
İpşir Mustafa Paşa
ايپشير مصطفى پاشاİbşir Mustafa Paşa·İpşir Paşa·Abaza İpşir Mustafa Paşa
İpşir Mustafa Paşa, 1654-1655 yıllarında IV. Mehmed'in sadrazamlığını yapan, Anadolu'da kuvvet toplayan paşalardan olup sadarette idam edilen veziriazamdır.
İpşir Mustafa Paşa Kimdir?
14 dk okumaİpşir Mustafa Paşa, Abaza asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır. Kaynaklarda doğum yılı 1607 olarak verilir. Gençliğini, Erzurum beylerbeyi iken merkeze karşı ayaklanan dayısı Abaza Mehmed Paşa'nın yanında geçirdi. Dayısının 1634 yılındaki idamının ardından saray hizmetine alındı ve IV. Murad döneminde büyük mirahurluğa kadar yükseldi.
Anadolu, Rumeli ve Arap eyaletlerinde uzun bir valilik kariyeri geçirdi. Budin, Silistre, Rumeli, Maraş, Musul, Van, Karaman, Konya, Şam ve Halep görevleri kaynaklarda kayıtlıdır. 1647 yılında Sivas valiliğine ve Anadolu'daki hareketleri bastırmakla görevli serdarlığa getirildi; bu görevde Varvar Ali Paşa'yı ele geçirerek 20 Mayıs 1648 tarihinde idam ettirdi.
Sonraki yıllarda kendisi de merkezle arası açılan paşalar arasında sayıldı. Halep valiliği sırasında İslah-ı Âlem adıyla anılan bir düzenleme metni hazırlattı ve komşu eyaletlerin valilerini toplanmaya çağırdı. Anadolu'da yeni bir ayaklanma çıkmasını önlemek isteyen saray çevresi, 28 Ekim 1654 tarihinde sadaret mührünü Halep'e gönderdi.
İstanbul'a gelmesi aylar sürdü. Yol boyunca merkezle pazarlık yürüttü, I. Ahmed'in kızı Ayşe Sultan ile evlendirildi ve 25 Şubat 1655 tarihinde Üsküdar'a ulaştı. Sadareti altı ay on dört gün sürdü. 11 Mayıs 1655 tarihinde Topkapı Sarayı'ndaki meşveret toplantısında mührü geri verdi ve aynı gün, Atmeydanı'nda toplanan sipahilerin isteği üzerine idam edildi.
Doğdu. Ailesi Kafkasya kökenlidir ve kaynaklarda Abaza asıllı olarak anılır.
Doğumu ve Kökeni
01 / 17 · 1 dkİpşir Mustafa Paşa'nın doğum yılı kaynaklarda 1607 olarak verilir. Ailesi Kafkasya kökenlidir; Türkçe ve yabancı kaynaklarda Abaza asıllı olarak anılır.
Adı kaynaklarda iki biçimde geçer. Bir kısmı İpşir, bir kısmı İbşir yazımını kullanır; ikisi de aynı kişiyi gösterir. Bu ikilik, on yedinci yüzyıl belgelerindeki yazım farklarından gelir ve bugünkü kaynaklara da yansımıştır.
Doğum yeri kesin olarak bilinmez. Kaynaklar ailesinin Kafkasya'dan geldiğini kaydeder, ancak bir yerleşim adı vermez. Bu, dönemin Abaza kökenli devlet adamlarında sık görülen bir durumdur: kayıtlar kişinin kariyerinin başladığı noktadan itibaren tutulur, öncesine dair bilgi kaydedilmez.
On yedinci yüzyılın ilk yarısında Osmanlı devlet kademelerinde Abaza, Gürcü ve Çerkes kökenli görevlilerin sayısı belirgin biçimde artmıştı. Bu görevliler çoğunlukla birbirini tanıyor, aynı çevrelerde yetişiyor ve kariyerlerinde birbirini destekliyordu. İpşir Mustafa Paşa'nın yükselişi de bu ağın içinde gerçekleşti.
En önemli akrabası dayısı Abaza Mehmed Paşa'dır. Abaza Mehmed Paşa, 1622 yılında Genç Osman'ın öldürülmesinin ardından Erzurum beylerbeyi olarak merkeze karşı harekete geçmiş ve yıllarca doğu Anadolu'da kendi kuvvetiyle hareket etmişti. İpşir Mustafa Paşa gençliğini bu ortamda geçirdi; sonraki kariyerinde hem merkez hem taşra tarafını tanıyan bir isim olarak öne çıkmasının sebebi budur.
Abaza Mehmed Paşa'nın Yanındaki Yılları
02 / 17 · 1 dkAbaza Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinin en uzun süren taşra hareketlerinden birinin adıdır. Erzurum beylerbeyi olarak 1622 yılında harekete geçti ve altı yıl boyunca doğu Anadolu'da kendi kuvvetiyle hareket etti. Hareket 1628 yılında bastırıldı; Abaza Mehmed Paşa affedildi ve devlet hizmetine geri alındı.
