl Fransa ile kapitülasyon ahidnâmesi yenilendi.
Mısır valiliğine getirildi; kaynakların bir kısmı tayin yılını 1744 olarak verir.
Mısır valiliğinden ayrıldı; ardından Rakka ve Halep valiliklerinde bulundu.
I. Mahmud öldü, yerine III. Osman tahta çıktı.
Avrupa'da Yedi Yıl Savaşları başladı; Osmanlı Devleti savaşın dışında kaldı.
İstanbul'da çıkan büyük yangınların ardından yeniden inşa ve iaşe tedbirleri alındı.
Sadrazamlığa getirildi; kaynakların bir kısmı tayin tarihini 12 Ocak 1757 olarak verir.
III. Osman öldü, yerine III. Mustafa tahta çıktı; sadaret görevi devam etti.
III. Ahmed'in kızı Saliha Sultan ile evlendi ve damat unvanını aldı.
Hazine kayıtlarının düzeltilmesi ve tahsilat düzeninin sıkılaştırılması çalışmaları sürdürüldü.
III. Mustafa'nın yaptırdığı Laleli Camii'nin inşasına başlandı.
Prusya ile sekiz maddelik dostluk ve ticaret antlaşması kabul edildi ve ahidnâme olarak onaylandı.
Prusya'nın ileri sürdüğü askerî ittifak teklifi kabul edilmedi; ilişki ticaret düzeyinde tutuldu.
Koska semtinde mektep, sebil, çeşme ve kütüphaneden oluşan yapı topluluğunun inşasına başlandı.
Donanmaya yeni savaş gemileri yapıldı ve sınır kalelerinin bakımı sürdürüldü.
Koska'daki kendi yapı topluluğunun içindeki türbeye defnedildi.
Paris ve Hubertusburg antlaşmalarıyla Yedi Yıl Savaşları sona erdi.
Râgıb Paşa Kütüphanesi ve yanındaki yapılar tamamlanarak hizmete açıldı; topladığı yazma eserler buraya vakfedildi.
İstanbul'da öldü; sadareti azille değil ölümle sona erdi.
Ölümünden beş yıl sonra Rusya ile savaş başladı; savaş dışında kalma dönemi sona erdi.
Küçük Kaynarca Antlaşması ile savaş sona erdi ve Karadeniz'in kuzeyindeki denge değişti.
- 19. yüzyıl
Dîvân'ı basıldı; ikinci baskısı 1859 yılında yapıldı.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 6 yılHizmet Ettiği Padişahlar
3 padişahAntlaşmalar
2 antlaşmaEserleri
8 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlığın alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Koca Ragıp Paşa mührü 11 Ocak 1757 tarihinde III. Osman'dan aldı ve 8 Nisan 1763 tarihindeki ölümüne kadar elinde tuttu. Arada padişah değişti; III. Osman'ın 30 Ekim 1757 tarihinde ölümü üzerine tahta çıkan III. Mustafa mührü geri almadı ve sadrazam görevinde kaldı. Altı yıl iki ay yirmi sekiz gün süren bu görev, dönemin en uzun sadaretidir.
Aile Ağacı
3 kişi
Koca Ragıp PaşaSözleri
Eğer maksûd eserse mısra'-ı berceste kâfîdir
Dîvân; beytin tamamı "Eğer maksûd eserse mısra'-ı berceste kâfîdir / Aceb hayretdeyim ben sedd-i İskender husûsunda" biçimindedirŞecâat arz ederken merd-i Kıbtî sirkatin söyler
Dîvân; beytin ilk mısraı "Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun" biçimindedirTurfe dükkân-ı hikemdir bu kühen tâk-ı felek / Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı
DîvânRâgıb müdâhaneyle riyâdır zamânede / Dünyâyı sanma cevr ü sitemdir harâb eden
Dîvân; beyitte şairin Râgıb mahlası geçerÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
7 maddeYanlış Bilinenler
7 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruKoca Ragıp Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Koca Ragıp Paşa nereli ve ailesi kimdir?
Koca Ragıp Paşa'nın adındaki Koca sıfatı nereden gelir?
Koca Ragıp Paşa sadrazamlıktan önce hangi görevlerde bulundu?
Reisülküttaplık nedir?
Koca Ragıp Paşa Yedi Yıl Savaşları'nda ne yaptı?
Prusya ile yapılan antlaşma neyi kapsıyordu?
Koca Ragıp Paşa döneminde maliye nasıl bir tablo gösterdi?
Koca Ragıp Paşa kiminle evlendi?
Koca Ragıp Paşa neden şair olarak da anılır?
Koca Ragıp Paşa'nın eserleri nelerdir?
Râgıb Paşa Kütüphanesi nerededir ve ne zaman kuruldu?
Koca Ragıp Paşa ne zaman ve nerede öldü?
Koca Ragıp Paşa'nın ölümünden sonra ne oldu?
Hikemî tarz ne demektir?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1584321 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026