Affın ardından Bosna beylerbeyiliğine gönderildi. Ancak IV. Murad döneminde yeniden şüphe altında kaldı ve 1634 yılında idam edildi. İpşir Mustafa Paşa'nın gençlik yılları bu sürecin içinde geçti.
Bu dönem, kariyerinin sonraki bütün aşamalarını belirledi. Merkezin taşradaki kuvvet sahiplerine bakışını, bir paşanın kendi maiyetini nasıl kurduğunu ve af ile idam arasındaki mesafenin ne kadar kısa olduğunu doğrudan gördü. Sadaretine kadar geçen yıllarda hem bu tecrübeyle hareket ettiği hem de aynı şüpheyi kendi üzerine çektiği kaynaklarda ortak biçimde belirtilir.
Dayısının idamından sonra saray hizmetine alındı. Kaynaklar bu geçişte Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın himayesinin etkili olduğunu kaydeder. Kemankeş Kara Mustafa Paşa, sonraki yıllarda uzun süre sadrazamlık yapacak ve 1644 yılında idam edilecekti.
Böylece İpşir Mustafa Paşa, kariyerinin ilk yıllarında hem ayaklanan bir paşanın maiyetinde hem de merkezin en üst kademesinde bulunmuş oldu. Bu ikili konum, sadarete çağrılmasının da temel sebebidir.
Saray Hizmeti ve Yükselişi
03 / 17 · 1 dkSaray hizmetine alındıktan sonra hızla yükseldi. IV. Murad'ın 1635 yılında yönettiği Revan seferine ve 1638 yılındaki Bağdat seferine katıldı. Her iki sefer de padişahın bizzat bulunduğu harekâtlardı; katılan görevlilerin sonraki kariyerlerinde belirleyici oldu.
1639 yılında büyük mirahurluğa getirildi. Mirahur, padişahın atlarından ve saray ahırlarından sorumlu görevliydi; büyük mirahur, saray dışı hizmetlerin en kıdemli makamlarından biriydi ve buradan doğrudan beylerbeyiliğe geçilirdi.
Bu görevin ardından taşra hizmetine geçti. Kaynaklarda Budin, Silistre, Rumeli, Maraş, Musul, Van, Karaman ve Konya valilikleri kayıtlıdır. Görevler kısa sürdü; on yedinci yüzyıl ortasında valilik süreleri çoğunlukla bir iki yılı geçmiyordu.
Konya valiliğinin yaklaşık sekiz ay sürdüğü ve bu görev sırasında halktan gelen şikâyetlerin arttığı kaydedilir. Benzer şikâyetler başka valilikleri için de kayıtlıdır. Dönemin taşra yönetiminde valinin kendi maiyetini beslemek için topladığı olağanüstü vergiler bu şikâyetlerin başlıca sebebiydi.
Bu yılların sonunda İpşir Mustafa Paşa, imparatorluğun hem Rumeli hem Anadolu hem de Arap eyaletlerinde görev yapmış, kendi kuvvetini kurmuş ve merkezde tanınan bir vezir haline gelmişti. Sonraki on yıl boyunca adı, Anadolu'daki dengelerin kurulmasında sürekli anılan isimler arasında yer aldı.
Dayısı Abaza Mehmed Paşa, Erzurum beylerbeyi olarak merkeze karşı harekete geçti; gençlik yılları bu ortamda geçti.
Varvar Ali Paşa Olayı
04 / 17 · 1 dk1647 yılında Sivas valiliğine ve Anadolu'daki hareketleri bastırmakla görevli serdarlığa getirildi. O sırada iki ayrı hareket sürüyordu: Hamideli yöresinde Haydaroğlu Mehmed, Sivas yöresinde ise o eyaletin valisi Varvar Ali Paşa.
Varvar Ali Paşa 1645 yılında Bosna, ertesi yıl Sivas beylerbeyiliğine getirilmişti. Merkeze karşı harekete geçmesinin sebebi kaynaklarda farklı anlatılır. Bir kısmı Bâbıâli'nin istediği paranın gönderilmemesini, bir kısmı saraya kadın gönderilmesi talebinin reddedilmesini öne çıkarır; talebin kime yönelik olduğu konusunda da kaynaklar ayrışır. Ortak olan, merkezden gelen bir talebin reddedilmesiyle başladığıdır.
İpşir Mustafa Paşa önce Hamideli üzerine yürüdü ve Haydaroğlu Mehmed'i yendi. Ardından Varvar Ali Paşa'nın üzerine gitti.
Kaynaklar, ona harekete katılacağı izlenimi vererek yaklaştığını ve bu yolla ele geçirdiğini kaydeder. Varvar Ali Paşa 20 Mayıs 1648 tarihinde idam edildi ve başı İstanbul'a gönderildi. Olay, dönemin kaynaklarında ayrıntılı biçimde anlatılır ve iki paşanın önceden yakın oldukları belirtilir.
Bu harekât, İpşir Mustafa Paşa'yı merkez nezdinde Anadolu'da düzeni sağlayabilecek isimlerin başına yerleştirdi. Aynı olay, sonraki yıllarda taşradaki paşaların ona duyduğu güvensizliğin de kaynağı sayıldı.
Şam ve Halep Valiliği
05 / 17 · 1 dk1649 yılında Şam eyaleti valiliğine getirildi. Şam, hac yolunun güvenliğinden sorumlu eyaletti ve valisi aynı zamanda hac kafilesinin yönetiminden sorumluydu. Bölgede Dürzî emirleriyle ilişkiler ve dağ yörelerindeki vergi düzeni, valiliğin başlıca meseleleriydi.
1651 yılında Halep beylerbeyiliğine tayin edildi ve 1652 yılında şehre gelerek göreve başladı. Halep, imparatorluğun en büyük ticaret merkezlerinden biriydi; İran ipeğinin batıya aktığı yol buradan geçiyor, şehirde Avrupa devletlerinin konsoloslukları ve tüccar kolonileri bulunuyordu.
Halep'te öne çıkan ilk uygulaması, şehirdeki yeniçeri ve sipahi grupları arasındaki çekişmeyi durdurmak oldu. Kaynaklar, şehir ileri gelenlerine yemin ettirerek iki taraf arasında uzlaşma sağladığını kaydeder. Bu çekişme Halep'te yıllardır sürüyor ve şehrin asayişini doğrudan etkiliyordu.
Halk arasında fukara babası adıyla anıldığı kaydedilir. Bu niteleme dönem kaynaklarında geçer ve valiliğinin ilk döneminde şehirde gördüğü kabulü gösterir.
Halep valiliği aynı zamanda merkezle arasındaki mesafenin arttığı dönemdir. Kendi kuvvetini büyüttü, çevresine Anadolu'daki paşaları topladı ve komşu eyaletlerin valileriyle doğrudan yazışmaya başladı. Merkez bu gelişmeleri yakından izliyordu; sadarete çağrılmasının sebebi de bu tabloydu.
İslah-ı Âlem Beyannamesi
06 / 17 · 1 dkHalep valiliği sırasında, dönemin yönetim düzenine dair bir düzenleme metni hazırlattı. Metin kaynaklarda İslah-ı Âlem adıyla anılır; kelime karşılığı düzenin ıslahıdır.
Metinde yer alan başlıca maddeler kaynaklarda şöyle sıralanır: rüşvet ve hediye alınmasının kaldırılması, ehil olmayan kişiye görev verilmemesi, vali ve kadıların süresi dolmadan görevden alınmaması, sikkenin ayarıyla oynanmaması ve işlerin hukuk kurallarına göre yürütülmesi.
Bu maddeler dönemin şikâyetlerinin doğrudan karşılığıdır. Rüşvetle tayin, kısa süreli valilikler ve sikke ayarının düşürülmesi, on yedinci yüzyıl ortasındaki Osmanlı yönetiminde en sık dile getirilen üç sorundu. Aynı yıllarda İstanbul'da bir sadrazamın sikke uygulaması yüzünden düşmesi, üçüncü maddenin ne kadar güncel olduğunu gösterir.
İpşir Mustafa Paşa metni yalnızca kendi eyaletinde uygulamakla yetinmedi. Bağdat, Diyarbekir, Erzurum, Sivas ve Karaman gibi eyaletlerin valilerine mektuplar göndererek 1652 yılının baharında Maraş suyu başında toplanmaya çağırdı. Çağrı, düzenin ıslahı için ortak hareket edilmesi gerekçesine dayanıyordu.
Merkez bu çağrıyı, valilerin kendi aralarında bir ittifak kurma girişimi olarak değerlendirdi. Metnin içeriği ile çağrının biçimi arasındaki bu gerilim, kaynaklarda İpşir Mustafa Paşa'nın konumunu tanımlayan temel çelişki olarak anlatılır.
Abaza Mehmed Paşa idam edildi; İpşir Mustafa Paşa saray hizmetine alındı.
Sadrazamlığa Çağrılması
07 / 17 · 1 dk1654 yılının sonbaharında sadrazam Koca Derviş Mehmed Paşa hastalandı ve görevini sürdüremez hale geldi. Makam boşalırken saray çevresinin önündeki en büyük mesele, Anadolu'da yeni bir ayaklanma çıkma ihtimaliydi.
Bu ihtimalin merkezinde İpşir Mustafa Paşa vardı. Halep'te büyüyen kuvveti, komşu eyalet valilerine gönderdiği çağrılar ve çevresinde toplanan paşalar, merkezde yakından izleniyordu. Onu karşıya almak yerine sadaret makamına getirmek, hem hareketin önünü kesecek hem de Anadolu'daki kuvveti devletin emrine sokacaktı.
28 Ekim 1654 tarihinde sadrazamlığa tayin edildi ve mühr-i hümayun Halep'e gönderildi. Kaynaklar tayinde Mercan Ağa ile şeyhülislâm Ebûsaid Mehmed Efendi'nin desteğinin belirleyici olduğunu kaydeder.
Tayin, sadaret makamının o dönemdeki durumunu gösteren bir örnektir. Makam, başkentteki güçlü bir hizbin adamına değil, taşrada kuvvet toplamış bir valiye teklif ediliyordu. Amaç yönetimi güçlendirmek değil, doğabilecek bir ayaklanmayı önlemekti.
İpşir Mustafa Paşa teklifi kabul etti, ancak hemen yola çıkmadı. Kendisinden önce sadaret makamına gelen pek çok paşanın nasıl idam edildiğini biliyordu ve can güvenliği konusunda güvence arıyordu. İstanbul'a varması dört aydan uzun sürdü; bu süre boyunca merkezle yazışmalar ve pazarlıklar devam etti.
Halep'ten İstanbul'a Yolculuk
08 / 17 · 1 dk1654 yılının aralık ayının başında Halep'ten ayrıldı. Yanında yalnız kendi maiyeti yoktu; Anadolu'da kuvvet toplayan paşalardan Abaza Hasan Paşa da onunla birlikte hareket ediyordu. Bu birliktelik, İstanbul'daki çevrelerin endişesini artıran gelişmelerden biri oldu.
Yolculuk aylar sürdü. Bu süre boyunca merkezle yazışma devam etti; İpşir Mustafa Paşa can güvenliğine dair güvence istedi, saray çevresi de onu başkente çekmek için adım attı.
En önemli adım evlilik oldu. I. Ahmed'in kızı Ayşe Sultan ile evlendirildi. Hanedan kızıyla evlenen devlet adamına damat denirdi ve bu bağ, kişinin hanedanın koruması altında sayılmasını sağlardı. Ayşe Sultan daha önce birden çok kez evlenip dul kalmıştı; on yedinci yüzyılda hanedan kızlarının eşi ölen ya da idam edilen paşaların ardından yeniden evlendirilmesi olağan bir uygulamaydı.
Güvenceyi taşıyan kişi olarak Reyhan Ağa'nın gönderildiği ve onun ikna etmesiyle yola devam ettiği kaydedilir.
Hereke, Gebze ve Tuzla üzerinden ilerleyerek 25 Şubat 1655 tarihinde Üsküdar'a ulaştı. Boğaz'ı geçmedi; eşi Ayşe Sultan'ın Üsküdar'daki sarayına yerleşti. Sadarete tayininin üzerinden dört ay geçmişti ve bu süre boyunca devlet işleri başkentte kaymakam tarafından yürütülmüştü.
Üsküdar'da Geçen Aylar
09 / 17 · 1 dkİpşir Mustafa Paşa Üsküdar'a yerleştikten sonra hemen İstanbul'a geçmedi. Boğaz'ın karşı yakasında kalması, hem kendi güvenliği hem de yanındaki kuvvetin başkent içine sokulmaması bakımından tercih edilen bir durumdu.
Bu aylarda konumu tartışma konusuydu. Kaynaklar, başkentteki bazı çevrelerin sadaretten alınması için girişimde bulunduğunu, ancak kaptanıderya Kara Murad Paşa'nın araya girmesiyle görevde tutulduğunu kaydeder. Bu ayrıntı, sonraki gelişmeler bakımından önemlidir: aynı Kara Murad Paşa, birkaç ay sonra onun düşüşünde rol oynayacak ve yerine sadrazam olacaktı.
Sadaret işlerini yürütmeye başladıktan sonra geniş bir tayin ve azil dalgası yaşandı. Devlet kademelerinde kendi güvendiği isimleri görevlendirdi, karşı çıkanları uzaklaştırdı. Bir bölümü hakkında idam hükmü verildi ve uygulandı.
Bu uygulamalar, başkentteki dengeleri hızla aleyhine çevirdi. Sadaret makamına getirilmesini sağlayan çevreler de dahil olmak üzere, İstanbul'daki hemen bütün gruplar kısa sürede karşısında yer aldı. Kaynaklar, kendisine destek verebilecek çevreleri kısa sürede yabancılaştırdığı konusunda birleşir.
Sadaretinin toplam süresi altı ay on dört gündür. Bu sürenin dört ayı yoldadır; fiilen başkentte geçen süre iki buçuk aydır. Osmanlı sadaret tarihinde, görev süresinin büyük bölümünü makamın bulunduğu şehre ulaşmadan geçiren nadir örneklerden biridir.
Büyük mirahurluğa getirildi; buradan taşra hizmetine geçti.
Devraldığı Tablo: Girit Savaşı ve Hazine
10 / 17 · 1 dkSadarete geldiğinde devlet dokuz yıldır Venedik ile savaş halindeydi. 1645 yılında Girit'e yapılan çıkarmayla başlayan savaşta Hanya ve Resmo alınmış, ancak Kandiye Kalesi direnmeye devam etmişti. Adadaki ordunun ayakta kalması deniz yoluyla gönderilen ikmale bağlıydı ve Venedik donanması Ege'deki üstünlüğünü koruyordu.
Hazine ağır durumdaydı. Savaşın dokuz yıllık masrafı sefer harcamalarını sürekli kılmış, taşradan gelen vergi ise düzensiz hale gelmişti. Kapıkulu ocaklarına ödenen ulufe, bütçenin taşıyamayacağı büyüklükteydi ve ödemeler sık sık gecikiyordu.
Bir önceki dönemde bu açığı kapatmak için iki yol denenmişti. Melek Ahmed Paşa'nın sadaretinde sikkenin gümüş oranı düşürülmüş, uygulama 1651 yılında esnaf ayaklanmasıyla sonuçlanmıştı. Tarhuncu Ahmed Paşa ise gelir ve gideri karşılıklı gösteren bir bütçe lâyihası hazırlatmış, aldığı tedbirler yüzünden 1653 yılında azledildiği gün öldürülmüştü.
Anadolu'da asayiş bozuktu. Sefere çağrılan ve zamanında ödeme alamayan kuvvetler kendi başına hareket eden gruplara dönüşüyor, taşradaki paşalar kendi maiyetlerini büyütüyordu. İpşir Mustafa Paşa'nın sadarete çağrılmasının sebebi de bu tabloydu.
Başkentte ocaklar arasındaki çekişme sürüyordu. Yeniçeri ve sipahi ileri gelenleri, sadaret tayinlerinde belirleyici olacak kadar güçlenmişti. Devraldığı tablonun dört ayağı buydu: bitmeyen bir deniz savaşı, açık veren hazine, dağınık bir taşra ve tayinlere karışan ocaklar. Kendisinden önceki üç sadrazam da aynı tabloyla karşılaşmış ve hiçbiri bir yılı tamamlayamamıştı.
Ocakların Tepkisi ve 8 Mayıs 1655
11 / 17 · 1 dk1655 yılının mayıs ayına gelindiğinde İpşir Mustafa Paşa'nın başkentte dayanağı kalmamıştı. Yeniçeri ve sipahi ocaklarının ileri gelenleri, ona karşı ortak hareket etme kararı aldı.
8 Mayıs 1655 tarihinde ocaklar harekete geçti. Kaynaklar bu hareketin arkasında Kara Murad Paşa ile Kürt Mehmed Ağa'nın bulunduğunu kaydeder. Ocak ileri gelenleri IV. Mehmed'e haber göndererek sadrazamın, kethüdasının ve şeyhülislâmın kendilerine teslim edilmesini istedi.
Ayaklanma sırasında şeyhülislâm Ebûsaid Mehmed Efendi'nin konağı yağmalandı. Ebûsaid Mehmed Efendi, altı ay önce İpşir Mustafa Paşa'nın sadarete getirilmesini destekleyen isimlerdendi; talebin ona da yönelmesi, tayini destekleyen çevrenin de tasfiye edilmek istendiğini gösterir.
İpşir Mustafa Paşa'nın sarayı yağmalandı. Kendisi Topkapı Sarayı'na sığındı. Bu üç gün boyunca başkentte fiilî yönetim, Atmeydanı'nda toplanan sipahilerin elindeydi.
Ocakların isteklerinin karşılanması, dönemin merkezî yönetiminin ne kadar zayıf olduğunu gösterir. Aynı zayıflık bir yıl sonra, 1656 yılının mart ayında Çınar Vak'ası adıyla anılan ayaklanmayla daha ağır biçimde ortaya çıkacak ve ancak Köprülü Mehmed Paşa'nın şarta bağlı sadaretiyle giderilecekti.
Azli ve İdamı
12 / 17 · 1 dk11 Mayıs 1655 tarihinde Topkapı Sarayı'nda devlet ileri gelenlerinin katıldığı bir meşveret toplantısı yapıldı. Meşveret, önemli kararların divan dışında geniş katılımla görüşüldüğü toplantıydı.
Toplantıda devlet ricâlinden hiç kimse sadrazamın lehinde söz almadı. Bunun üzerine İpşir Mustafa Paşa sadaret mührünü padişaha teslim etti ve görevi sona erdi. Sadareti altı ay on dört gün sürmüştü.
Azil, olayın sonu olmadı. Atmeydanı'nda toplanmış bulunan sipahilerin isteği üzerine aynı gün idam edildi. Sadaretten alınan bir veziriazamın aynı gün öldürülmesi, on yedinci yüzyıl ortasında birden çok kez görülen bir uygulamadır; iki yıl önce Tarhuncu Ahmed Paşa da mührün geri alındığı gün öldürülmüştü.
Yerine kaptanıderya Kara Murad Paşa sadrazamlığa getirildi. Kara Murad Paşa'nın bu ikinci sadareti de kısa sürdü ve aynı yılın ağustos ayında sona erdi.
Cesedi Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın camisi çevresine gömüldü. Mezar yeri, yirminci yüzyılın ortasında yürütülen imar çalışmaları sırasında ortadan kalktı. Kaynaklar bu kaybı, dönemin devlet adamlarına ait pek çok mezarın başına gelen ortak akıbet olarak kaydeder.
İdamı, kariyerinin başında dayısının uğradığı sonun tekrarı olarak değerlendirilir. Her ikisi de merkeze karşı kuvvet toplamış, sonra affedilip göreve alınmış ve sonunda idam edilmiştir.
Sivas valiliğine ve Anadolu'daki hareketleri bastırmakla görevli serdarlığa getirildi.
Ayşe Sultan ile Evliliği ve Ailesi
13 / 17 · 1 dkİpşir Mustafa Paşa, I. Ahmed'in kızı Ayşe Sultan ile evlendirildi. Nikâh, sadaret tayininden sonra ve İstanbul'a varmasından önce yapıldı; amacı, sadrazamı hanedana bağlayarak başkente gelmesini sağlamaktı.
Ayşe Sultan, hanedanın on yedinci yüzyıldaki en çok evlendirilen kızlarındandır. Kendisinden önceki eşlerinin bir bölümü görevde ölmüş, bir bölümü idam edilmişti. Bu durum dönemin yapısını gösterir: hanedan kızları, üst düzey devlet adamlarını saraya bağlamak için kullanılan bağın taşıyıcısıydı ve eşleri öldüğünde yeniden evlendiriliyordu.
Üsküdar'daki saray Ayşe Sultan'a aitti. İpşir Mustafa Paşa 25 Şubat 1655 tarihinde bu saraya yerleşti ve sadaretinin fiilî döneminin büyük bölümünü burada geçirdi.
Evlilik, ona umduğu korumayı sağlamadı. Damatlık bağı bir önceki kuşakta bazı paşaları azilden sonra korumuştu; İpşir Mustafa Paşa örneğinde ocakların baskısı bu bağın önüne geçti ve idam kararı uygulandı.
Anne ve babasının adı kaynaklarda geçmez. Bilinen tek yakın akrabası dayısı Abaza Mehmed Paşa'dır. Çocukları hakkında kaynaklarda ortak bir kayıt bulunmaz; bu sebeple aile bilgisi eş ve dayı ile sınırlı kalır.
Eserleri ve Vakıfları
14 / 17 · 1 dkHalep valiliği sırasında şehrin kuzey kenarındaki Cüdeyde semtinde büyük bir yapı topluluğu kurdurdu. Külliye 1653 ile 1654 yılları arasında inşa edildi ve bir mescit, bir han, boyahane, kahvehane, sebil ve dükkânlardan oluşuyordu.
Semtin konumu bu yatırımı özel kılar. Cüdeyde, Halep'in surlar dışındaki hristiyan mahallesiydi ve şehir merkeziyle bağlantısı zayıftı. Külliye, semtin düzenli biçimde gelişmesini sağladı ve merkez ile kuzey varoşları arasında bağlantı kurdu. Bölge sonraki yüzyıllarda şehrin varlıklı kesiminin oturduğu semtlerden biri haline geldi.
Yapı topluluğundaki kahvehane ayrıca anılır. On yedinci yüzyılda kahvehane, Osmanlı şehirlerinde yeni yaygınlaşan bir yapı türüydü ve bir külliyenin parçası olarak yapılması sık rastlanan bir uygulama değildi.
Kilis'te adını taşıyan bir kastel bulunur. Kastel, kaynak suyunu toplayıp dağıtan ve çevresinde çeşme ile yıkanma yerleri bulunan yapı türünün adıdır. Kitabesine göre 1654 yılında yaptırılmıştır ve Osmanlı dönemi kastel mimarisinin örnekleri arasında sayılır. Kilis'te ayrıca adını taşıyan bir cadde ve mahalle vardır.
Bu yapılar, sadaretinden önceki valilik yıllarının ürünüdür. Sadareti altı ay sürdüğü ve bu sürenin dört ayı yolda geçtiği için, başkentte kendi adına yaptırdığı bir yapı bulunmaz.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
15 / 17 · 1 dkDönem kaynakları İpşir Mustafa Paşa'yı dürüst fakat sert, kararını verdikten sonra geri dönmeyen bir yönetici olarak tarif eder. Okuma yazma bilmediği kaydedilir; on yedinci yüzyılda askerî yoldan yetişen paşalar arasında bu durum ender değildi.
Yönetim anlayışının merkezinde düzenin bozulduğu tespiti vardı. Halep'te hazırlattığı İslah-ı Âlem metni bu tespitin yazılı halidir: rüşvet, ehliyetsiz tayin, kısa süreli valilik ve sikke ayarının bozulması, hem metnin hem de dönemin şikâyet listesinin başında gelir.
Buna karşılık kullandığı yöntem, merkezî yönetimin kabul edebileceği türden değildi. Komşu eyaletlerin valilerini kendi çağrısıyla toplantıya çağırmak, padişah emri olmadan yapılan bir işti ve merkez tarafından ittifak girişimi sayıldı. Kaynaklarda hakkında kullanılan zorbalık nitelemesi bu davranış biçimine dayanır.
Sadaretindeki uygulamaları da aynı sertlikteydi. Geniş bir tayin ve azil dalgası yürüttü, karşı çıkanlar hakkında idam hükümleri verdirdi. Bu uygulamalar, henüz başkentte dayanak kurmadan yapıldığı için sonuç vermedi.
Karşılaştırma çoğu zaman Köprülü Mehmed Paşa ile yapılır. İki paşa da aynı yıllarda benzer sorunları aynı sertlikte ele aldı; fark, Köprülü Mehmed Paşa'nın göreve gelirken yetkilerini şarta bağlaması ve saray desteğini sürekli kılabilmesidir. İpşir Mustafa Paşa'da bu iki unsur da yoktu.
Sivas valisi Varvar Ali Paşa'yı ele geçirerek idam ettirdi ve başını İstanbul'a gönderdi.
Tarihteki Yeri
16 / 17 · 1 dkİpşir Mustafa Paşa'nın sadareti, Osmanlı merkezî yönetiminin 1648 ile 1656 arasındaki en zayıf döneminin ortasına düşer. Bu sekiz yılda sadaret makamı yaklaşık on kez el değiştirdi; sadrazamların bir bölümü azledildikleri gün öldürüldü.
Onun örneği bu dönemin yapısını iki bakımdan gösterir. Birincisi, merkez artık taşradaki kuvvet sahiplerini bastırmak yerine makam vererek etkisiz kılmayı deniyordu. Sadarete çağrılmasının sebebi yönetim tecrübesi değil, Anadolu'da toplayabileceği kuvvetti.
İkincisi, sadaret makamının kendi başına bir güç kaynağı olmaktan çıkmış olmasıdır. Mühür elinde olduğu halde başkentteki ocaklara karşı hiçbir dayanağı kalmadı ve üç gün içinde makamını da hayatını da kaybetti.
Anadolu'daki kuvvet sahipleri meselesi onun ölümüyle çözülmedi. Yanında İstanbul'a gelen Abaza Hasan Paşa, üç yıl sonra 1658 yılında Anadolu'da büyük bir ayaklanma başlattı ve hareket ancak 1659 yılının şubat ayında Halep'te sona erdi.
Halep valiliği yıllarındaki hareketleri, sonraki sadrazamların hafızasında kaldı. Köprülü Mehmed Paşa'nın Karaman valiliği sırasında uğraştığı paşalar arasında İpşir Mustafa Paşa da anılır; sadaretindeki en büyük iç meselenin hazırlığı bu yılların tecrübesine bağlanır.
Bugün adı en çok Halep'teki külliyesi ve Kilis'teki kastel ile yaşamaktadır. Kilis'te ayrıca bir cadde ve bir mahalle onun adını taşır. Osmanlı tarih yazımında ise, taşradan gelen bir paşanın sadaret makamına çıkışının ve orada tutunamayışının en açık örneği olarak incelenir. Sadaretinden bir yıl sonra Köprülü Mehmed Paşa'nın yetkilerini şarta bağlayarak göreve gelmesi, aynı sorunun bambaşka bir yöntemle çözülmesi anlamına geldi ve sadaret makamının yeniden güçlenmesini sağladı.
Aynı Yıllarda Dünya
17 / 17 · 1 dk1635: Fransa, Otuz Yıl Savaşları'na doğrudan girdi ve savaş Avrupa'nın büyük bölümüne yayıldı.
1642: İngiltere'de kral ile parlamento arasındaki iç savaş başladı.
1644: Çin'de Ming hanedanı yıkıldı, Mançu kökenli Qing hanedanı Pekin'de yönetimi aldı.
1648: Vestfalya Antlaşması ile Otuz Yıl Savaşları sona erdi.
1649: İngiltere'de Kral I. Charles idam edildi ve cumhuriyet ilan edildi.
1652: İngiltere ile Hollanda arasında deniz ticareti yüzünden ilk savaş başladı.
1653: Hindistan'da Agra yakınındaki Taç Mahal'in yapımı tamamlandı.
1654: Ukrayna Kazakları Rusya'ya bağlandı; Doğu Avrupa'da güç dengesi Rusya lehine değişti.
1655: İsveç'in Lehistan'a saldırmasıyla kuzeyde uzun süren bir savaş dönemi başladı.
Kronoloji
33 olay- 17. yüzyıl
Doğdu. Ailesi Kafkasya kökenlidir ve kaynaklarda Abaza asıllı olarak anılır.
Dayısı Abaza Mehmed Paşa, Erzurum beylerbeyi olarak merkeze karşı harekete geçti; gençlik yılları bu ortamda geçti.
Abaza Mehmed Paşa'nın hareketi bastırıldı ve kendisi affedilerek devlet hizmetine alındı.
Abaza Mehmed Paşa idam edildi; İpşir Mustafa Paşa saray hizmetine alındı.
IV. Murad'ın yönettiği Revan seferine katıldı.
IV. Murad'ın yönettiği Bağdat seferine katıldı.
Büyük mirahurluğa getirildi; buradan taşra hizmetine geçti.
Budin, Silistre, Rumeli, Maraş, Musul, Van, Karaman ve Konya valiliklerinde bulundu; görevlerin çoğu bir iki yılı geçmedi.
Girit'e çıkarma yapıldı ve Venedik ile savaş başladı; savaş sadareti boyunca sürdü.
Sivas valiliğine ve Anadolu'daki hareketleri bastırmakla görevli serdarlığa getirildi.
Hamideli yöresinde Haydaroğlu Mehmed'in üzerine yürüdü ve onu yendi.
Sultan İbrahim tahttan indirildi, yedi yaşındaki IV. Mehmed tahta çıktı.
Sivas valisi Varvar Ali Paşa'yı ele geçirerek idam ettirdi ve başını İstanbul'a gönderdi.
Şam eyaleti valiliğine getirildi.
Halep beylerbeyiliğine tayin edildi.
İstanbul'da esnaf ayaklanması çıktı ve sadrazam Melek Ahmed Paşa görevden ayrıldı.
Halep'e gelerek göreve başladı; şehirdeki yeniçeri ve sipahi grupları arasında uzlaşma sağladı.
İslah-ı Âlem adıyla anılan düzenleme metnini hazırlattı ve ilan ettirdi.
Bağdat, Diyarbekir, Erzurum, Sivas ve Karaman valilerine mektup göndererek Maraş suyu başında toplanmaya çağırdı.
Halep'in Cüdeyde semtinde mescit, han, boyahane, kahvehane, sebil ve dükkânlardan oluşan külliyesini yaptırmaya başladı.
İstanbul'da sadrazam Tarhuncu Ahmed Paşa azledildiği gün öldürüldü; yerine Koca Derviş Mehmed Paşa getirildi.
Kilis'teki kastel yaptırıldı; kitabesi bu yılı taşır.
Koca Derviş Mehmed Paşa'nın hastalanması üzerine sadrazamlığa tayin edildi; mühür Halep'e gönderildi.
Halep'ten ayrıldı; Abaza Hasan Paşa da onunla birlikte hareket etti.
I. Ahmed'in kızı Ayşe Sultan ile evlendirildi ve hanedana damat oldu.
Devlet kademelerinde geniş bir tayin ve azil dalgası yürüttü; bir bölümü hakkında idam hükmü verildi.
Hereke, Gebze ve Tuzla üzerinden Üsküdar'a ulaştı ve Ayşe Sultan'ın sarayına yerleşti.
Sadaretten alınması için yapılan girişimler, kaptanıderya Kara Murad Paşa'nın araya girmesiyle sonuçsuz kaldı.
Yeniçeri ve sipahi ileri gelenleri harekete geçti; sadrazamın, kethüdasının ve şeyhülislâmın teslimi istendi, Ebûsaid Mehmed Efendi'nin konağı yağmalandı.
Topkapı Sarayı'ndaki meşveret toplantısında kimse lehinde söz almadı; sadaret mührünü padişaha teslim etti.
Atmeydanı'nda toplanan sipahilerin isteği üzerine aynı gün idam edildi; sadareti altı ay on dört gün sürmüştü.
Yerine kaptanıderya Kara Murad Paşa sadrazamlığa getirildi.
Kendisiyle birlikte İstanbul'a gelen Abaza Hasan Paşa, Anadolu'da büyük bir ayaklanma başlattı.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 1 yılHizmet Ettiği Padişahlar
3 padişahSavaşlar ve Seferler
4 kayıtEserleri
3 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. İpşir Mustafa Paşa mührü 28 Ekim 1654 tarihinde, Halep valisi iken kendisine gönderilen ulakla teslim aldı; mührün başkent dışında bir valiye yollanması bu dönemin uygulamalarındandır. Mührü 11 Mayıs 1655 tarihinde Topkapı Sarayı'ndaki meşveret toplantısında padişaha geri verdi ve aynı gün idam edildi.
Aile Ağacı
3 kişi
İpşir Mustafa PaşaSözleri
Rüşvet ve hediye kaldırıla.
Halep'te ilan ettirdiği İslah-ı Âlem metninin maddelerinden; dönem kaynaklarından aktarılırEhil olmayana makam verilmeye.
Halep'te ilan ettirdiği İslah-ı Âlem metninin maddelerinden; dönem kaynaklarından aktarılırVali ve kadılar müddetleri dolmadan azledilmeye.
Halep'te ilan ettirdiği İslah-ı Âlem metninin maddelerinden; dönem kaynaklarından aktarılırSikkenin ayarıyla oynanmaya.
Halep'te ilan ettirdiği İslah-ı Âlem metninin maddelerinden; dönem kaynaklarından aktarılırUmûr şer'e göre görüle.
Halep'te ilan ettirdiği İslah-ı Âlem metninin maddelerinden; dönem kaynaklarından aktarılırÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
8 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruİpşir Mustafa Paşa hangi tarihlerde sadrazamlık yaptı?
İpşir Mustafa Paşa'nın adı neden iki türlü yazılır?
İpşir Mustafa Paşa'nın Abaza Mehmed Paşa ile bağı nedir?
Varvar Ali Paşa olayı nedir?
İslah-ı Âlem nedir?
İpşir Mustafa Paşa neden sadrazamlığa çağrıldı?
İpşir Mustafa Paşa İstanbul'a ne zaman geldi?
İpşir Mustafa Paşa kiminle evlendi?
İpşir Mustafa Paşa nasıl azledildi?
İpşir Mustafa Paşa nasıl öldü?
İpşir Mustafa Paşa'nın mezarı nerededir?
İpşir Mustafa Paşa'dan sonra sadrazam kim oldu?
İpşir Mustafa Paşa hangi eserleri yaptırdı?
İpşir Mustafa Paşa Celâlî miydi?
İpşir Mustafa Paşa'nın sadareti neden başarısız sayılır?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1584734 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026



